25 Kasım 2014 Salı

Sömürüsüz, ilaçsız yaşam için bir adım daha: Vegan beslenme tablosu!

Yeryüzüne Özgürlük Derneği olarak 1-30 Kasım Dünya Vegan Ayı etkinlikleri kapsamında protein, vitamin ve minerallerin hangi bitkisel gıdalarda bulunduğunu gösteren resimli bir tablo yayınlıyoruz. Hayvan sömürüsüne direnen herkese selamlar!




Tablonun ikiye (2 x A3) bölünmüş hali: http://bit.ly/2fORstd
Tam hali (81x29 cm): http://bit.ly/1DZ4lne
(İstanbul veya İzmir'deyseniz basılı tabloyu aşağıdaki dağıtım noktalarından teslim alabilirsiniz.)

Vegan beslenme tablosu Türkçe’de bir ilk! Dünyadaki benzer tablolardan esinlenmekle birlikle Türkiye'de kolay ve ucuza bulunan yiyeceklere öncelik verdik. Amacımız, Türkiye’de hayvan sömürüsünün farkına varıp vegan yaşamak isteyenleri desteklemek. Hangi besinin günlük ne kadar lazım olduğu ve bunların hangi yiyecekte ne kadar bulunduğunu üşenmedik şurdan bakıp tek tek yazdık. Ayrıca vitamin ve minerallerin vücutta depolanabilirliğini ve emilimini arttıran/azaltan faktörleri de not ettik. Tablodaki bilgiler, sadece veganlara değil baharatların, kuruyemişlerin ve otların mucizesinden faydalanmak isteyen veya gut hastalığına, kolesterole, kalp-damar hastalıklarına, obeziteye vs çare arayan herkese hitap ediyor.

Birkaç örnek ister misiniz? Mesela günde 50 gram kabak çekirdeği yemek, magnezyum ve çinko ihtiyacımızın yarısından fazlasını, lif ve protein ihtiyacımızın üçte birini karşılıyor. Gün boyunca yemeklerimize serpiştireceğimiz 10 gram nane, demir ihtiyacımızın yarısını, omega-3 ihtiyacımızın çeyreğini ve kalsiyum ihtiyacımızın beşte birini karşılıyor. Tabloda D vitamini sıkıntısını aşmak için mantarları güneşte kuruttuktan sonra yemek gerektiği gibi ilginç bilgiler de var.

Kendimize iyi bakmayı öğrenirsek sağlımızı kâra indirgeyen ve hayvan deneyleriyle ilerleyen ilaç endüstrisine muhtaç kalmayız. Kendimize bakmak, hayvan özgürlüğü mücadelesinin bir parçası; çünkü biz de birer hayvanız. Unutmayın, ilaç endüstrisi, enerji ve silah endüstrisi ile beraber dünyanın en büyük (dolayısıyla en kanlı) üç sektöründen birisi.

Herkesi hiçbir canlının eti için öldürülmediği ve sütü için tecavüze uğramadığı bir dünya adına vegan olmaya çağırıyoruz. Sadece insan olmayan hayvanların değil insan olanların ve doğanın da sömürüsü üzerinden varlığını sürdüren ve bizleri “tüketici”ye indirgeyen kapitalist endüstriye karşı friganlık ve kendin-yap kültürünü teşvik ediyoruz.

Kafessiz, zincirsiz ve patronsuz bir dünya! Rızasız tüm ilişkilere karşı yeryüzüne özgürlük!

The first Turkish vegan nutrition chart is here! It is published by Freedom to Earth. Download / print (81x29 cm) link: http://bit.ly/1DZ4lne

(Delivery points listed below) Tablonun 81x29 cm boyutunda  renkli kuşe kağıda basılı versiyonunu aşağıda adresini verdiğimiz noktalardan edinebilirsiniz:

- Vegan Mutfak: Kurabiye Sokak, 19/3, Beyoğlu, İstanbul 
- Bella Vista Vegan Hostel: Turan Caddesi, 50, Tarlabaşı, Beyoğlu, İstanbul
- Vegan Dükkan: Soğancı Sokak, 8, Cihangir, Beyoğlu, İstanbul
- Mahatma Cafe: Macit Erbudak Sokak, 50/A, Yeldeğirmeni, Kadıköy, İstanbul
- KafeNa: Nüzhetiye Karakolu Sokak, 3, Beşiktaş, İstanbul










14 Kasım 2014 Cuma

Bu Cumartesi Kadikoy`deyiz, bekleriz!

Yeryuzune Ozgurluk aktivistleri olarak bu Cumartesi Kadikoy`de Aka-Der`in duzenledigi Ekoloji Dersligi etkinliginde insanmerkezcilik ve turculuk karsiti mucadeleyi tartisiyoruz; ardindan hayvan ozgurlugu aktivistlerinin bulusacagi musterek bir toplantiya katiliyoruz. Sizleri de bekleriz.



15 Kasim Cumartesi 14:30`da Aka-der Kadikoy subesinde Yeryuzune Ozgurluk`ten Guray Tezcan insanmerkezcilige karsi hayvan ozgurlugu sunumu yapacak. Sunumun ardindan soru-cevaplarla soylesiye gecilecek. Ayni gun 16:00`da ise farkli hayvan ozgurlugu gruplarindan aktivistlerin bir araya gelecegi bir toplantiya katiliyoruz. Toplanti Moda`da, detaylari soylesiye gelerek ogrenebilirsiniz.

Kadikoy Aka-Der`deki etkinligin Facebook sayfasindan ayrintilari ogrenebilir ve arkadaslarinizi etkinlige davet edebilirsiniz.

9 Kasım 2014 Pazar

Tuzla’da inşa edilen yeni yunus parkını protesto ediyoruz!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) desteği ve Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın öncülüğünde yürütülen, Mart 2015’te açılması planlanan 250 milyon dolarlık Tuzla Marina ve AVM projesi kapsamında bir de yunus gösteri merkezi yapılıyor. Yunuslara Özgürlük Platformu, inşası süren yunus parkı ile ilgili olarak bir protesto açıklaması yayınladı.


Yunus parklarına yönelik gittikçe artan kamuoyu tepkisi nedeniyle birkaç yıldır gizlilik içinde yürütüldüğünü anladığımız bu yunus parkı, Tuzla Belediyesi’nin web sitesindeki ilgili sayfada ve bugüne kadar çıkan haberlerde “eğlence ve su parkı” ve “gösteri alanı” olarak geçiyor. Ancak, sitede ve YouTube’da yer alan tanıtım videosunu izleyenler, animasyonun üçüncü dakikasından itibaren bu projede bir de yunus gösteri merkezinin yer aldığını görebiliyor!

Geçtiğimiz yıl yolsuzluk skandalıyla anılan TOKİ Eski Başkanı / Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ve çocuklarının yönetiminde olan Bayraktar İnşaat tarafından yürütüldüğü belirtilen Via Properties imzalı bu projenin duyurusunu ise, 2013’te İBB Başkanı Kadir Topbaş yapıyor. Yani, yap-işlet-devret modeliyle Ruslara kiralanan İstanbul’daki bir yunus parkının İBB olarak “sahibi”… Ya da işkence gördüklerini bizzat kabul ettiği bu tesislerdeki tutsak deniz memelilerine ve İstanbul sokaklarında, barınaklarında katledilen binlerce sokak hayvanına rağmen, protestolar arasında kendisine “En İyi Başkan” ödülü verilen bir “iş adamı”…

* Yerel sivil toplum kuruluşlarının girişimi ve binlerce duyarlı kişinin tepkisiyle Fethiye ve Kaş’taki iki yunus parkının kapanmasını sağlamışken,
* İzmir Ticaret Odası’nın Tarihi Mendirek Projesi’nde yer alması planlanan yunus parkını kitlesel tepkiler sonucu engellemişken,
* Türkiye’de ve dünyada yunus parklarına destek veren şirket ve markaların sayısı hızla azalırken,
* Bodrum’daki yunus parkı üç yıllık mücadele sonunda kapanmak üzereyken,
* Bunca yıllık çaba sonunda yeni yunus parklarının açılmaması ve mevcutların kapatılması yönündeki maddenin Ekim ayında TBMM Genel Kurulu’nda 5199 kapsamında yasalaşması beklenirken,

İstanbul’da üçüncü bir deniz hapishanesinin açılmasına, onlarca deniz memelisinin tutsak edilmesine ve gösteriler, eğitimler sırasında işkence görmesine izin vermeyeceğiz!

Lütfen bu işkence merkezinin açılmaması ve projeden çıkarılması için siz de sesinizi yükseltin! Yasal hakkınız olan aşağıdaki bilgi edinme yazısını, tarih, isim-soyad ve T.C. kimlik numarası bilgilerinizle birlikte ilgili kurumlara gönderin.

Ve daha büyük protestolar için www.yunuslaraozgurluk.com, www.facebook.com/yunuslaraozgurluk ve www.twitter.com/ozguryunuslar adreslerini takip edin!

Kaynak: Hayvan Özgürlüğü Çevirileri

* İlgili kurumlara bilgi edinme yazısı göndermek için örnek dilekçeye ulaşmak isterseniz lütfen buraya tıklayın.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Munzur’da Dördüncü HES’e Aynı Karar

Mahkeme Munzur Vadisi’nde yapımı planlanan üç HES’e yönelik kararını dördüncü için de verdi: Hukuka aykırı ve ÇED yeterliliği yok.


Ankara 3'üncü İdare Mahkemesi Tunceli'de, Munzur Vadisi’nde yapılması planlanan dördüncü HES projesinde de daha önce başka HES'ler için verdiği kararı tekrar etti.

Mahkeme, temmuz ayında, Munzur Milli Parkı’nda yer alan Konaktepe 1, Konaktepe 1 ve Bozkaya Baraj ve HES projelerini de hukuka aykırı ve ÇED yeterliliği olmadığı gerekçelerini açıklamıştı

Son olarak iptal edilen Kaletepe HES projesine de 31 Ekim günü yapılan duruşmada aynı gerekçeler belirtildi.

“Bir daha onaylanmaz”

Dört HES projesinin iptali için mahkemeye başvuran avukatların yaptığı açıklamada, artık Munzur’da baraj projelerinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı.

“Munzur Vadisi'nde projelendirilen hiçbir baraj ve HES projesi için ÇED olumlu kararı yoktu.

"Bütün HES projeleri ÇED kararlarından muaf tutulmuşlardı. Mahkeme ÇED olumlu kararı alınmadan böyle bir projenin hayata geçirilmeyeceğini kesin bir kararla belirtiyor.

“Bu durumun özellikle milli parklarda hukuka aykırı olduğunu belirtiyor ev baraj projelerini iptal ediyor.

“Munzur Vadisi Milli Parkı'nda ÇED olumlu kararı alınması mümkün değil ve bu durumda Munzur Vadisi'nir daha herhangi bir baraj projesinin onaylanacağını hiçbir şekilde düşünmüyoruz."

Kaynak: Bianet

Şerzan Kurt Davası Yeniden Başlıyor

Muğla’da öğrenci Şerzan Kurt’u vurarak ölümüne sebep olan polisin sekiz yıl ceza alıp tahliye edilmesi kararı Yargıtay’dan döndü. Polis Şahin’in yargılandığı dava yarın Eskişehir’de tekrar başlayacak.


Muğla’da polis kurşunuyla öldürülen 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Şerzan Kurt ile ilgili davanın yeniden görülmesine başlanacak. İlk duruşma yarın saat 14:00’te Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesinde.

Kurt’u öldüren polis Gültekin Şahin 2,5 yıl tutuklu yargılanmış, 7 Eylül 2012’deki son duruşmada sekiz yıl hapis cezasına çarptırılmış ve tahliye edilmişti.

Yargıtay “fiilin kasten işlendiği” ve “polis Şahin’in görevden atılması gerektiği” kararıyla yerel mahkemenin kararını bozdu ve davanın yeniden görülmesine karar verdi.

Ne olmuştu?

Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Şerzan Kurt, 12 Mayıs 2010'da vuruldu, ağır yaralandı. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 19 Mayıs'ta yaşamını yitirdi.

Kurt'un ölümü ile ilgili olarak Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi'nde görevli polis memuru Gültekin Şahin tutuklandı.

Şahin hakkında Muğla Ağır Ceza Mahkemesi'nde "olası kasıtla nitelikli insan öldürme" suçundan dava açıldı.

Dava "güvenlik gerekçesiyle" Eskişehir'e nakledildi.

Sanık mı, tanık mı?

Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesinde 2,5 yıl tutuklu yargılanan polis Şahin, 7 Eylül 2012’deki son duruşmada suçlu bulunarak sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, polis Şahin’i önce Kurt'u öldürmekten suçlu bularak müebbet hapis cezası verdi.

Daha sonra davanın tanığı Oktay Kebapçı'nın da olay yerinde olduğu ve silahını ateşlediği öne sürülerek, sanık Şahin'e "faile yardım etmekten" ceza indirimi uygulandı.

“Polis olarak ben görevimi yaptım. Üstlerimden gelen talimat ile havaya ateş ettim” diye savunma yapan Şahin tahliye edildi.

Kurt Ailesi'nin avukatı Mustafa Rollas, bianet'e yaptığı açıklamada karara itiraz edeceklerini söylemişti:

“Madem Şahin olayın faili o zaman neden suça yardımdan ceza aldı? Eğer Kebapçı fail ise neden davada sanık değil de tanık olarak bulundu ve mahkeme neden Kebapçı hakkında suç duyurusu yapmadı? Eğer Kebapçı suçluysa Şahin beraat etmeliydi. Zaten Şerzan'da tek kurşun yarası var, ikisi birden fail olamaz.”

Kararı duyan Şerzan Kurt’un babası Ömer Kurt, "Ben zaten bir kere ölmüştüm, bugün ikinci kez öldürdüler beni" dedi, mahkeme önünde "Adalete sığınıyorum, adalet neredesin?" diye feryat etmişti.

Kaynak: Bianet

KaosGL Artık Et Yemiyor

KaosGL Derneği, düzenleyeceği hiçbir etkinlikte bundan sonra et tüketmeyeceğini; hibe, bağış ve destek yolu ile gelen hiçbir kaynağı et harcamalarında kullanmayacağını açıkladı.


KaosGL Derneği; 1 Kasım Dünya Veganlar Günü vesilesiyle, bundan sonra yaptığı hiçbir etkinlikte et tüketmeyeceğini açıkladı.

Dernek, bundan sonra yaptığı etkinliklerde et yemeyeceğini, insan dışı hayvanlar üzerine kurulmuş sömürü sistemine karşı duracağını, ürettiği politika ve faaliyetlerde türcülük karşıtı sergilediği duruşunu bir adım öteye taşıyacağını deklare etti.

Kaos GL Derneği 1 Kasım 2014’ten itibaren;

* Düzenleyeceği hiçbir etkinlikte bundan sonra et tüketmeyecek.

* Hibe, bağış ve destek yolu ile gelen hiçbir kaynağı et harcamalarında kullanmayacak.

* Türcülük karşıtlığını ilke ve değerlerinin bir parçası haline getirecek, ürettiği politikalarda bu ilkesine de sadık kalacak.

* İç ve dış mekanizmalarında türcülüğü diğer ayrımcılık türleri ile eşit şekilde değerlendirip gerekli prosedürleri işletecek.

* Basılı veya basılı olmayan tüm materyallerinde bu ayrımcılığı da özendirici, teşvik edici veya meşru gösteren hiçbir içeriği kullanmayacak.

Kaynak: Bianet

AKP'nin 12 Yılında En Az 14 Bin 555 İşçi Öldü

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin raporuna göre, ekim ayında en az 160 işçi öldü. 3 Kasım yani AKP'nin iktidara gelişinin 12. yılında en az 14 bin 555 işçi öldü.


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin raporuna göre, ekim ayında en az 160 işçi öldü.

Hayatını kaybeden işçilerin 27'si kadın, dördü çocuk, üçü göçmen işçiydi.

Ekim ayında en çok tarım ve orman işçileri öldü, ölüm şekli olarak ise trafik ve servis kazaları ilk sırada yer alıyor.

Meclisin raporuna göre, ekim ayıyla birlikte 2014 yılının ilk 10 ayında 1600 işçi öldü.

AKP iktidarında 14 bin 555 işçi öldü

İşçi Sağlığı İş Meclisi, 3 Kasım yani AKP'nin iktidara gelişinin 12. yılında en az 14 bin 555 işçinin öldüğünü belirtti.

İşçi ölümü verilerinin ilk on yılı SGK, son üç yılı ise İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi kayıtları:

2002 yılının son iki ayında 146 işçi, 2003 yılında 811 işçi, 2004 yılında 843 işçi, 2005 yılında 1096 işçi, 2006 yılında 1601 işçi, 2007 yılında 1044 işçi, 2008 yılında 866 işçi, 2009 yılında 1171 işçi, 2010 yılında 1454 işçi, 2011 yılında 1710 işçi, 2012 yılında 878 işçi, 2013 yılında 1235 işçi 2014 yılının ilk on ayında ise 1600 işçi can verdi.

İşçiler güvenli araçlarda taşınmalı

Meclisin raporuna göre 2014 yılının ekim ayında Karaman'da madende hala mahsur kalan 18 işçi ile Isparta'da yolda ölen 18 mevsimlik tarım işçisine dikkat çekildi.

* Isparta’nın Yalvaç ilçesi yakınlarında elma toplayan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan midibüsün yol kenarındaki su tahliye kanalına devrilmesi sonucu 15 kadın işçi yaşamını yitirdi.

* Tarım işçileri yıllardan beri uygun olmayan koşullarda tarlalara, bahçelere taşınıyor. Kapalı kasa kamyonetler, traktör römorkları vb. Şimdi de 27 kişi kapasiteli minibüse 45 işçi bindiriliyor. AKP iktidarı duble yol yapmakla övüneceğine tarım işçilerinin sağlıklı ve güvenli taşınması koşullarını gerçekleştirmesi gerekiyor.

Karaman'da 4 soru

1- Konya-Karaman bölgesinin kapalı havza olduğu belirtilip linyit madenlerini su basabileceği uyarısı Enerji Bakanlığı’na yapılmıştı. Hal böyleyken bu uyarı neden dinlenmiyor?

2- Çalışma Bakanlığı geçen 19-20 Haziran tarihlerinde madeni denetlemişti. “Kapatılma gerektirmeyen eksiklikler”den dolayı şirkete 9 bin lira idari para cezası kesilmişti. Bu mudur kapatılma gerektirmeyen eksiklikler? Yine denetimler ve yeni torba yasa sonrası bölgede bulunan 12 madenin 9’u üretimi durdurmuştu. Has Şekerler’in farkı nedir?

3- Has Şekerler Şirketi de rödovans sistemi ile çalışıyordu. 2012 Mayıs ayında devlet maden patronlarına “ne üretirseniz alacağız” uygulamasına geçti. Bu durum üretimin hızlanmasına ve buna paralel olarak işçi sayısının artmasına yol açtı. Aynı durumu Soma’da da belirtmiştik. Enerji Bakanlığı neden rödovans sisteminden vazgeçmiyor?

4- Has Şekerler Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar daha evvel Soma’da madenci katliamlarına sahne olan Soma Uyar Madencilik’in sahibi Azmi Uyar’ın amcaoğlu. Devlet neden bu ailenin madenlerinde gerekli tedbirleri almıyor?

En çok tarım ve orman

Bu yılın ekim ayında ölen işçilerin çalışma kolları şöyle:

Tarım, Orman işkolunda 42 emekçi; İnşaat, Yol işkolunda 35 işçi; Madencilik işkolunda 25 işçi; Taşımacılık işkolunda 10 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 6 emekçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi; Metal işkolunda 4 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Enerji işkolunda 1 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 1 işçi; Çalıştığı işkolunu belirlenemeyen 1 işçi.

Trafik ve servis kazaları

İşçilerin ölüm nedenleri şöyle:

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 53 işçi; Düşme nedeniyle 31 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 22 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 22 işçi; Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, KKKA, intihar, yıldırım düşmesi, saldırı vb.) 19 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi; Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 5 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi can verdi.

4 çocuk mevsimlik tarım işçisi

9 yaşındaki çiftçi Harun Demir, İzmir Kiraz’da bahçeden kestane toplayanları taşıyan traktörün devrilmesi sonucu can verdi.

14 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Ferhad Ş., Konya Ereğli’de tarlada eşiyle kaldıkları çadırda yaktıkları ateşin dumanından zehirlendi.

15 yaşındaki mevsimlik elma işçisi Veli Can Çelik, okul harçlığını çıkarmak için Konya’dan Isparta’ya giderken servis minibüsü devrildi.

15 yaşındaki çoban Reşat B., Şanlıurfa Ceylanpınar Hamik göçerlerinde koyun otlatırken yıldırım düşmesi sonucu can verdi.

Şehir şehir ölümler

25 ölüm Isparta’da; 18 ölüm Karaman’da; 7 ölüm İstanbul’da; 5’er ölüm Ankara, Bursa, Hatay ve Kocaeli’nde; 4’er ölüm Antalya, Gaziantep, Mersin, Sivas ve Şanlıurfa’da; 3’er ölüm Adana, Balıkesir, Denizli, Elazığ, Erzurum, Konya ve Sakarya’da; 2’şer ölüm Aksaray, Ardahan, Aydın, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Niğde, Samsun, Tekirdağ, Uşak ve Yalova’da; 1’er ölüm ise Ağrı, Bartın, Bilecik, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Giresun, Karabük, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Malatya, Muğla, Ordu, Osmaniye, Trabzon, Van, İtalya, Kazakistan ve Liberya’da yaşandı.

Kaynak: Bianet

İstanbul Boğazı’nda Göçmen Teknesi Battı

İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında Rumelihisarı açıklarında göçmenleri taşıdığı söylenen bir tekne battı. 24 kişinin cesedine ulaşıldı, 12 kişi aranıyor.


İstanbul Boğazı Karadeniz çıkışında sabah saatlerinde bir tekne battı.

Haber sitelerinde yer alan bilgilere göre teknede biri Türiyeli kaptan, 42 Afgan toplam 43 kişi bulunuyordu. 12’sinin çocuk, 7’sinin kadın, 23’ünün ise erkek olduğu öğrenildi. 24 kişinin cesedine ulaşıldı, 12 kişi aranıyor; 6 kişi sağ olarak kurtarıldı.

Afgan göçmenlerin Romanya'ya gitmek istediği iddia edildi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, tekne kazasıyla ilgili, şunları kaydetti:

"Tekne içerisinde kesin rakamı bilmemekle beraber sadece sağ kurtulanların ifadesinden aldığımız bilgiyi size aktarıyorum, 43 kişi olduğu ifade ediliyor. Bunların 3 tanesinin mürettebat, diğer 40 kişinin ise hepsinin Afgan uyruklu olduğunu söyleyemeyeceğim. Sadece şu ana kadar 9 Afgan pasaportu tespit edilmiş durumda, dolayısıyla kalan kişilerin de Afgan uyruklu olduğu tahmin ediliyor. 20 kişi şu an itibarıyla hayatını kaybetmiş durumda. 6 kişi sağ olarak kurtulmuştur, geri kalan kişilerin ise arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor."

İstanbul Valiliği de sabah saat 10.00’da yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“03 Kasım 2014 sabah saatlerinde 158 Sahil Güvenlik ihbar hattına gelen yardım talebiyle, İstanbul Boğazı Kuzey çıkışı 2,5-3 millerde bir teknenin battığı ve denizde kurtarılmayı bekleyen şahıslar olduğu bilgisi alınmıştır.

“İhbar üzerine bölgeye çok yakın seyretmekte olan TCSG-74 gemisi ivedilikle bölgeye sevk edilmiş olup Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığına ait yedi adet Sahil Güvenlik Botu, bir helikopter ve bir dalış timi, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne bağlı iki bot ve bölgede bulunan balıkçı tekneleri tarafından arama kurtarma çalışmalarına devam edilmektedir.

“Şu ana kadar yapılan çalışmalarda beş kişi sağ olarak kurtarılmış, dört kişinin cesedine ulaşılmış olup Sahil Güvenlik ve İstanbul AFAD tarafından Rumeli Feneri Balıkçı Barınağında bir irtibat noktası oluşturulmaktadır.”

Kaynak: Bianet

* MÜŞTEREKLERİMİZ, yaşanan bu olaydan sonra bir bildiri yayınladı:

Kimse Nedensiz Kaçmaz, Hepimiz Göçmeniz!


İstanbul’dan Karadeniz’e doğru seyreden ufak bir tekne bu sabah Boğaz’ın dalgalarına dayanamayıp battı. İlk gelen haberlerden anlaşılan, çoğunluğu çocuk yirmiden fazla Afganistanlı ve Suriyeli hayatını kaybetti. Yolcular, ülkelerindeki acımasız sömürüden, savaşın yıkımından, açlıktan, siyasal ve kültürel baskıdan kaçmak için, yani hepimiz gibi daha iyi bir hayat umudunu taşıdıkları için yollara düşen göçmenlerdi.

Olayın İstanbul’da yaşanmış olmasının ilk elde şaşkınlık yaratması bir ölçüde anlaşılabilir. Ne de olsa son yıllarda benzerlerini Ege Denizi’nde duymaya alıştığımız kaçak geçişlerin ve kazaların bir benzeri ilk defa İstanbul’da yaşanıyor. Diğer yandan, şaşkınlığın yarattığı boşluğun bir kez daha ikiyüzlü bir insancıllıkla dolmaya başladığını görüyoruz. Muhtemel ki, ana akım haber mecraları bir iki gün boyunca bizlere, batan teknenin yetersizliğini, kaçaklara aracılık eden simsarların acımasızlığını, hayatını kaybeden isimsizlerin kötü talihini hatırlatacak.

Ne var ki, yaşananların esas sorumlusu ne paragöz tekne sahipleri ve aracılar ne de kendi hayatlarını bizler kadar önemsemediği ima edilen yoksul üçüncü dünyalılar. Onları Karadeniz gibi tehlikeli bir rotayı seçmek zorunda bırakan, Avrupa’nın sınırlarını her geçen gün yeni bir güvenlik teknolojisi ile daha da geçirimsiz kılan devletler ve onların güvenlik anlayışı. Savaş tekneleriyle, ağır silahlı askerlerle, termal kameralar, duvarlar ve daha onlarca akıl almaz yöntemle Ege’de denizden, Trakya’da karadan Avrupa’ya geçişleri zorlaştıran Avrupa Birliği, göçmenleri şimdi de bu rotayı seçmek zorunda bıraktı. Üstelik AB ile Türkiye arasında bu alanda kurulan işbirliği, Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçişleri her geçen gün daha tehlikeli hale getiriyor. Son aylarda yakalanan birkaç tekneden de anladığımız o ki, İstanbullular önümüzdeki aylarda bu sabahkine benzer olaylara tekrar tanık olacaklar.

Diğer yandan, denizlerde kaybolup gidenler, zamansız bir trajedinin isimsiz figüranları değiller. Göçmenler, ana akım vicdan aklayıcılarının bize vaaz ettiği üzere, sokakta dilenen, köprü altında uyuyan, denizde ölüp giden zavallılar değiller. Göçmenler, Avrupa’nın ve giderek artan biçimde Türkiye’nin de refahını var eden işçi sınıfının yer değiştiren üyeleri yalnızca. Değişen küresel ekonomi dengeleri, sınır politikaları ve savaşlar, Türkiye’nin de bir göçmen ülkesine dönüşmesine neden oluyor.

O yüzden bizlere bugün düşen, sermaye ve devletlerin işçi sınıfına karşı her yerde bir tehdit olduğunu hatırlatmak olmalı. Ermenek’le Rumeli Feneri’nin birbirine çok da uzak olmadığını, sokaklarda kalabalıklaşan göçmenlerin bizden sadaka bekleyen misafirlerimiz değil mücadele dostlarımız olduğunu önce biz bilmeliyiz.

Göç Suç Değil, Haktır!

Küresel Kapitalizme Karşı Sınırsız Sınıf Dayanışması!

2 Kasım 2014 Pazar

Köpeğini başını vura vura öldürdü, ‘nasıl olsa ölecekti’ dedi!

Bodrum’da yerleşik yaşayan İngiliz 48 yaşındaki Brayn C., 12 yıldır sahibi olduğu ‘Kol’ adlı Alman kurdu cinsi köpeğini cadde ortasında herkesin gözü önünde tahta ile başına vura vura öldürdü. Kendisine engel olmak isteyenlere saldıran Brayn C., polis tarafından gözaltına alındı. 


“Çok seviyordum ama artık yaşlanmıştı, hastaydı. Nasıl olsa ölecekti” diyerek, hayvanseverlerin tepkisini çeken Brayn C., Kabahatler Kanunu’na göre 200 lira para cezası kesildikten sonra serbest bırakıldı.

Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, yaklaşık 20 yıl önce Bodrum’a yerleşen ve yatlarda personel olarak çalışan Brayn C., Alman kurdu cinsi ‘Kol’ adlı köpeğini, İçmeler Caddesi’nde, çevredekilerin şaşkın bakışları arasında tahra ile pek çok kez başına vurarak öldürdü. Bu sırada kendisine engel olmak isteyen çevredeki hayvanseverler ve yat kaptanlarının üzerine elindeki tahra ile yürüyen Brayn C., korku saçtı. Başına aldığı tahra darbeleriyle kanlar içinde kalıp, can çekişerek ölen köpeği gören çevredekiler, durumu polise bildirdi.


"NASIL OLSA ÖLECEKTİ?"

12 yıldır beslediği köpeğini acımasızca öldüren Brayn C.’nin “Köpekleri çok severim. Kol’u da çok seviyordum ama artık yaşlanmıştı, hastaydı. Nasıl olsa ölecekti. Ha öyle ölmüş ha böyle ne farkeder? Ölümü elimden oldu. Onu temizledim. Bunda anormal bir şey yok. Her gün onlarca insan ölüyor kimse sesini çıkarıyor mu? Niye bu olayı bu kadar büyütüyorsunuz? Biraz sonra köpeği götürüp, gömeceğim. Başka bir köpek alır beslerim” demesi, çevredekilerin adeta kanını dondurdu.

Bu sırada olayı haber alarak gelen Animale Center veterineriErkan Sözbilen, müdahale etmek istediği köpeğin öldüğünü belirleyince Brayn C.’ye dönüp, “Uzun yıllardır Kol’a birlikte bakmıyor muyuz? Bir canı böyle almaya ne hakkın var? Bırak da onun uyutulup, uyutulmayacağına biz karar verelim” diyerek, tepkisini dile getirdi.

PARA CEZASI KESİLİP, SERBEST BIRAKILDI

Polis, olayın ardından Brayn C.’yi gözaltına aldı. İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen İngiliz, Kabahatler Kanunu’na göre 200 lira para cezası kesilip, serbest bırakıldı. Köpeğin leşi ise Bodrum Belediyesi Zabıta Ekipleri tarafından olay yerinden kaldırıldı.

"BUGÜN BUNU YAPAN YARIN İNSANLARA DA SALDIRABİLİR"

Brayn .C.’den şikayetçi olan yat imalat ustası Mustafa Yılmaz, “Kendisini burada uzun yıllardır tanıyoruz, yatlarda çalışıyor. Çok iyi Türkçe konuşuyor, köpekleri seviyordu. Bugün tahta ile köpeğinin başına vurarak öldürdüğünü görünce şok olduk. Yaralı köpeği kurtarıp, veterinere götürmek istedik, ancak buna izin vermeyip, bize de saldırdı. Niye böyle bir şey yaptı anlayamadık. Bugün bunu yapan yarın aynı şekilde insanlara da saldırabilir” dedi.

Kaynak: T24

1 Kasım 2014 Cumartesi

Bir Anne Çocuğunun Kemiklerinin Bulunmasına Sevinir mi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları Dargeçit kayıplarını andı, failleri söyledi, adalet talebini dile getirdi.


Cumartesi Anneleri/İnsanları 501. kez İstanbul, Galatasaray’da toplandı, kaybedilişlerinin 19. yılında Dargeçit kayıpları için adalet talebini yineledi.

Ermenek’te hayatını kaybeden işçileri andı, Kobanê’ye desteklerini dile getirdi.

Oturma eyleminde ilk olarak Dargeçit kayıplarından Abdurrahman Coşkun’un yengesi Mukaddes Coşkun konuştu.

“18 yaşındaki Abdurrahman Coşkun yıllar önce annesinin koynundan alındı, birkaç ay önce iki parça kemiğini verdiler. Annem bulunduğu haberi gelince sevindi. Bir annenin çocuğunun kemiklerinin bulunmasına sevinmesi ne demektir!

“Bizim katillerimizi biliyoruz. Söylüyoruz, hala kayıplarınızı kimin aldığını bilmiyoruz diyorlar. Devlet hala susuyor. Senelerce aradık kemiklerine ulaştık, katillerine de ulaşacağız.”

Faili devlet

Oturma eyleminde Dargeçit kayıplarının mezarlarını açtıran ve davalarının açılmasını sağlayan Mardin İnsan Hakları Derneği’nin gönderdiği mektubu Cumartesi İnsanları’ndan Kudret Ünal okudu.

“Zorla kaybettirilme örgütlü, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

Dargeçit’te 30 Ekim 1995’te, Süleyman Seyhan, Mehmet Emin Aslan, Nedim Akyön, Davut Altınkaynak, Seyhan Doğan, Abdurrahman Coşkun, Abdurrahman Olcay ile kayıplarının yerlerini ailelerine söylediği gerekçesiyle öldürülen Uzman Çavuş Bilal Batırır hakkındaki  soruşturma 1995 yılında ailelerin yaptığı suç duyurusu ile başladı.

“Ancak 2009’a kadar herhangi bir gelişme kaydedilmeden savcılıkta bekletildi.

“Daha sonra ortaya çıkan tanıklıklar ve 2012’de yapılan kazıda Seyhan Doğan ve Mehmet Emin Aslan’ın, 2013’te yağmur kuyularında yapılan aramada Abdurrahman Coşkun’un cenazelerine ulaşıldı. Süleyman Seyhan’ın cesedi ise 1996’dan sonra Dargeçit’te bir kuyuda bulundu.

“Dargeçit kayıplarının hikayesi zorla kaybettirme olaylarının tipik özelliklerini taşımakta olup bir JİTEM cinayetidir.

“Kayıplar hakkındaki soruşturmanın derhal iddianameye dönüşmesi gerekir. Zorla kaybettirmelerin faili bizzat devletin kendisidir. JİTEM de devletin tetikçisidir.”

Fezlekedeki şüpheliler

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 501. hafta bildirisinde de İHD Mardin’in çalışmaları sonucu yeniden açılan dosyada ismi geçen şüphelilere değinildi.

“İçlerinde dönemin Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Tabur Komutanı Hurşit İmren’in de olduğu şüpheliler Dargeçit kayıplarını kasten öldürme ile suçlandı.

Dava yok

“Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya ilişkin düzenlediği 17.11.2011 tarihli fezleke ise aradan üç yıl geçmesine rağmen, tanıkların verdiği ifade sonucunda üç kaybın kemiklerine ulaşılmasına rağmen davaya dönüşmedi.

“12 Yaşındaki Davut Altunkaynak, 14 yaşındaki Nedim Akyön ve 20 yaşındaki Abdullah Olcay’ın bedenlerine hala ulaşılamadı.”

Yargılama talebi

Bildiride yargıya da seslenildi.

“Yeter artık, kayıplarımızın akıbetlerini evrensel hukuka göre soruşturun, faillerini hakkaniyete uygun yargılayın! Yeter artık, bu toprakları ‘mezarsız ölüler, cezasız katiller’ ülkesi kılan hukuksuzluğa son verin!”

Kaynak: Bianet

Bartın’da Maden Ocağında Göçük

Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden ocağında yaşanan göçükte bir Çinli işçi hayatını kaybetti, göçük altındaki diğer Çinli işçiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.


Bartın'ın Amasra ilçesinde özel kömür işletmesine ait maden ocağında meydana gelen göçüğün altında üç işçi mahsur kaldı.

Bir işçi arkadaşlarının yardımıyla kurtulurken, diğer işçinin cesedine ulaşıldı. Madende kalan işçiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

Maden sahibi işletmenin Çinli firmalarda olduğunu söyledi

Göçük Tarlaağzı Köyü’ndeki maden ocağında galeri açma işlemi sırasında sabah karşı yaşandı

Arkadaşlarınca yaralı olarak çıkartılan Shouping Sun (40) adlı işçi Bartın Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Sabah saat 98.30 sularında işçilerden Maoshun Yang'ın cansız bedenine ulaşıldı. Göçük altındaki Shoujle Sun'u kurtarma çalışmaları ise sürüyor.

Amasra Kaymakamı Kadir Yener Eser göçük altındaki işçiyi kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

Hürriyet.com.tr’de yer alan habere göre maden sahibi Hattat Holding, madenin dört farklı Çinli firma tarafından işletildiği bilgisini verdi. Bu firmalarda ikisinin ismi Batong ve China Co. olarak belirtildi.

Kaynak: Bianet

* Fotoğraf: Selim Bostancı / AA

Türkiye'nin ve Dünyanın Şehirlerinde Kobanê İçin Yürüdüler

Kobanê ile dayanışma için yapılan küresel miting çağrısına Diyarbakır'dan İstanbul'a pek çok kentte insanlar sokaklarda yürüyüşler yaparak karşılık verdi.


Pek çok ülke ve kentte IŞİD saldırılarına karşı mücadele eden Kobanê halkıyla ile dayanışma eylemleri gerçekleşti.

1 Kasım'da Kobanê için küresel miting aralarında düşünür Noam Chomsky, Nobel Barış Ödülü sahibi Adolfo Perez Esquivel'in de olduğu çok sayıda kişi ve kurumun çağrısıyla gündeme geldi. Kısa sürede destek bularak "1 Kasım Dünya Kobanê Günü" şeklinde anılmaya başlandı.

Türkiye'de Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Aydın, Erzurum'un da aralarında olduğu pek çok kentte yapılan eylemler Afganistan, İngiltere ve Hollanda'nın da aralarında olduğu ülkelerde de gerçekleşti.

Diyarbakır

Zırhlı araçlar kentteydi

Fotoğraf: Ahmet Bolat / AA

Diyarbakır'da Dünya Kobanê Günü için yapılacak yürüyüş öncesi polis ve asker kent içinde pek çok yere konuşlandı.

Saat 12.30'da Koşuyolu Parkı'ndan başlayan yürüyüş öncesi valilik ve adliye binası önünde, polis araçları ise Seyrantepe Kavşağı, Bağlar Emek Caddesi, Melik Ahmet Adalet ve Kalkınma Partisi il binası önüne zırhlı araçlar yer aldı.

Polis “şüphe üzerine” 28 kişiyi gözaltına aldı. Dükkanların büyük bölümünün kepenkleri kapalıydı.

* Fotoğraf: Bedri Adanır

Daha önce Koşuyolu Parkı’ndan Sur İlçesi’ndeki Dağkapı Meydanı’na düzenleneceği duyurulan yürüyüşün güzergah sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve valilikle yapılan görüşmeler sonunda Koşuparkı’ndan yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki İstasyon Meydanı’na gerçekleştirildi.

ANF’de yer alan habere göre, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Nursel Aydoğan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı ve belediye eş başkanlarının da bulunduğu on binlerce kişi daha sonra kortej halinde "Kobanê ile başladık Kobanê ile başaracağız" pankartı açarak İstasyon Meydanı'na yürüyüşe geçti. Burada bazı gençlerin polise taş atmak istemesini Demokratik Bölgeler Partisi'nden yöneticiler engelledi.

Nursel Aydoğan ve Fırat Anlı istasyon meydanındaki açıklamalarında Kobanê ile dayanışma mesajlarını verdi.

Diyarbakır'da Dünya Kobanê Günü için yapılacak yürüyüş öncesi polis ve asker kent içinde pek çok yere konuşlandı.

Saat 12.30'da Koşuyolu Parkı'ndan başlayan yürüyüş saat 14.00'de İstasyon Meydanı'nda sona erdi.

Erzurum

Fotoğraf, haber: Coşku Bozduman, Uğur Şahin

Erzurum’da Halkların Demokratik Partisi il binası önünden başlayan yürüyüş Demokratik Bölgeler Partisi il binasına dek sürdü.

DBP-HDP il örgütleri, İnsan Hakları Derneği Erzurum Şubesi, Eğitim Sen, Eftelya Kültür ve Sanat Derneği yöneticileri ve çok sayıda yurttaş yürüyüşe katıldı.

Kobanê’de hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunun ardından okunan basın açıklamasında "Kobanê’de sadece Kürtlerin kazanımları savunulmuyor. İnsanlık onuru, insanlık değerleri savunulmaktadır. Onun için herkesin Kobanê’yi savunulması gerekir” denildi.

Aydın

* Fotoğraf: Hüsnü Aydındiş / AA

Aydın'da Sevgi yolunda toplanan yaklaşık 100 kişi Adnan Menderes Bulvarı üzerinden Abide Kavşağı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

Marmaris'te karşı eylem nedeniyle toplanılamadı

HDP'nin Marmaris Atatürk meydanı için yapılan çağrı ise karşı gösteri nedeniyle yapılamadı. Yaklaşık 150 kişilik bir grup meydanı 12.00'dan itibaren doldurdu; saat 14.00'te 1 Kasım Kobanê eylemi için gelenleri İstiklal Marşı'nı okuyup "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" sloganlarıyla sokmadı. Polisin güvenlik önlemi aldığı meydanda Kobanê destek için basın açıklaması yapmak isteyen gruba izin verilmedi. Gundemgazetesi.net haberine göre iki grup arasında sözlü sataşmaların yaşanmasından sonra gerginliğin artması üzerine polis, Kobanê dayanışmacılarına basın açıklamasını 19 Mayıs Gençlik Meydanı’nda yapmalarını istedi. Grubun bu teklifi kabul etmemesi üzerine çıkan arbedede de polis 10 kişiyi gözaltına aldı. Polisin Kobanê dayanışmacılarını gözaltına alması meydanı eyleme kapatan grup tarafından alkışla karşılandı. Kobanê dayanışması karşıtı göstericileri İstiklal Marşı söyledikten sonra dağıldı..

Ankara

* Fotoğraf: Halil Sağırkaya / AA

Ankara’da Kobani Dayanışma Platformu pankartı ardında toplanıldı. Olgunlar Sokak'taki Madenci Anıtı'nda buluşan grup, Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Heykeli önüne yürüdü.

Dünyadan kareler

Dünyanın pek çok ülkesinde yapılan yürüyüşlerden kareler de sosyal medyada yer aldı.

Hollanda haberi ve fotoğrafı: Füsun Erdoğan

Hollanda’nın Den Haag kentinde 1 Kasım Kobane Günü nedeniyle Malieveld’de buluşan Kürtler, farklı uluslardan kişi ve kurumlar gerçekleştirdikleri miting ve yürüyüşle IŞİD saldırılarına karşı seslerini birleştirdiler. Kürt kurumların çağrısıyla Maliveld’de toplanan kitle, kentin merkezinden geçerek yeniden başladığı noktada gerçekleştirilen mitingleeylem bitirildi.

Yürüyüşte PKK, PJAK, PYD, MLKP bayraklarının yanısıra, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Mesut Barzani’nin, Che’nin fotoğraf ları taşındı. Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüş ve mitingde kürsüden seslenen PKK ve PYD temsilcileri Kobane’de yürütülen savaşa karşı kitleyi duyarlı olmaya ve dayanışmaya çağırdı.



İngiltere, Afganistan, Danimarka'nın da aralarında olduğu pek çok ülkede insanlar Kobanê ile dayanışma için sokaklardaydı.

Kaynak: Bianet

2014’te 101 Kadın İş Cinayetinde Öldü

2014’ün ilk on ayında işe gelirken ya da dönerken hayatını kaybeden 322 işçinin 94’ü tarım emekçisi. Yine on ayda hayatını kaybeden 101 kadın işçinin 64’ü tarım emekçisi.

Isparta'da elma toplamaya giden mevsimlik tarım işçilerinin olduğu minibüsün kaza geçirmesi sonucu hayatını kaybeden işçilerin sayısı 17’ye yükseldi.

Hayatını kaybeden işçilerden 14’ü kadın, ikisi erkek.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi’nin verilerine göre 2014’ün ilk on ayında 64’ü tarım emekçisi olmak üzere 101 kadın işçi hayatını kaybetti.

İSİG Kadın Meclisi kadınların tarımda ücretsiz aile işçisi veya mevsimlik işçi şeklinde sosyal güvenceden yoksun çalıştığına dikkat çekiyor.

 “Mevsimlik tarım işçisi kadınlar işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yoksun... En çok yollarda savrularak ölen tarım işçileri, boğulma, zehirlenme, traktör altında ezilme gibi nedenler yüzünden de canlarını kaybediyorlar.”

İş yolunda 322 iş cinayeti yaşandı

Tarım emekçilerine yönelik iş cinayetlerinde trafik ve servis kazaları önemli bir bölümü oluşturuyor.

İSİG verilerine göre 2014 yılının ilk on ayında işe giderken ya da gelirken hayatını kaybeden 322 işçinin 94’ü tarım emekçisi.

İSİG, tarım işçilerinin kapalı kasa kamyonetler, traktör römorkları gibi uygun olmayan koşullarda tarlalara taşındığına dikkat çekiyor.

Meclis, iş cinayetlerine ve zor çalışma koşullarına rağmen mevsimlik tarım işçileriyle ilgili düzenleme yapılmadığına dikkat çekiyor, bu düzenlemelerin gerçekleştirilmesine vurgu yapıyor.

İşçi Sağlığı ve İş Meclisi'nin raporlarına göre, 2013 yılında hayatın kaybeden 1235 işçiden 433'ü trafik ve servis kazasında öldü.

Kaynak: Bianet