5 Mayıs 2011 Perşembe

Sevag'ın ölümü aydınlatılmayı bekliyor!



Batman’da terhisine 23 gün kala karnına isabet eden kurşunla hayatını kaybeden Sevag Şahin Balıkçı için Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) bir basın açıklaması düzenlendi.

Irkçılık Ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon ve İHD’nin düzenlediği basın toplantısına destek verenler arasında, Barış İçin Vicdani Red Girişimi, ÖDP İstanbul il Örgütü, Yüzleşme Derneği, Irkçılığa Ve Milliyetçiliğe Dur Be Girişimi, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Semra Somersan, Defne Sandalcı, Neşe Ozan yer aldı.

Basın metnini İHD üyelerinden Meral Çıldır yaptı. Çıldır, Balıkçı’nın ölümünün ardından yapılan açıklamaların çelişkili olduğunu söyleyerek “Çok iyi biliyoruz ki, bu ülkede kuşkulu ölen asker sayısı 500’e yaklaştı ve çok iyi biliyoruz ki, bu ülkede gayrimüslimlere yapılan saldırılar ve düşmanlık dehşet verecek ölçüde yaygın” dedi. Askeri yetkililere “Neden yarı ayrı farklı açıklamalarda bulunuyorsunuz” diye soran Çıldır, TSK’dan yanıt bekleyen soruların derhal aydınlatılması gerektiğini söyledi.

Kaynak: EVRENSEL

Sevag Şahin Balıkçı’nın şüpheli ölümünün ardındaki gerçekler açıklansın!


İHD İstanbul Şubesi Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Ermeni soykırımında hayatını kaybedenlerin anıldığı gün, askerde şüpheli bir biçimde öldürülen Sevag Şahin Balıkçı için basın açıklaması düzenledi. DSİP, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi, Barış için Vicdani Ret Platformu, ÖDP İstanbul İl Örgütü, Yüzleşme Derneği, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Semra Somersan, Defne Sandalcı ve Neşe Ozan'ın da desteklerini sunduğu açıklamada, Balıkçı'nın ölümündeki kuşkuların derhal giderilmesi gerektiği belirtildi.

Sevag Şahin Balıkçı'nın ölüm nedeni, "en yakın arkadaşıyla şakalaşırken kaza kurşunuyla vurularak hayatını kaybettiği" şeklinde bildirilmişti ailesine. Hâlbuki, sonradan faili olduğu anlaşılan Kıvanç Ağaoğlu'nun Balıkçı'yla "samimi" birer arkadaş olduğuna dair hiçbir kanıt yoktu. Balıkçı ailesinin avukatının açıklamasına göre, "kaza" anında doldur-boşalt yapılması için bir gerekçe yoktu. Yakınlarının aktardığına göre, Sevag üstlerinden şiddet görmüştü. Bunun üzerine şikâyet dilekçesi vermişti, fakat gelen baskılar üzerine şikâyetini geri almak durumunda kalmıştı.

Basın açıklamasıyla Genelkurmay'a şu sorular yönetildi:

"Neden iki farklı açıklama yaptınız? Neden öldürme olayını ilk önce şakalaşma, sonra da silahın yanlışlıkla ateş alması sonucunda vurulma olarak duyurdunuz? Olay saat 11.00'de olduğu halde, tanıkların ifadelerine neden 18.00'e kadar başvurmadınız? Bu kadar saat neden beklediniz? Ast-üst ilişkilerinin belirleyici olduğu koşullarda bu süre içinde tanıkların nasıl ifade vereceğine ilişkin bir yönlendirme yapılmadığına kamuoyunu nasıl inandırmayı düşünüyorsunuz? Olayı, anında "şakalaşma" ve "kaza" olarak duyurdunuz. Adı günler sonra açıklanan Kıvanç Ağaoğlu, Sevag'ın vurulmasının şakalaşma ya da kaza sonucu olduğuna ilişkin sizi nasıl bu kadar çabuk ikna edebildi? Bir öldürme olayının şakalaşma ya da kaza sonucu olduğu, ancak ayrıntılı idari ve teknik inceleme, soruşturma sonucunda elde edilebilecek bir bilgidir. Siz böyle bir araştırma ve soruşturma sonucunu beklemeden neden derhal, aceleyle, Sevag'ın öldürülmesini "mazur" gösteren, hatta aklayan bir şakalaşma ve ardından doldur-boşalt sırasında kaza açıklaması yaptınız? Uzman kişilerin ve yargının kararını beklemeden bu hakkı kendinizde nasıl gördünüz?" soruları yöneltildi.

Basın açıklamasına destek veren kişi ve kurumlar, Genelkurmay'a suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Kaynak: Marksist.org

Okunan basın açıklaması metni:
05.05.2011

TSK’DAN SEVAK ŞAHİN BALIKÇI’NIN VURULARAK ÖLDÜRÜLMESİ İLE İLGİLİ AYRINTILI AÇIKLAMA TALEP EDİYORUZ.

Sevak Şahin Balıkçı, askerlik yapığı Batman’ın Kozlu ilçesine bağlı Gümüşgörgü Jandarma karakolunda 24 Nisan 2011’de vurularak öldürüldü.

Ailesine “en yakın arkadaşıyla şakalaşırken kaza kurşunuyla” vurularak hayatını kaybettiği bildirildi.

Ancak açıklamalar çelişkiliydi. Sonradan Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sevak çit ören grupta yer alırken, “badi”si tel örgü yapanların başında nöbet tutuyordu. “Badi”nin silahının ateş alması sonucu Sevak karın bölgesine isabet eden bir kurşunla hayatını kaybetmişti.

Oysa Balıkçı ailesinin Avukatı Cem Halavurt, olay yerinde yaptığı inceleme ve görüşmelerinin ardından, Sevak’ı vuran askerin, üstlerinin silahını doldurması emrini vermeleri için geçerli bir nedeninin olmadığını açıkladı. Zaten daha önce Sevak’ın sözlüsü, olayın kaza olduğuna inanmadığını, karakolda 50 lira çalındığını, suçun Sevak’ın üzerine atıldığını, bir uzman çavuşun Sevak’ı dövdüğünü, Sevak’ın bu olaya ilişkin komutanlarına bir şikayet dilekçesi verdiğini, baskı üzerine dilekçesini geri çekmek zorunda kaldığını, birliğindeki ülkücüler tarafından rahatsız edildiğini anlatıyor. Sözlüsü Sevak’ın bu bilgileri kendisiyle paylaştığını, kendisinin de, terhisine az bir zaman kalmışken olayın üstüne gitmemesini söylediğini aktarıyor. Bu bilgiler basında yer aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yalanladı.

Sevak’ın cenazesi 27 Nisan’da Feriköy kilisesinden kaldırıldı. Cenaze törenine, kiliseyi dolduran ve Sevak’ın yakınlarının kiliseye girememesine neden olan kalabalık askeri ve devlet erkânı damgasını vurdu. Tabutun Türk bayrağına sarılması, bayrağın bir subay tarafından Sevak’ın babasına uzatılarak öptürülmesi, bahçede ve kilisede adım atacak yer yokken “paşalarımız geçiyor, yol açın” diye defalarca kalabalığın yarılması, gelenlerin üstlerinin aranması ve bütün bunların bir araya gelmesi, cenaze törenini, militarizmin gövde gösterisine ve bir Türkleştirme törenine dönüştürdü.

Öte yandan Sevak’ı “şakalaşırken” ya da “kazara” öldüren kişinin kimliği günlerce açıklanmadı. Ancak 3 Mayıs 2011 Salı günü bu kişinin adı Kıvanç Ağaoğlu olarak bildirildi. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’a baktığımızda, paylaştığı yazılardan ve tercihlerinden, Ağaoğlu’nun ülkücü görüşlere sahip olduğunu gördük.

Balıkçı ailesinin avukatı Cem Halavurt dün Batman’dan dönüşte gözlemlerini aktardı. Buna göre, görüştükleri herkes aynı ağızdan konuşuyor, orada olan da, olmayan da aynı şeyi söylüyordu. Başından beri iddia edilenin tersine, Kıvanç Ağaoğlu ile Sevak’ın iyi arkadaş olduklarına dair hiçbir kanıt gösterilememişti. Mesela Kıvanç Ağaoğlu’nun Facebook’taki sayfasında “arkadaş”ları arasında Sevak yoktu. Ağaoğlu’nun sayfası bir süre sonra kaldırıldı. Şu anda yok.

Olayın kendisiyle ilgili çok az şey biliyoruz. Ama olayın nasıl bir arka plan üzerinde, hangi tarihsel sürecin devamında ve hangi çevre koşullarında cereyan ettiğini çok iyi biliyoruz.

Çok iyi biliyoruz ki, bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinde çatışma dışında kuşkulu bir şekilde ölen asker sayısı 500’e yaklaştı.

Çok iyi biliyoruz ki, gayrimüslimlere yönelik düşmanlık ve nefret söylemi değişen tonlarda, ince ya da alabildiğine kalın, devlet yetkilisinden sokaktaki insana kadar dehşet verecek ölçüde yaygın. İnternette ise zincirlerinden boşanmış bir dille dolaşımda. İnsanlar adeta gayrimüslimleri öldürmeye teşvik ediliyor.

Çok iyi biliyoruz ki bu ülke son yıllarda gayrımüslimlere yönelik suikast ve en vahşice cinayetlere sahne oldu.

Çok iyi biliyoruz ki, gayrimüslimler her fırsatta vatana, devlete bağlılıklarını, sadakatlerini kanıtlamaya davet edilir. Cenaze töreninde yoğunlaşmış bir şekilde kendini ortaya koyan, bayrak öptürten bu yaygın, sıradanlaştırılmış atmosfer gayrimüslimleri anayurdunda misafir gibi, alacaklı oldukları halde borçlu gibi yaşamaya zorlar. Kuşaklar boyu onlar bu şekilde “terbiye” edilmeye çalışılıyor. Hak aramalarının koşulları yok ediliyor, özgürce, eşit yurttaşlar olarak hesap sormalarının önü tıkanıyor.

Tarihsel olarak yakın zamana kadar gayrimüslimlere askerde tüfek verilmezdi, hâlâ da yerine göre “hassas” noktalarda onlar görevlendirmezler, devlet kapısı, üniversiteler dışında gayrimüslim çalışanlara kapalıdır, onu da çok iyi biliyoruz.

Bu koşullarda ve özellikle bu koşullar nedeniyle, Sevak’ı sevenlere ve kamuoyuna TSK’nın en açık, en şeffaf ve en ayrıntılı bilgi verme yükümlülüğü daha da artmış, daha da aciliyet kazanmıştır.

Şimdi askeri yetkililere soruyoruz:

Neden iki farklı açıklama yaptınız? Neden öldürme olayını ilk önce şakalaşma, sonra da “silahın kazara ateş alması” sonucunda vurulma olarak duyurdunuz?

Olay saat 11.00’de olduğu halde, tanıkların ifadelerine neden 18.00’e kadar başvurmadınız? Bu kadar saat neden beklediniz? Ast-üst ilişkilerinin belirleyici olduğu koşullarda bu süre içinde tanıkların nasıl ifade vereceklerine ilişkin bir yönlendirme yapılmadığına kamuoyunu nasıl inandırmayı düşünüyorsunuz?

Olayı, anında “şakalaşma” ve “kaza” olarak duyurdunuz. Adı günler sonra açıklanan Kıvanç Ağaoğlu, Sevak’ın vurulmasının şakalaşma ya da kaza sonucu olduğuna ilişkin sizi nasıl bu kadar çabuk ikna edebildi? Bir öldürme olayının “şakalaşma” ya da “kaza” sonucu olduğu, ancak ayrıntılı idari ve teknik inceleme, soruşturma sonucunda elde edilecek bir bilgidir. Siz böyle bir araştırma ve soruşturma sonucunu beklemeden neden derhal, alelacele, Sevak’ın öldürülmesini “mazur” gösteren, hatta aklayan bir “şakalaşma” ve ardından “doldur-boşalt sırasında kaza” açıklaması yaptınız? Uzman kişilerin ve yargının kararını beklemeden bu hakkı kendinizde nasıl gördünüz?

Biz İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, bu basın toplantısına destek veren adalet arayıcılarıyla birlikte, TSK’dan bu soruların yanıtlarını ve yeterli bilgi elimizde olmadığı için sorusunu bile soramadığımız diğer aydınlatıcı detayları derhal kamuoyuna açıklamasını talep ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ
IRKÇILIK VE AYRIMCILIĞA KARŞI KOMİSYON