31 Ağustos 2013 Cumartesi

"Her Yer Gökkuşağı, Her Yer Direniş"

Beyoğlu Belediyesi’nin Gökkuşağı Merdiveni'ni griye boyamasına karşı "Faşizme İnat, Yaşasın Rengarek Hayat¨ sloganıyla protesto eylemi düzenlendi.


Geçtiğimiz çarşamba günü, Fındıklı'dan Cihangir'e çıkan merdivenler 64 yaşındaki orman mühendisi Hüseyin Çetinel tarafından LGBT Hareketi ve Barış’ın simgesi olan gökkuşağı renklerine boyanmıştı.

Beyoğlu Belediyesi ise merdivenleri tekrar griye boyamıştı. Gelen tepkiler üzerine Beyoğlu Belediyesi 30 işçiyi görevlendirerek 30 Ağustos günü gece yarısı merdivenleri tekrar gökkuşağına boyadı.

Beyoğlu Belediyesi’nin merdivenleri griye boyamasını protesto eden ve ¨Faşizme İnat, Yaşasın Rengarek Hayat¨ sloganıyla buluşan insanlar 31 Ağustos Cumartesi günü  saat 17.00’de o merdivenlerde buluştu.

Protestoya Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Halkların Demokratik Partsisi (HDP) Beyoğlu İlçe Örgütü, Hevi LGBT, İzmir Yenikapı Tiyatrosu, İstanbul LGBTT, Lambdaİstanbul, SPOD LGBT, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi  ve Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri destek verdi.

"İstanbul'un duvarları gri boyalarla yamalı"

Protestocular önce boyanan sokakta buluşup bir açıklama yaptı. Ardından bir yan sokakta, Enli Yokuşu’ndaki merdivenleri boyadı. Grup adına açıklamayı okuyan Dilan Mehmetoğlu şöyle dedi, ¨Hepimizin hayatında büyük bir değişim yaratan Haziran Direnişi’nin, Gezi Parkı Direnişi’nin devlet tarafından bastırılmasının ardından, merdivenlerdeki gökkuşağı herkesin yüzünde bir gülümseme, bir umut yarattı. Devletin ve elbette onun bugünkü yüzü olan AKP’nin bize dayattığı AVM, Otoban, Plaza griliği içinde bu renklilik bize umut oldu. Gezi Parkı Direnişi sadece sokaklarda yaşanan bir direniş olmadı. Bu direniş ilk çıktığı anda sokaklardan duvarlara yansıdı. Başta Beyoğlu olmak üzere İstanbul’un bütün duvarları birbirinden güzel ve renkli yazılarla donatıldı. AKP, Gezi Parkı’ndaki direnişçilere saldırmadan önce duvarlara saldırdı. Önce duvarlarda yazılı olan yeni bir dünya özlemini, özgür yarınların hayalini sildi. Şimdi bütün İstanbul duvarları gri boyalarla yamalı... Ama bizim aklımız hala o duvarlarda! O gri yamaları, isyanın renkleriyle, sözleriyle yeniden dikeceğiz. Sözümüz olsun!¨

"Belediye gökkuşağını bile soldurdu"

Mehmetoğlu sözlerine şöyle devam etti, ¨O duvarlardaki yazıları gri boyalarıyla kapatan devlet, içimizde umut yaratan bu merdivenlerdeki gökkuşağını silmekte de gecikmedi. Hüseyin Çetinel arkadaşımızın emeğini zayi etti! Ancak burada eylem yapacağımızı duyan belediye korkusundan merdivenleri 'Bir gece yarısı operasyonuyla' tekrar gökkuşağı renklerine boyadı. Bu belediye gökkuşağını bile soldurdu! Biz buraya gelene kadar Amed’de, Ankara’da, İzmir’de ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde arkadaşlarımız her yeri gökkuşağına boyadılar bile.¨

Mehmetoğlu sözlerine şöyle son verdi, ¨Bizim bu sonsuz renkli birlikteliğimizden korkan devlet ve diğer otoriteler sokaklarımızda, parklarımızda ve diğer bütün yaşam alanlarında farklılıklarımızla bir araya geldiğimiz şu dönemde ilişkilerimizdeki renkliliği dışarı vurmamıza bile tahammül edemiyorlar!

"Çünkü biliyorlar ki sadece boyalı taş parçası gibi görünen bu merdivenler bizim yüreğimizdeki renkliliği onların suratlarına haykırıyor ve yine biliyorlar ki onların gri binalarından yollarından ufacık bir renkli sapma, insanlara kocaman umutlar verecek. Şimdi siz o gri kaldırımlarınızı, mahkeme duvarı suratlarınızı, lacivert takım elbiselerinizi alıp istediğiniz yere gidebilirsiniz. Biz bütün renkliliğimizle; devrimin kızılıyla, anarşinin karasıyla, feminizmin moruyla, özgürlüğün mavisiyle, Gezi Parkı’nın yeşiliyle, LGBT hareketinin gökkuşağıyla... Hasılı bütün renklerimizle dünyayı baştan aşağı boyayacağız. Bu daha başlangıç, boyamaya, mücadeleye devam! Her yer gökkuşağı, her yer direniş!¨

Kaynak: Bianet

29 Ağustos 2013 Perşembe

Palalı Saldırgan Yine Serbest

Eylemcilere ve polise palayla saldıran ve hakkında yakalama kararı bulunan Sabri Çelebi, Türkiye dönüşünde gözaltına alındı. Adliyedeki işlemlerin ardından Çelebi ikinci kez serbest bırakıldı.


Palalı saldırgan Sabri Çelebi, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde verdiği ifadenin ardından serbest bırakıldı.

Avukat Hacer Yılmaz, bianet’e yaptığı açıklamada, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği yakalama kararında da Çelebi’nin ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılacağının yazdığını belirtti.

Avukat Yılmaz, 11 Temmuz'da verilen yakalama kararının 5 Ağustos'da değiştirildiğini, tutuklama kararının kaldırıldığını açıkladı. İddianame de 7 Ağustos'ta kabul edilmişti.

10 Temmuz’da yurtdışına çıkan Çelebi Türkiye’ye döndü, dün akşam Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı.

Havalimanında işlemleri tamamlandıktan sonra Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen Sabri Çelebi, bugün öğleden sonra adliyeye götürüldü. Çelebi, burada verdiği ifadesinin ardından serbest kaldı.

Sabri Çelebi, olayın hemen ardından verdiği ilk ifadesinde, Talimhane’de restoranının ve turizm şirketinin bulunduğunu, Gezi direnişi nedeniyle “ekonomik sıkıntıya düştüğünü” ileri sürerek kendini savunmuştu.

Çelebi, ifadesinde, göstericileri geri çevirmek için ellerinde pala ve sopalarla dışarı çıktıklarını, “amaçlarının sadece korkutmak olduğunu” iddia etmişti.

Bu, ikinci serbest kalışı

6 Temmuz’da Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla düzenlenen Gezi direnişi eylemi sırasında, polisin saldırısının ardından, Çelebi ile birlikte Murat Ertik, Şeyhmus Kırmızı ve Ahmet Girgin de Talimhane’de direnişçilere saldırdı.

Elinde pala olan Sabri Çelebi ile yanında çalıştığını söylediği, elinde döner bıçağı olan Murat Ertik ile sopa taşıyan Şeyhmus Kırmızı, işyerlerinden çıkarak halkın arasına karıştı. Yoldaki insanlara tekme ve ellerindeki aletlerle saldırdılar. Çelebi bir kadını sırtından teklemedi.

Kaan Polat isimli direnişçi sağ kulağından ve sağ çenesinden yaralandı. Emniyet Müdür Yardımcısı Kayhan Şahan da elinden yaralandı.

Akşam 18:30 civarında yapılan saldırının ardından Çelebi, saat 21:30’da yakalandı. Çelebi’nin yanında bulunan ve saldırıda kullanılan aletlerin temizlenmiş olduğu tespit edildi.

Savcılığa sevk edilen Çelebi, “yaralama” suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi. İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi ise “atılı suçun vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklamanın bir tedbir olması, şüphelilerin sabit ikametgahı olması ve kaçma şüphesinin bulunmaması” sebepleriyle Çelebi’nin tutuklanmamasına karar verdi.

Yaralanan Polat ile Savcı Büyükkılıç, Çelebi’nin serbest bırakılmasına 9 Temmuz’da itiraz etti. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı değerlendirdi ve Çelebi hakkında yakalama kararı çıkardı.

Çelebi’nin yanında çalışan ve yine direnişçilere sopa ve döner bıçağıyla saldıran Murat Ertik, Ahmet Girgin ve Şeyhmus Kırmızı hakkında da adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Ancak bu karar öncesinde Sabri Çelebi’nin de yurtdışına kaçmış olduğu ortaya çıktı.

Dört saldırgan hakkında, 7 Ağustos’ta kabul edilen iddianameyle, “basit yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme” suçlamalarıyla dava açıldı.

* Fotoğraf: Şebnem Coşkun / AA

Kaynak: Bianet

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Sınırların karşısında Eko-Jîn basın açıklaması

Yapılan basın açıklamasını aynen aktarıyoruz:

Eko-jîn yola çıktığı andan itibaren yola çıkma nedenlerinden birinin idari ve milli sınırların böldüğü insanlar arasında bir tür köprü olmayı amaçladığını deklare etmişti. İlkelerimize uygun davranarak Habur sınır kapısında sınırlara karşı olduğumuzu basın açıklamasıyla dile getirdik.                               



BASINA VE KAMAOYUNA

Hiçbir ülke bizi bir diğerimizden ayıramadı. Hiçbir kent bize ait olmadı. Bir toprağı, bir denizi, bir okyanusu, bir nehri bölen, parçalayan bir diğer candan ayıran sınırlar bizler için zorbalıktan başka bir anlam ifade etmedi. Bizler yeryüzünün çocuklarıyız. Bir çocuk gülerken bir anne severken bir baba korurken ırkı veya ülkesi duygularını değiştirmez, biliriz. Bir insanı diğerinden ayıran üzerine resimler çizilmiş bezden, demirden, taştan bayraklar olmamalı.
     
Bu gün sınırlar tüm canlıları birbirinden ayırmakla kalmıyor, insaları ayrıştırıp düşmanlaştırıyor. Ülkeler sınırlar vasıtasıyla Kürtleri ya da Arjantin Şili sınırındaki Mapuce halkı gibi dünya halkları, kültürleri hatta aileler arasına dahi dikenli teller, mayınlar döşüyor. Savaş ve çatışma dönemlerinde kapanan sınır kapıları ve ambargolar yüzünden insanlar kıtlıkla terbiye ediliyorlar. Her gün yüzlerce hatta binlerce insan sınır çatışmaları, sınırlara yerleştirilen mayınlar yüzünden ölüyor.   

Oysa doğada her şeyin bir diğeriyle bağı vardır. Suyun, rüzgarın, tohumdaki canın döngüsü bizleri birbirimize bağlar.  Yeryüzü  bir bütündür ve her bir varlığın diğerine ihtiyacı vardır.  Önce kendi aralarına sınır koyan insanlar daha sonra sınırları faşist bir inatla bitkilerin hayvanların ve nehirlerin arasına çektiler. 

Kuşların nehirlerin vatanı yoktur. Sürekli göç ederler ve akarlar. Bizler de kuşlar gibi nehirler gibi sınırsız ve silahsız bir dünya’da  soluksuz akmak istiyoruz.
             
Habur sınır kapısından bir defa daha haykırmak istiyoruz. Yaşasın varlıkların birbiriyle sınırsız ilişkiler kurabildiği tam bağımlı bir dünya.

23 Ağustos 2013 Cuma

Tecavüz Mağdurlarının Yarısı Çocuk

TÜİK verilerine göre, cinsel saldırı suçları son beş yılda yüzde 30 arttı. Son 15 yılda tecavüzden yargılanan 409 polis, asker, özel timci, korucu ve gardiyandan hiçbiri cezalandırılmadı.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış meydana geldi.

Son 15 yılda tecavüzden yargılanan 409 polis, asker, özel timci, korucu ve gardiyandan hiçbiri cezalandırılmadı.

Jin Haber Ajansı’nın haberine göre, TÜİK, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın erkek şiddeti verilerinden satırbaşları şöyle:

* Son 15 yılda 241 polis, 91 asker, 17 özel timci, 15 korucu, 45 gardiyan tecavüzden yargılandı. Fakat hiçbiri ceza almadı.

* Tecavüze uğrayanların yüzde 50’si 18 yaş altında. Bunların yüzde 90’unu kız, yüzde 10’unu oğlan çocukları oluşturuyor.

* Acil yardım hattını arayan kadınlardan yüzde 57'si fiziksel şiddete, yüzde 46,9'u cinsel şiddete, yüzde 14,6'sı enseste ve yüzde 8,6'sı tecavüze maruz kalıyor.

Çocukların yarısı ensest mağduru

* 5–10 yaş arası çocukların yüzde 55'i ensest mağduru.

* 10–16 yaş arası çocukların yüzde 40’ı ensest mağdurudu.

Saldırganlar tanıdık

* Cinsel saldırganların yüzde 75'i tanıdık.

* Ensest olaylarında faillerin yüzde 50'si öz baba, sırasıyla da amcalar enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılar.

* Kadınları istismar eden erkeklerin yüzde 83’ünü de eşler oluşturuyor.

Erkek şiddeti her yıl artıyor

* 2002-2008 arası 62 bin kadın tecavüze uğradı. 2002 yılı kayıtlarına 66 olarak geçen kadın katliamı sayısı, 2007 yılında 1011 olarak saptandı.

* 2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577, 2009’da 652 kadın tecavüze uğrarken, 2006 yılında 489, 2007 yılında 540, 2008 yılında 589, 2009 yılında 624 cinsel taciz olayı yaşandı.

* Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan basına verilen bilgiye göre 2010 yılının ilk 7 ayında, 226 kadın katledildi, 478 kadın tecavüze, 722 kadın tacize maruz kaldı; aile içi şiddet kapsamında 6423 kadın şiddete maruz kalarak hastanelik oldu.

* 2005–2010 yılları arasında, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıya maruz kaldı ancak kadınların yüzde 40’ı şikayetçi olmadı. Kadınların korktukları için şikayetçi olamadıkları da istatistiklere geçen bilgiler arasında.

bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği çeteleye göre 2013’ün ilk yedi ayında, erkekler 97 kadın öldürdü, 97 kadına tecavüz etti, 127 kadını yaraladı, 110 kadına cinsel tacizde bulundu.

* Bu haberi JİNHA’dan derledik.

Kaynak: Bianet

18 Ağustos 2013 Pazar

FHDD: Mısır Halkının Yanındayız

Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği (FHDD), Mısır’da askeri yönetimin halka yönelik katliamlarını kınar ve Mısır halkının yanında olduğunu ilan eder.

Mısır’da 3 Temmuz’da gerçekleşen askeri darbenin gerekçesi ülkedeki bölünme ve çatışmaların durdurulması olarak ilan edilse de, geride kalan bir buçuk aylık süreçte yaşananlar bunun tam tersi yönde gerçekleşmiş, son olarak 14 Ağustos günü yüzlerce, hatta kimi değerlendirmelere göre binlerce sivil-silahsız insanın katledilmesiyle, yaşananlar vahamet boyutuna ulaşmıştır.

Katliamın, “geçici yönetim” ile Müslüman Kardeşler temsilcileri arasında görüşmelerin sürdüğü ve uzlaşmaya varılabileceği değerlendirmelerinin yapıldığı bir sırada gerçekleşmiş olması, çok açık bir şekilde, ordunun bütün Mısır toplumuna meydan okuması anlamına gelmektedir. Besbelli ki ordu uzun vadeli olarak, ülkedeki tek ve hegemonik iktidar sahibi kurum haline gelmeye çalışacak ve bunu kan dökerek gerçekleştirecektir. Bu anlamda askeri yönetimin işlediği suçlara karşı çıkmak için Müslüman Kardeşler’i ya da başka bir siyasi hareketi destekliyor olmak gerekli değildir.

Diğer yandan Mısır’da yaşanan kanlı değişimin  ABD emperyalizminin icazetiyle ve ABD’nin/İsrail’in müttefiki olan bazı Körfez rejimlerinin desteğiyle gerçekleştiği de çok açıktır. Doğal olarak böyle bir sürecin bölge halklarına hayır getirmesi beklenemez. Bu, Filistin ve Gazze için de geçerlidir. Nitekim son günlerde Mısır ordusu, Gazze’yi dünyaya bağlayan yeraltı tünellerine arka arkaya operasyonlar düzenlemektedir. Böylelikle Mübarek döneminde tünellere çelik duvar örülerek uygulanan ve Mursi döneminde de tazyikli su pompalayarak sürdürülen Gazze politikası, şimdi askeri yönetimin eliyle devam Tüm bu nedenlerden ötürü FHDD olarak Mısır’daki askeri yönetimi meşrulaştıracak her tür yaklaşımı reddediyor ve tüm duyarlı kesimleri, süregiden katliamları herhangi bir şerh düşmeksizin kınamaya davet ediyoruz.

FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMA DERNEĞİ

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Hindistan'da yunusların esareti bitiyor, ya bizde?

Onların düşünceleri, hatıraları, hayalleri, aile ve arkadaşlık ilişkileri var... Bunları biz değil, bilim adamları söylüyor. Üç ülkeden sonra Hindistan'da da 'insan olmayan birey' kabul edilen yunusların Türkiye'deki esareti ise sürüyor.



ABD'li araştırmacılar, aradan 20 yıl geçmiş bile olsa, yunusların eski dostlarının ıslıklarını hatırlayabildiklerini tespit etti. İşte böylesine vefakar olan yunuslar, Hindistan'da da 'insan olmayan bireyler' olarak tanınmaya başladı. Bu tarihi karar, yunusların ticari amaçlarla kullanılmasını ve ithalatını yasaklıyor. Hintli hükümet yetkilileri, yunus parklarının yasaklanması için çalışmalara başladı bile. Yunusların gösteri hayvanı olarak kullanılması dünyanın pek çok ülkesinde protesto edilen bir durum. Daha önce Kosta Rika, Macaristan ve Şili, yunusları birey olarak kabul etti. Türkiye'de de yunusların özgürlüğüne kavuşması için yoğun bir çaba var.

TÜRKİYE'DEN STK'LARIN DA PAYI VAR

Yunuslara Özgürlük Platformu'ndan Öykü Yağcı, Hindistan'ın bu kararıyla birlikte, hayvanlara yönelik davranış kalıpları adına devrimsel bir adım atmış olduğu görüşünde: "Her şeyden önce hükümetlerin yasal düzeyde haklar ve hak ihlalleri konusunda kolaylıkla harekete geçebileceğini kanıtladı. Geçtiğimiz yıl Facebook'taki 'Yunus Parkları Kapatılsın' sayfamıza bir Hintliden gelen mesajda, yeni açılacak parkta çalışacak yunus eğitmenleri aradıkları yazıyordu. Biz de bu kişiye parkın nerede açılacağını, kaç hayvan barındırmayı düşündüklerini sorduk. Ardından, bu olumlu kararın çıkmasını sağlayan Federation of Indian Animal Protection Organizations'tan hayvansever bir yetkiliye ulaştık ve kendisine elimizdeki bilgileri ilettik. O zamanlar açılması planlanan parka karşı başlatılan mücadele, sonrasında bir bütün olarak sürdü Hindistan'da." Türkiye'nin ise İspanya'dan sonra Avrupa'nın en fazla yunus gösteri merkezi barındıran ülkelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor Yağcı: "Hâlâ yunus gösterileri yasak değil. Kaş Yunus Parkı'na karşı yürüttüğümüz iki senelik mücadele sonunda bu çaba başarıya ulaştı ama Türkiye'de yunuslar hâlâ tutsak."

Hayvanlar eğlence amaçlı kullanılamaz

Yaşam Hakkına Saygı Derneği Başkanı Özgün Öztürk, Hindistan'ın yunuslarla ilgili kararını sevindirici buluyor ve ekliyor: "Türkiye'de sadece insanların değil, tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyulan günlerin gelmesi bizlerin varlık sebebi. Bu noktaya gelir miyiz, gelmez miyiz bilmem ama uğrunda savaşırız, savaşıyoruz. Bizimkisi bitmeyen bir mücadele, tüm kalıplarla, önyargılarla, sevgisizlikle, adaletsizlikle ve rantla..."

PRİMATLAR DA AYRICALIKLI

Yeryüzüne Özgürlük Derneği bazı ülkelerde yunus ve primatların zeka düzeylerinden ötürü, yasada diğer hayvanlardan ayrıldığına dikkat çekiyor: "İspanya, Haziran 2008'den bu yana primatları, insana yakın bir statüye koydu. Biz, insan menfaati uğruna hiçbir canlı türünün sömürülmesini tasvip etmiyoruz. Türkiye'de yetkililerin umursamazlığına rağmen insanlar, hayvanlara yönelik ayrımcılıklar konusunda hızla uyanıyor. Bu da bize beş-10 sene içerisinde başta sirkler ve yunus parkları olmak üzere bu zulüm merkezlerinin kapatılabileceği inancını aşılıyor. Türkiye'de de hayvanlı sirklerin yasaklanması için bir kampanya başlattık."

Kaynak: Sabah

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Kosta Rika Ülkedeki Hayvanat Bahçelerini Kapatma Kararı Aldı

Kosta Rika dünyada bir ilki gerçekleştirerek hayvanat bahçelerini kapatacağını ve tutsak hayvanları serbest bırakacağını duyurdu. Tropik iklime sahip ülke, yerkürede bilinen türlerin yüzde dördüne ev sahipliği yapıyor ve bu anlamda oldukça önemli. 


Kosta Rika ülkedeki iki devlet hayvanat bahçesini insan türünün diğer türler üstündeki hakimiyetini sorgulayan “Acil Ekolojik Farkındalık” projesi dahilinde kapatacak.

Ülkede sadece iki hayvanat bahçesi olmasına karşın (Simon Bolivar Hayvanat Bahçesi ve Santa Ana Korunumu) Kosta Rika’nın bu kararı coğrafyasında bulunan türlere bakışını yansıtması açısından açık bir karardır.

“Kafesleri ortadan kaldırıp botanik parklardaki biyoçeşitlilik ile iki tarafın da özgürlüğü üzerine temelli bir etkileşimi destekliyoruz. Hayvanların sağlıkları tehlikede olmadıkça ya da onları kurtarmak gerekmedikçe hiçbir şekilde kafeslerde bulundurulmasını kabul etmiyoruz.” diyen Çevre Bakanı Réne Castro, projenin Mart 2014’te başlayacağını duyurdu. Bu tarihten sonra doğal park olarak kullanılan yerler muhafaza edilip bölgede kalmayı ve yerleşmeyi tercih eden türlerin kullanımına sunulacak, doğal hayata salınamayanlarsa kurtarma merkezleri ve doğal hayat merkezlerinde kafessiz hayatlarına geçecekler ve buralarda önceki gibi teşhirleri yapılmayacak.

Aynı zamanda daha önce oy birliğiyle avcılığı yasaklayarak bu anlamda önemli bir adım atan ilk Latin Amerika ülkesi olan Kosta Rika, Vahşi Hayatı Koruma Kanunu’nda yaptığı değişikliklerle avlanmaya yönelik dört ay hapis cezası ve 4.000 Dolar’a varan para cezaları getirmişti.

Kaynak: TreeHugger / GoodMorningTurkey.com

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Erkekler Temmuz'da 9 Kadın Öldürdü, 20'sine Tecavüz Etti

bianet'in çetelesine göre, erkekler Temmuz'da dokuz kadın öldürdü, 20 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 19'una cinsel tacizde bulundu. 2013’ün ilk yedi ayında 97 kadın öldürüldü, 97 kadına tecavüze uğradı.


bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Temmuz’da dokuz kadın öldürdü, 20 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 10 kadına şiddet uyguladı, 19 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.

Üç kadın kocalarına karşı hukuki süreci başlattıkları halde öldürüldü. Tecavüzlerin yüzde 50’si kadınların evinde, yüzde 55’i tanıdıkları erkekler tarafından gerçekleştirildi.

2013’ün ilk yedi ayında, erkekler 97 kadın öldürdü, 97 kadına tecavüz etti, 127 kadını yaraladı, 110 kadına cinsel tacizde bulundu.  Erkekler Haziran’da ise 15 kadın öldürdü, 16 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 19 kadını yaraladı, 18 kadına cinsel tacizde bulundu.

Cinayet

Erkekler Temmuz’da sekiz ilde dokuz kadın öldürdü. Bir kadın kocası hakkında çıkarttığı uzaklaştırma kararına, biri açtığı ceza davasına, biri ise şikayetçi olmasına rağmen öldürüldü. Bir erkek ise denetimli serbestlikten faydalanarak cezaevinden çıkınca karısını öldürdü.

Temmuz’da öldürülen iki trans kadının failleri, trans cinayetlerinin çoğunda olduğu gibi belirlenmedi. Dört kadını kocaları, ikisini eski kocaları, birini ise tecavüze kalkışan tanımadığı bir erkek öldürdü.

Öldürülen dokuz kadından beşi ateşli silahlarla, ikisi bıçakla, biri boğularak, biri dövülerek öldürüldü.

Temmuz’da kadın katlinin gerçekleştiği iller Adana, Afyon, Antalya, Aydın (2), Batman, İstanbul, İzmir ve Uşak.

Ayrıca Mardin’de bir korucunun tecavüzüne uğrayan 20 yaşındaki kadın tecavüzcüsü cezalandırılmayınca, İzmir’de bir trans kadın sevgilisinden şiddet gördüğü için intihar etti.

Tecavüz

Erkekler Temmuz’da 13 ilde 20 kadına tecavüz etti/tecavüz girişiminde bulundu. Kadınların yüzde 55’ine tanıdıkları erkekler tecavüz etti, tecavüz olaylarının yüzde 50’si kadınların yaşadığı evde gerçekleşti.

Fuhşa zorlanan bir kadın, kaçmak için kendini trafikte bir aracın önüne atınca ağır yaralandı. En az 10 tecavüzcü tutuklandı, dört tecavüzcü ifadeleri alınıp serbest bırakıldı.

İki kadın ve kız çocuğuna babaları, ikisine kuzenleri, ikisine arkadaşları, birine sevgilisi, birine annesinin sevgilisi, birine doktoru, birine yaşadığı şehrin belediye başkan yardımcısı tecavüz etti. Dokuz kadına ise tanımadıkları erkekler tecavüz etti.

20 tecavüz vakasından 11’u evde, üçü kadınların alıkonuldukları mekanlarda, ikisi arabada, ikisi sokakta, biri otel odasında, biri doktor muayenehanesinde yaşandı.

Tecavüzcü erkeklerin yaşı 17 ila 62, tecavüze uğrayan kadın ve kız çocuklarının yaşları 8 ila 80 arasında değişiyor.

Tecavüzlerin yaşandığı iller Adana (2), Ağrı, Antalya, Balıkesir (2), Elazığ, Erzurum, Isparta, İstanbul (3), Muğla (2), Siirt, Sinop, Tekirdağ ve Zonguldak (3)

Şiddet – yaralama

Erkekler Temmuz’da sekiz ilde 10 kadına şiddet uyguladı. Kadınlar en çok kocalarından şiddet gördü.

Beş kadın kocası, biri eski kocası, biri babası, biri sivil polis, biri ise tanımadığı erkekler tarafından şiddete maruz kaldı. Bir erkek darp ettiği karısını iki gün boyunca eve kilitledi.

Erkekler altı kadını darp etti, üç kadını bıçakla yaraladı, bir erkek karısının suratını asit dökerek yaktı.
Temmuz’da erkek şiddetinin yaşandığı şehirler Adana, Afyon, Antalya, Balıkesir, Batman, Eskişehir, İstanbul (2), Kayseri ve Maraş.

Taciz

Temmuz’da erkekler beş ilde 19 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.

Beş kadın ve kız çocuğu tanımadıkları erkeklerin, biri iş arkadaşının, biri eski sevgilisinin, 12 kız çocuğu öğretmenlerinin tacizine uğradı.

Taciz vakalarının 12'si’okulda, ikisi otobüste,  ikisi sokakta, biri işyerinde, ikisi telefon aracılığıyla gerçekleşti.

Taciz eden erkeklerin yaşı 29 ila 83, tacize uğrayan kadın ve kız çocuklarının yaşı 8 ila 26 arasında değişiyor.

Temmuz’da cinsel tacizlerin yaşandığı iller Amasra, Çorum, İstanbul (3), Konya (12) ve Zonguldak.

Bölgelere göre

Temmuzda 24 ilde 58 erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakası basına yansıdı. En çok şiddet Marmara ve İç Anadolu’da yaşandı.

57 erkek şiddeti vakasından 14’ü İç Anadolu, 13’ü Marmara, dokuzu Akdeniz, sekizi Ege, yedisi Karadeniz, üçü Doğu Anadolu, üçü Güneydoğu Anadolu’da yaşandı.

Kaynak: Bianet

Temmuz ayındaki erkek şiddetinin tam metnine ulaşmak için tıklayın.

Temmuz ayındaki erkek şiddetine karşı kadınların mücadelesi ile ilgili habere ulaşmak için tıklayın.

23 Temmuz 2013 Salı

Bursa'da Romanlara Linç Girişimi

Bursa'da at dışkısından pislik yüzünden çıkan kavganın Romanlara karşı lince dönüşmesi sonucu mahalle hala gergin. Mahalleyi şimdilik terk eden Romanların ne olacağı belirsiz.


Bursa'nın Osmangazi İlçesi Güneştepe Mahallesi'nde at pisliği yüzünden çıkan kavga Romanlara karşı linç girişimine neden oldu.

Bursa Roman Kültürünü Araştırma Geliştirme ve Yardımlaşma Derneği'nin kurucusu Orçun Zolun, "Romanlar, 'bize ırkçılık yapıldı' diyor. Diğer mahalleli, 'Romanlar sürekli problem çıkartıyor' diyor. Problemler linçle mi çözülmeli?" diyor.

Roman Forumu'ndan Hacer Foggo, "Türkiye'nin herhangi bir yerinde yaşanan adli bir olay Roman mahallesinde geçiyorsa mutlaka onların göç ettirilmek istenmesiyle sonuçlanır" diyor.

Söz konusu olay şöyle yaşandı. Evvelsi akşam at pisliği yüzünden çıkan kavgada bir Roman’ın silahla ateş edip 16 yaşındaki genç kadını yaralaması üzerine mahalleli Romanların oturduğu evleri taşa tuttu, barakalarını yıktı ve at arabalarını ateşe verdi.

Çıkan saçmalardan yaralanan genç kadın hafif yaralı şekilde kurtuldu. Olaylar çevik kuvvetin müdahalesi ile sona ererken linç girişiminde bulunan 20 kişi gözaltına alındı.

"Romanlar akrabalarının yanında"

Orçun Zolun, olayın geçtiği Güneştepe mahallesinde 20 haneden oluşan Romanların korktukları için şimdilik akrabalarının yanına gittiğini durumun gidişatına göre geri dönüp dönmemeye karar vereceklerini söyledi.

Zolun, onbinlerce Roman'ın yaşadığı Bursa'da uzun süredir farklı mahallelerde böyle sorunlar yaşandığına ve durumun vehametine dikkat çekiyor.

"Son olayda iki taraf da farklı konuşuyor. Romanlar 'bize Irkçılık yapıyorlar' diğerleri de Romanlar sürekli problem çıkarıyor' diyor. Problemler linç ile mi çözülecek?

"Mahalleliden biri 'dışarıda tüpü yakmış yemek yapıyor' diyor. Bize doğal gelen şeyler diğerlerine çok itici geliyor. Yüzyıllardır bu insanlar böyle yaşıyordu. Roman mahalleleri yıkılmadan önce kimse bu insanların kültürünü bilmiyordu. Şimdi Romanlar sağa sola dağılmaya başladı ve diğerlerinin içine karıştılar."

"Romanların entegrasyonu şart"

Romanların zamana, teknolojiye ayak uyduramayan kalaycılık, demircilik, sepetçilik, süpürgecilik gibi mesleklerini yitirmesiyle işsizlik ve yoksulluk yaşadığına dikkat çeken Zolun, şöyle devam etti.

"İşte son olayda gördüğümüz gibi mahalleli, bu devirde at besliyor, sağa sola pisliyor diye çeşitli bahanelerle saldırabiliyor. Sıfırdan bir nesil yaratmak gerekiyor. İlkokuldan itibaren Romanların diğer kesimlerle entegrasyonunu sağlayacak bir eğitim almaları gerekiyor. Meslek edindirme ile istihdam yaratılmalı. Bunları kaç kere yerel yöneticilere söyledik. Ancak olayın ciddiyetini anlamıyorlar ve projelerimize karşı direnç gösteriyorlar. Biz devlet eli olmadan bunu tek başımıza yapamayız."

"Nefret adli olaylarda ortaya çıkıyor"

Hacer Foggo, adli olaylarda Romanlara karşı olan nefret ve ayrımcılığın ortaya çıktığını söylüyor.

"Türkiye'nin her yerinde adli olaylar olabilir. Ama bu Roman mahallesindeyse hemen lince ve göç ettirmeyle sonuçlanıyor. Bu da Romanları seviyoruz söyleminin ne kadar sahte olduğunu gösteriyor. Mutlaka devlet ayrımcılık konusunda her yerde eğitim verilmeli. Ayrımcılık yasası çıkartılmalı."

Kaynak: Bianet

9 Temmuz 2013 Salı

GEZİ Gözaltıları Derhal Serbest Bırakılsın!

Taksim Dayanışması düzenlediği toplantıda Gezi Parkı'nın park olarak kalmasını halkın sağladığını belirterek gözaltına alınan üyelerinin serbest bırakılmasını istedi.

Gezi Parkı'nın dün polis tarafından kapatılıp halka müdahale edilmesi ve Taksim Dayanışması üyelerinin gözaltına alınmasının ardından Dayanışma bugün basın toplantısı düzenledi.

Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması istenen toplantıda, kamusal alan olan parka halkın girişinin kısıtlanamayacağı belirtildi.

Taxim Hill'de yapılan toplantıya Türk Tabipleri Birliği Başkanı Özdemir Aktan, Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, TMMOB Yönetim Kurulu'ndan Mehmet Soğancı, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu'ndan Mustafa Turgut, Dayanışma Sekreteryası'ndan Hüseyin Demirören katıldı.

"Parkı var eden de güzelleştiren de halk"

Taksim Dayanışması adına basın açıklamasını okuyan Mehtmet Soğancı, dayanışma üyesi 48 kişinin gözaltında olduğunu ve Vatan Emniyet'te tutuldukları bilgisini verdi.

Soğancı, hiçbir uyarı yapılmadan dün Taksim'de yine halka biber gazı ve suyla müdahale edildiğini dayanışma üyelerinin valinin talimatıyla ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınarak suç işlendiğini belirtti.

Gözaltına alınanların halkların hiçbir işlem yapılmadan serbest bırakılmasını istediklerini söyleyen Soğancı, kenti polis şiddetiyle idare etmeye çalışan iktidarın yalan söylediğini ifade etti.

"'Gezi Parkı' sizlerin doğa, bilim ve demokrasi karşıtı, rantçı projelerinize karşı halkın, kullandığınız her türlü insafsız şiddetinize rağmen, kararlı ve onurlu mücadelesi ile Park olarak kalmıştır. Orayı var eden de, güzelleştiren de sizler değil, halkın ta kendisidir."

Soğancı, 28 Haziran'dan beri süren ve yargılanmayan aksine "aklanan" polis şiddetine rağmen halkın direndiğin belirtti.

"Yurdumuzun dört bir yanında parklarımız ve meydanlarımızda kendiliğinden yeşeren ve ortak irademizi oluşturmak için gerçekleştirilen forumlar; kendi hayatlarımızın kaderini hep birlikte kendimizin belirleyeceği, Türkiye'de gerçek bir demokrasinin inşasına dair hepimize ışık olmuştur."

"Plastik mermi nedeniyle çok fazla yaralı var"

Eyüp Muhçu: Vali, Gezi Parkı ile ilgili yargı kararı olmasına rağmen halkın parka girip girmeyeceğine karar verme yetkisine sahip değil. Halkın kamusal alana girmesine kısıtlılık getirmek suçtur. Bu kamusal alana girmek için kimseden izin almayacağız.

Özdemir Aktan: Vali İstanbul halkını parka davet etti, sonra da gazla karşıladı. Bunu bir tuzak olarak mı algılamak gerekiyor? Son zamanlarda polis şiddetinde dikkat çeken en önemli nokta plastik mermi kullanımıdır. Şu anda sayılarını tam olarak bilmiyoruz ancak bu mermiler nedeniyle çok fazla yaralı var.

Arzu Çerkezoğlu: Bundan sonra hiçbir şey haziran direnişinden önceki gibi olmayacak. Burada sokakta özgürlük, eşitlik ve barış isteyen insanlar kazandı, AKP iktidarı kaybetti. İktidarı bu akıl dışı uygulamalardan vazgeçip akla davet ediyorum.

Mustafa Turgut: Kenti başbakan yürütüyor; bu olanların da sorumlusu odur. Halkın vicdanını rahatlamak için bu şiddetin tüm sorumluları yargılanmalı.

Toplantının ardından katılımcılar hep birlikte "Her yer Taksim her yer direniş" sloganları eşliğinde Gezi Parkı'nda yürüdü.

"Gözaltındakiler neyle suçlanıyor, bilmiyoruz"

Burada konuşan avukat Can Atalay, Gezi Parkı ile ilgili kararın saklandığını dair basında çıkan haberlerle ilgili "Görüşme tutanağı 18 Haziran'da Uusal Yargı Ağı'na (UYAP) düşmüş. Ancak biz kimseye güvenmediğimiz için mahkeme tutanaklarının değiştirilme ihtimaline karşı gerekçeli kararın çıkmasını bekledik. 3 Temmuz'da karar çıkar çıkmaz da paylaştık" dedi.

Atalay, gözaltına alınanların henüz resmi olarak avukatlarıyla görüştürülmediklerini ve de üzerlerine atılı suç belgesinin de incelettirilmediğini aktardı.

Dünkü olaylarda dayanışmadan 48 olmak üzere yaklaşık 80 kişi gözaltına alındı. Dayanışmadan gözaltına alınanlardan bazıları şöyle: Taksim Dayanisması'dan Mimarlar Odası'ndan Mücella Yapıcı, Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Süleyman Solmaz, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar, Mimarlar Odası İstanbul Şube yöneticisi Sabri Orcan, Halkların Demokratik Kongresi yönetim kurulu üyesi Ender İmrek, TKP MYK üyesi Erkan Baş, HDK'den Haluk Ağabeyoğlu, Kaldıraç Dergisi'nden Hakan Dilmeç, EHP İstanbul İl Baskanı Emre Öztürk.

Kaynak: Bianet

8 Temmuz 2013 Pazartesi

"Gezi" hak ihlali bilançosu: 3.482 gözaltı, 101 tutuklu; 19 Kişiye “Tencere-Tava” Eyleminden 9 bin 880 TL Ceza

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bugün açıkladığı Gezi direnişiyle ilgili bilgi notuna göre, toplam 3 bin 482 kişinin gözaltına alındı, 101 kişi tutuklandı.


TİHV, Gezi direnişi sırasında toplam 101 kişinin tutuklandığını açıkladı, gerekçeler arasında “cami basmak” da var. Direnişe tencere-tava çalarak katılan 19 kişiye de toplam 9 bin 880 TL para cezası verildi.

Tutuklamalara “yasadışı örgüt yöneticisi veya üyesi olmak”, “kamu malına zarar vermek”, “silah ve mermi bulundurmak” veya “cami basmak” gerekçe gösterildi.

Gözaltına alınanlardan 59’u bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne ifade vermek üzere getirildi.

TİHV’in açıklamasına göre, “Gezi Parkı eylemlerine evlerinin balkonundan tencere ve tava ile ses çıkartarak katılan şu ana kadar 10 kişiye ‘Kabahatlar Kanunu’na muhalefet ettikleri’ gerekçesiyle 88’er lira, dokuz öğrenciye ise aynı kanundan dolayı 1000’er lira para cezası verildi.”

“Gezi Parkı projesine yönelik 27 Mayıs’ta başlayan ve polisin topluma yönelttiği şiddet nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin talep edildiği protestolara dönüşerek İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Bingöl ve Bayburt hariç tüm illerde düzenlenen eylemler parklarda düzenlenen forumlarla devam ediyor.”

Palalı saldırganlar serbest, direnişçiler gözaltında

Açıklamada, Cumartesi günkü eylemde dört kişinin halka satırlarla saldırdığı da ifade edildi:

“İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin Taksim projesini iptal etmesinin ardından 6 Temmuz’da Gezi Parkı’na gitmek için İstiklal Caddesi’nde ve Taksim Meydanı’nda toplanan halka, polis gaz bombası, tazyikli su ve plastik mermilerle saldırdı.”

“Gece boyunca İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarında ve Taksim Meydanı civarında devam eden saldırılar sırasında esnaf oldukları belirtilen dört kişi Talimhane’de halka satırlarla saldırdı.”

“Gözaltına alınan dört kişi tutuklanmaları talebiyle sevk edildikleri mahkeme tarafından 7 Temmuz’da serbest bırakıldı. Gece sonunda 59 kişi gözaltına alındı, onlarca insan yaralandı.”

“Toplanan gruplara saldıran polislerin kask numaralarının bulunmadığı ortaya çıkarken polis, Sarı Basın Kartı bulunan gazetecileri de darp etti.

Kaynak: Bianet

7 Temmuz 2013 Pazar

Gezi Parkı Bugün Değil, Yarın Açılıyormuş!

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Gezi Parkı'nın yarın sabah açılacağını açıkladı. Taksim Dayanışması "Forumlarımızın ışığını Gezi Parkı’na taşımaya kararlıyız" diyerek saat 19.00'da Gezi Parkı'na gitme çağrısı yaptı.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Gezi Parkı'nun yarın sabah açılacağını açıkladı.

“Belediye Başkanımızla yarın parkı açacağız” diyen Mutlu dün Twitter'dan parkın bugğn (Pazar) açılacağını yazmıştı. Vali, Taksim Dayanışması'nın “Parkımıza Gidiyoruz” çağrısını “hukuksuz” olarak değerlendirmiş, dün akşam Gezi Parkı'na gitmek isteyen İstanbullulara polis cop, biber gazı, tazyikli su, plastik mermi ve boya mermisiyle müdahale etmişti.

Forumlar Gezi'ye taşınıyor

Taksim Dayanışması ise bugün yaptığı açıklamada her gün yaşanan polis şiddetini kınarken, Anayasa'nın 34. maddesine göre herkesin önceden izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olduğunu hatırlattı.

Yarın 19.00'da Gezi Parkı'na çağrı yapan Taksim Dayanışması'nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

"Bizler 08.07.2013 Pazartesi günü saat 19.00’da kendiliğinden yeşererek yalnızca İstanbul'a değil tüm Türkiye'ye bir demokrasi örneği olarak yayılan forumlarımızın ışığını Gezi Parkı’na da taşımaya kararlıyız. Bütün dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz.

"Çünkü haklıyız, çünkü kararlıyız."

Kaynak: Bianet


Taksim Dayanışması'nın çağrı metninin tam hali:


6 Temmuz 2013 Cumartesi

Taksim'e yine polis saldırdı!

Vali Mutlu'nun Gezi Parkı'nı yarın tekrar açacağını duyurmasından bir gün önce, Taksim Dayanışması'nın çağrısı ile toplanan binlerce kişiye polis yine, biber gazı, plastik mermi, kimyasallı tazyikli su ile saldırdı. Artık Türkiye'de alışık olduğumuz ve bize devletin ne olduğunu daha iyi öğreten, görmemizi sağlayan utanç görüntüleri bir kez daha yaşandı.

Yüzlerce insanın ve hayvanın polis şiddeti ile yaralandığı protestolarda basın emekçileri de zarar görürken yine en temel hak olan gösteri ve yürüyüş hakkı engellenmiş oldu. Ezberledikleri ve eğitildikleri gerçekdışı hikâyelerle halka saldıran gözü dönmüş polis, halkın, hayvanların ve doğanın üzerinde terör estiren devletin maaşlı ve eli kanlı piyonları olarak bir kez daha "görev"lerini yerine getirdi ve direnen Taksim'e saldırdı. Şimdiden alacakları ikramiyelerin zehir-zıkkım olmasını diliyoruz. Eli satırlı, palalı faşistler de yardımcı kuvvet olarak görev başındaydı.

Bu kanlı, haksız müdahaleyi sindirmiyoruz, affetmiyoruz ve unutmuyoruz.

Gün içinde yaşanan gelişmeleri aktarmak yerine farklı haber kaynaklarına sizi yönlendiriyoruz:

Bianet: Taksim'de Yine Polis Saldırısı

"Parkımıza Gidiyoruz" çağrısıyla Taksim'de biraraya gelenlere polis gaz ve tazyikli su sıkıyor. İstiklal Caddesi gaz altında, çatışmalar sürüyor. Taksim İlkyardım'a 28 yaralı getirildi.

ETHA: Taksim'de polis saldırısı ve direniş (Güncelleniyor)

Mahkemenin Taksim projesini iptalinin ardından Gezi Parkı'na gitmek için Taksim'de toplanan halka, polis gaz bombası, tazyikli su ve plastik mermilerle saldırdı. Saldırıya rağmen halkın, Gezi Parkı için direnişi devam ediyor.

Kadınlar cinsel işkenceye karşı yürüdü

Kadınlar, polisin cinsel işkencesine karşı yürüdü, "AKP'den, tacizci polisten korkmuyoruz" dedi.

"Burada olmaya devam edeceğiz"

Taksim Dayanışması, bugünkü polis saldırısı nedeniyle Taksim Meydanı'nda okuyamadığı basın açıklamasına yazılı bir metin olarak duyurdu, "Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz" dedi.

İnsan Haber: Taksim'den dakika dakika gelişmeler

Taksim dayanışmasının çağrısıyla Gezi parkına yürümek isteyen gruba polis müdahale etti. Grubun toplanmasına dahi fırsat verilmeden yapılan müdahale saat 18:00'de başladı. Taksim'in ara sokaklarında hala devam eden çatışmalarda ise çok sayıda kişinin de gözaltına alındığı bildiriliyor.

Başka Haber: 'Gezi Parkı'na Gidiyoruz' Eylemine Polis Müdahalesi

Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla Taksim'de toplanan kitleye polis tazyikli su ve gaz bombaları ile saldırdı. Saldırıya rağmen halkın, Gezi Parkı için direnişi devam ediyor.

Muhalefet.org: Taksim Dayanışması: Parkımıza Gidiyoruz! (Güncelleniyor...)

4 Temmuz 2013 Perşembe

KAMPANYAYA KATILIN: Türkiye'de hayvanlı sirkler yasaklansın!

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de hayvanlı sirklerin yasaklanması için başlattığımız online kampanya için desteğinize ihtiyacımız var. Kampanyaya ulaşmak için tıklayın.


Dünyanın pek çok ülkesinde ve coğrafyasında aktivistler sayesinde hayvanlı sirkler yasaklanıyor. Buna son olarak Kıbrıs eklendi. Türkiye’nin de dahil olduğu “Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi”ne göre tüm ülkeler bu ahlakî sorumluluğu yerine getirmeli ve tüm dünyada hayvanlı sirkler yasaklanmalı.

Henüz hayvanlı sirkler konusunda herhangi bir yaptırım, kısıtlama ya da yasaklama kararı almayan Türkiye, Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’ndeki pek çok maddeyi ihlal etmeye devam ediyor.

Türkiye’deki hayvanlı sirklerin kapatılması için sen de kampanyaya katıl ve yasal sürece destek ol. Çünkü sirklerde doğal yaşam alanlarından kopartılan hayvanlar akıl almaz işkencelerle, dayakla, açlıkla terbiye edilerek zorla sahneye çıkarılıyor. Eğitimlerde çivili sopa, kırbaç, elektroşok çubuğu, kanca gibi işkence aletleri kullanılarak hayvanlara "yabanıl" oldukları unutturulmaya çalışılıyor. Psikologlara göre sirklerde hayvan zulmü ile eğlendirilen çocuklar, büyünce şiddetin, ayrımcılığın ve türcülüğün her çeşidini normal karşılayabilir ve uygulayabilir.

Hayvanlı sirkler yasaklanana kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Çünkü “hayvan özgürlüğü” ciddi bir politik ve ahlâkî sorundur.

Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

İNSANA, HAYVANA, YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK!

*Hayvanlı sirklerin perde arkasını merak ediyorsanız tıklayın. (VİDEO, size rahatsızlık verebilir)

*Radikal gazetesinde yayınlanan hayvanlı sirkler hakkındaki röportajımıza ve habere ulaşmak için tıklayın.

Hayvanlı sirkleri neden protesto ediyoruz ve yasaklanmasını istiyoruz?

Erkekler Haziran'da 15 Kadın Öldürdü, 16 Kadına Tecavüz Etti

bianet'in çetelesine göre, erkekler Haziran’da 15 kadın öldürdü, 16 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 19 kadını yaraladı, 18 kadına cinsel tacizde bulundu. Gezi direnişinden 11 kadın polisin cinsel tacizine uğradı.



bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Haziran’da 15 kadın öldürdü, 16 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 19 kadını yaraladı, 18 kadına cinsel tacizde bulundu.

Kadınların yüzde 74’ü kocaları tarafından öldürüldü, ikisi kendilerini öldüren kocaları hakkında uzaklaştırma kararı çıkarttırmıştı.

Kadınların yüzde 44’üne tanıdıkları erkekler tecavüz etti. Ankara ve İstanbul’da Gezi direnişine katılan 11 kadın polisin cinsel tacizine uğradı.

2013’ün ilk altı ayında, erkekler 88 kadın öldürdü, 77 kadına tecavüz etti, 117 kadını yaraladı, 91 kadına cinsel tacizde bulundu.

Cinayet

Haziran’da 12 ilde 15 kadını öldürdü. İki kadın kocaları hakkında çıkarttırdıkları uzaklaştırma kararına rağmen öldürüldü. Bir kadının boşanmak istediği kocası, cinayetten önce savcılık tarafından serbest bırakılmıştı.

Öldürülen 15 kadından 14’ünün katili kendi ailesindendi. Kadınların yüzde 74’ü kocaları tarafından öldürüldü. 11 kadını kocaları, birini babası, birini ağabeyi, birini eski sevgilisi öldürdü; birinin ise katili bulunamadı, polis kayıplara karışan kocasını arıyor. Cinayetlerin ardından üç erkek polise teslim oldu, üçü intihar etti.

Sekiz kadın ateşli silahlarla, beşi bıçakla, ikisi boğularak öldürüldü.

Haziran’da katillerin yaşı 23 ila 54; öldürülen kadınların yaşı 15 ila 54 arasında değişti.

Haziran’da kadın katli yaşanan şehirler Ağrı, Antep, Aydın, Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Iğdır, İstanbul (2),  İzmir, Kocaeli, Konya (3) ve Uşak.

İstemediği evliliğe zorlanan 14 yaşındaki bir kız çocuğu ve kocasından şiddet gören 28 yaşında bir kadın intihar etti.

Tecavüz

Erkekler Haziran’da 12 ilde 16 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti. 16 tecavüz vakasından altısında iki veya daha çok fail vardı.

Kadınların yüzde 44’üne tanıdıkları erkekler tecavüz etti. Dokuz kadına tanımadıkları erkekler, dördüne arkadaşları, birine eski kocası, birine sevgilisi, birine işvereni tecavüz etti.

Yedi kadın sokakta, beşi evde, ikisi arabada, biri işyerinde, biri alıkonulduğu mekanda tecavüze uğradı.

Haziranda tecavüzcülerin yaşı 17 ila 39; tecavüze uğrayan kadın ve kız çocuklarının yaşı 12 ila 88 arasında değişti.

Tecavüz olaylarının yaşandığı iller Antalya, Balıkesir, Bandırma (2), Eskişehir, İstanbul (2), İzmir, Mersin, Nevşehir, Samsun (3), Sinop, Trabzon ve Zonguldak.

Şiddet - yaralama

Haziran’da erkekler 11 ilde 19 kadını yaraladı. Kadınlar yine en çok kocalarından şiddet gördü.

10 kadını kocaları, üçünü eski kocaları, birini arkadaşının kocası, ikisini babaları, birini eski sevgilisi, ikisini tanımadıkları erkekler yaraladı/darp etti.

Yedi kadın bıçakla, biri silahla yaralandı. 11 kadın darp edildi.

Haziran’da erkek şiddetinin yaşandığı iller Adana (3), Antalya (2), Denizli, Erzurum, İstanbul (2), Kayseri, Kocaeli (3), Konya (2), Maraş, Muş ve Urfa.

Taciz

Haziranda erkekler sekiz ilde 18 kadına cinsel tacizde bulundu.

Ankara ve İstanbul’da Gezi direnişine katılan 11 kadın polisin cinsel tacizine uğradı. Altı kadın tanımadıkları erkekler, biri ise öğretmeni tarafından taciz edildi.

Taciz olaylarından sekizi sokakta, sekizi karakolda, biri okulda, biri evde gerçekleşti.

Taciz vakalarının yaşandığı iller Ankara (4), Erzurum, İstanbul (8), İzmir, İzmit, Kars, Muğla ve Trabzon.

Bölgelere göre

Haziran’da 31 ilde 67 erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakası basına yansıdı. En çok şiddet yine Marmara Bölgesi’nde yaşandı.

67 erkek şiddeti vakasından 23’ü Marmara, 12’si İç Anadolu, sekizi Akdeniz, yedisi Ege, yedisi Karadeniz, yedisi Doğu Anadolu ve üçü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.

Kaynak: Bianet

ERKEK ŞİDDETİ HAZİRAN 2013: Kadınlar Mücadele Ediyor, Erkek Şiddeti Yargılanıyor

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Haziranda En Az 104 İşçi Öldü

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre, haziran ayında hayatını kaybeden 104 işçinin 11’i kadın, beşi çocuk. Raporda torba yasanın ertelediği uygulamalara da dikkat çekildi.


İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi haziran ayındaki işçi ölümlerine dikkat çektiği aylık raporunda, haziran ayında en az en az 104 işçinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yazılı, görsel, dijital basından takip ederek ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgileri derleyerek çıkardığı Haziran 2013’e ait veriler şöyle:

* 21 inşaat, 20 mevsimlik tarım ve 13 belediye işçisi öldü.

* 11 kadın, 93 erkek işçi hayatını kaybetti.

* Biri 14 yaşında olmak üzere beş çocuk işçi can verdi.

* Manisa’nın Milas ilçesine bağlı Güllük beldesinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan Tepe-Akfen Su ve Kanalizasyon İşletmesi’ne bağlı bir birimde yedi işçi zehirlenerek hayatını kaybetti.

Tehlikeli işyerleri

Son 10 yılda 11 bin işçi ölümünün yaşandığının ifade edildiği raporda geçtiğimiz günlerde kabul edilen torba yasaya da dikkat çekildi.

“Torba Yasa ile 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer alan bazı uygulamaları ertelendi.

“Buna göre 50’den az işçi çalıştıran ‘Az Tehlikeli’ işyerleri için iş güvenliği uzmanı çalıştırılması zorunluluğu Temmuz 2016’ya, ‘Tehlikeli ve Çok Tehlikeli’ sınıfta yer alan işyerleri için ise 2014’ün temmuz ayına bırakıldı.

“Yani saldırılar ve hukuksuzluklar yaşamımızın her alanında devam ediyor.”

“Direniş ayı”

Gezi Direnişi’ne atıfla haziran ayının “direniş ayı” olarak nitelendiği raporda, ay boyunca yaşamsal hak taleplerinin yoğun bir şiddet ve saldırı ile karşı karşıya kaldığı ve sürecin devam ettiği de vurgulandı.

“Bu süreçte Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert ve Mehmet Ayvalıtaş saldırılar sonucu hayatını kaybetti.

“Bir dershanede temizlik işçisi olan İrfan Tuna yoğun gaz bombalı saldırının ardından kaldırıldığı hastanede kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

“Yine bir emniyet görevlisi olan Abdullah Sarı yaya geçidinden düşerek can verdi.

“11 kişi gözünü kaybetti, bir kişinin dalağı alındı, 60 kişi ağır yaralandı, bunlardan ikisinin hayati tehlikesi devam ediyor, 103 kişi kafa travmasına uğradı.

“Toplamda 8041 insan yaralandı.”

Kaynak: Bianet

* Ayrıntılı rapora buradan ulaşabilirsiniz.

TAKSİM DAYANIŞMASI: “Karar, Mücadelemizin Haklılığını Kanıtladı”

Taksim Yayalaştırma Projesi'nin mahkeme kararıyla iptal edilmesinin ardından basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması “Kazanımlarımızın takipçisi ve güvencesi olmaya devam edeceğiz" dedi.


Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’nin mahkeme kararıyla iptal edilmesinin ardından, bugün saat 19.00’da basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması, kararın gezi direnişinin haklılığını ortaya koyduğunu söyledi. “Kazanımlarımızın takipçisi ve güvencesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin, 6 Haziran 2013 tarihli kararıyla ‘Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi değişikliklerinin şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildi. Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin açtığı dava sonucu Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın yeniden inşası ile ilgili İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın itirazı dün reddedilmişti.

bianet’e konuşan avukat Can Atalay şunları söyledi: “Bu kararın, burada artık projeye dair hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmesi gerekir. İdari yargının ilettiği bir karar, o andan itibaren uygulanmaya başlar. Ekstra önlem gereken koşullarda 30 gün ek süre istenebilir, ama burada öyle bir durum yok. Bu karardan sonra Gezi ye el uzatmaktan vazgeçmeliler. Burayı trafiğe, Gezi Parkı’nı da halka açmalılar”.

Taksim Dayanışması’nın açıklamasında, önerilen plan değişikli kent ve kentli haklarından uzak olarak ve Koruma Kurulu kararları ile hukuk iptal edilerek ilan edildiği söylenirken, devam eden yargı sürecine rağmen inşaat çalışmasının başlatıldığı belirtildi.

Başak Özer'in söz konusu davayı açan Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve Peyzaj Mimarları Odası adına okuduğu basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 6 Haziran’da aldığı karar ile imar planı iptal edilmiş, gerekçeli karar bize bugün tebliğ edilmiştir.

“Mahkeme tarafından değişikliklerinin şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı, kamu yararı gözetmediği sonucuna varılmıştır.

“Başlattığımız hukuk mücadelesi sonucunda alınan bu karar, dayanışmaya destek veren tüm yurttaşların mücadelesinin haklılığını kanıtlamıştır.

“Kazanımlarımızın takipçisi ve güvencesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bir kere daha duyuruyoruz. Taksim hepimizin”.

Açıklama sırasında “Taksim bizim, stanbul bizim”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Beyoğlu protestolarının tanınan köpeği Eylem de basın açıklamasındaydı.

Meydanda, metro çıkışında ve Gezi Parkı’na giden merdivenlerde polisin bekleyişi sürüyor.

Kaynak: Bianet

TAKSİM DAYANIŞMASI'NDAN TAYFUN KAHRAMAN YORUMLADI: Kışla Dahil Tüm Taksim Projeleri İptal

2 Temmuz 2013 Salı

SİVAS KATLİAMI: “20 Yıl Geçti, Acımız Hala Taze”

Sivas katliamının 20. yıldönümünde yaşamını yitirenlerin aileleri, siyasiler ve binlerce katılımcıdan oluşan grup otele yürüyerek anma etkinliği gerçekleştirdi.


Sivas katliamının 20. yıldönümünde, kentte binlerce kişinin katıldığı bir anma yapıldı.

Ethembey Parkı önünde toplananlar, saat 11:00’de yürüyüşe geçti. Mevlana Caddesi girişinde polis barikatlarla yolu keserken, yapılan görüşmenin ardından yol yeniden açıldı.

Grubun önünde, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri yer aldı. Aileler, ellerinde yitirdikleri yakınlarının fotoğrafını taşıdı.

Gezi direnişi sırasında polisin vurarak öldürdüğü Ethem Sarısülük için de sloganlar atıldı.

Anmaya katılanlar, Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması talebini de tekrarladılar.

Anmaya, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Erzurum Milletvekili Muharrem Işık, İstanbul Milletvekili Üstün Sarı, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk da katıldı.

Yaklaşık bir saat boyunca yürüyen kalabalık grup, Mevlana Caddesi ve kent meydanı üzerinden hareket ederek Atatürk Caddesi üzerinden eski Madımak Oteli, şimdiki Bilim ve Kültür Merkezi'nin bulunduğu Eski Belediye Sokak önüne geldi.

Saygı duruşunun ardından katliamda ölenlerin isimleri tek tek okundu.
Eylemciler, polis barikatı nedeni bina önüne kadar giremedi. Otelin önüne sadece yaşamını yitirenlerin aileleri ile milletvekilleri alındı.

Aileler adına konuşan ozan Hasret Gültekin'in eşi Hacer Gültekin, bina müze olana kadar içeriye girmeyeceklerini söyledi.

“Utanç müzesi olmalı”

Etkinlikte konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül, katliamın üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen acısının dün gibi taze olduğunu belirtti.

Bülbül de Madımak Oteli'nin utanç müzesi olması gerektiğini belirterek, “Madımak müze olmadan Alevi açılımı olmaz” dedi.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel de otelin utanç müzesi olması isteğini tekrarlayarak, "Burayı Bilim ve Kültür merkezi yapmışlar. Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adı konulmuştu, bari buraya da Yavuz Sultan Selim adını koyun" dedi.

Avukat Şenal Sarıhan da Madımak'ı utanç müzesi yapmayan iktidara tepki göstererek, ailelerin çağrısına kulak vermesini istedi.

Kaynak: Bianet

* Fotoğraf: Muzaffer Akyüz / AA

Kıbrıs’ta hayvanlı sirkler yasaklandı!

Kıbrıs Parlamentosu geçen hafta “Hayvan Refahı Kanunu”nu değiştirmek için bir oylama yaptı ve sirklerde “vahşi” ve “evcil” tüm hayvanların kullanılmasını yasakladı.


Dünyada, pek çok ülkede, aktivistlerin çabasıyla hayvan hakları konusu daha da önem kazanıyor. Sirklerin bir eğlence yeri olmadığını söyleyen aktivistler, eğlence adı altında hayvanların işkence görmesine karşı çıkıyor ve sirklerin çocuk psikolojisini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

Hayvanların sirklerde kullanımını yasaklayan ilk ülke ise Bolivya. Yunanistan, Kosta Rika, Avusturya, Singapur, Finlandiya, Hindistan, Portekiz, Hırvatistan, İsrail, İsveç, Macaristan ve İrlanda’nın bazı illeri, sirklerde “vahşi hayvan” kullanımını yasaklayan ülkeler arasında. İngiltere’de de sirklerin gerçek yüzünü ortaya çıkaran gizli çekim videolarının toplumda büyük yankı uyandırmasının ardından, vahşi hayvanların sirklerde kullanılması yasaklandı. Hayvanlı sirkleri yasaklayan ülkelere son olarak da Kıbrıs eklendi.

Kıbrıs’ta yapılan yasa değişikliği ise şöyle:Gösterilerinde şov amaçlı, geçit töreni için ya da sadece halk içinde gösteriş/duruş olarak bile olsa, herhangi bir şekilde herhangi bir hayvan türünü kullanan sirklerin kurulması ve/veya faaliyet göstermesi yasaklanmıştır.

"Türkiye'den de aynı sorumluluğu ve yükümlülüğü yerine getirmesini bekliyoruz”

Türkiye’de de hayvanlı sirklerin yasaklanması için çalışmalar ve eylemler yapan Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Kıbrıs Parlamentosu’nun aldığı bu kararı, hayvanlar açısından oldukça olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek “Kıbrıs, Yunanistan’dan sonra, türü ve ırkı ne olursa olsun herhangi bir hayvanın, insanların eğlencesi için kullanılmaması gerektiğinin farkına vardı ve bu kanunî düzenlemeyi yaptı. Özellikle Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’ne taraf olan tüm ülkeler başta olmak üzere her ülke, bu ahlakî sorumluluğu yerine getirmeli ve tüm dünyada hayvanlı sirkler yasaklanmalı. Türkiye'den de aynı sorumluluğu ve yükümlülüğü yerine getirmesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin de tarafı olduğu Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi, hayvanların insanların eğlencesi için kullanılamayacağını hüküm altına alsa da Türkiye, bu konuda henüz herhangi bir yaptırım, kısıtlama ya da yasaklama kararı almış değil.

"Hayvanlı sirkler yasaklanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz"

Hayvanlı sirklerin Türkiye’de yasaklanması için bir dizi eylem ve müracaatta bulunduklarını açıklayan Yeryüzüne Özgürlük Derneği, “Bu konuda Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere birçok devlet yetkilisine ve kurumuna müracaatta bulunduk ancak karşımızda herhangi bir muhatap bulmak bir yana başvurularımıza cevap dahi alamadık. Türkiye’de hayvanlar, maalesef hâlâ birer mal, insanları eğlendirmesi gereken birer nesne, oyuncak olarak görülüyor. Geçtiğimiz sene Ankara Büyükşehir Belediyesi izni ve arazisinde kurulan Büyük Ankara Sirki'nde çıkan yangında, insanları eğlendirmeleri için tutsak edilen 9 ayının yanarak can verdiğini unutmuş değiliz. Hayvanlı sirkler yasaklanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü bu, ciddi bir politik ve ahlâki sorun”.

HAYVANLARI SİRKLERİ BOYKOT EDİYORUZ!

“Hayvanlı sirklere gitmeyin, bu zalim sektöre destek olmayın. Mümkün olduğunca çevrenizdeki insanları sirk gerçeği konusunda bilgilendirin ki onlar da zulümden kazanç sağlayan bu işkencehanelerin ayakta kalmasına ve bu zulmün devam ettirilmesine ortak olmasın.” diyerek hayvanlı sirkleri boykot çağrısında bulundu.

İnternette açtığımız “Türkiye’de hayvanlı sirkler yasaklansın” kampanyasına katılmak için tıklayın.

Kıbrıs hükümetinin Hayvan Refahı Kanunundaki diğer değişiklikler arasında şunlar var:

1. Deney tesislerinde (laboratuvarlarda) kullanılan hayvanları korumak için bir Ulusal Komite kurulmalı,

2. Hayvanlar üzerinde yapılan tüm “kozmetik sakatlama”lar yasaklanmalı (eğer bir veteriner tarafından uygun ve gerekli görülmüyor ise). Bu ikinci madde kuyruk, kulaklar, dişler, tırnaklar ve ses tellerinin alınmasını da içermektedir.


Hayvanlı sirklerde neler oluyor, aktivistler neden karşı?

-  Sirklerdeki hayvanlar, doğal yaşam alanlarından koparılarak hapsediliyor, insanların eğlendirilmesi için bebeklikten itibaren akıl almaz işkencelerle, dayakla, açlıkla terbiye edilerek zorla sahneye çıkarılıyor.

- Eğitimlerde çivili sopa, kırbaç, elektroşok çubuğu, kanca gibi işkence aletleri kullanılarak hayvanlara "yabanıl" oldukları unutturulmaya çalışılıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde hayvanlı sirklerde yapılan gizli çekimlerle hayvanlara yapılan işkenceler büyük tepki çekti ve hayvanlara yaşatılan zulüm belgelendi.

- Sirkler, şehirden şehre, ülkeden ülkeye gezdikleri için bu hayvanların, suya, yiyeceğe, doğal ihtiyaçlara erişimleri de bir hayli kısıtlı durumda.

- Sirklerdeki tutsak hayvanlar, doğal yaşam ortamlarına kıyasla binlerce kat dar alanlarda, asla istedikleri gibi hareket edemeyecekleri kafeslerde tutuluyor. Doğalarına hiçbir şekilde uymayan bir ortamda, çok kısıtlı temel gereksinimleri sağlanarak sadece yaşamalarına izin veriliyor. Bu mahrumiyet nedeniyle de hapsedildikleri dar kafeslerde, kendi etraflarında, sürekli dairesel dönme hareketleri, kafa sallama gibi anormal davranışlar sergiliyorlar.

Haber kaynağı: http://www.bornfree.org.uk/news/news-article/?no_cache=1&tx_ttnews%5Btt_news%5D=1362




Born Free Vakfı'nın duyurduğu haberin tam çevirisi:


30 Haziran 2013 Pazar

"Direnişin 'O' biçimi"

LGBT Onur Haftası kapsamında yüzbine yakın kişi İstiklal Caddesi'nde "Direniyoruz ayol" diyerek yürüdü.


LGBT Onur Haftası etkinliklerinin son gününde yüzbine yakın kişi İstiklal Caddesi'nde yürüdü. "11. LGBT Onur Yürüyüşü, direnişin 'o' biçimi" ana pankartının açıldığı eylemde, aralarında "Kürdistan vardır, eşcinseller vardır", "Direniyoruz ayol", "Katil polis hesap verecek", "Hevzayend li, herdere ne", "Babanım yanındayım", "Yasak ne ayol", "3 gey çocuk ister misin Tayyip" ve "Fışkiyeyi kim kırdı ayol" dövizlerinin de olduğu çok sayıda döviz taşındı. 


LİCE'DEKİ SALDIRI KINANDI

Taksim Meydanı'nda toplanan kitle, "Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz", "Homofobik devlet yıkacağız elbet", "Bu daha başlangıç mücadeleye devam", "Direniyoruz ayol" ve "Susma haykır, translar vardır" sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Sık sık Taksim direnişine ilişkin konuşmaların yapıldığı yürüyüşte, Lice'de askerin halka ateş açması sonucu hayatını kaybeden Medeni Yıldırım da anıldı.



YÜRÜYÜŞE GEZİ DESTEĞİ

Aralarında Almanya Sol Parti Berlin Milletvekili Hakan Taş, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, CHP İstanbul milletvekilleri Binnaz Toprak, Şafak Pavey, Melda Onur, Müslim Sarı ve Mahmut Tanal ile Dersim milletvekili Hüseyin Aygün ve Avrupalı parlamenterlerin de olduğu siyasetçiler ana pankartı taşıdı. Yürüyüşe İstiklal Caddesi'ndeki dükkanlardan alkış ve sloganlarla destek geldi.

Çok sayıda siyasi parti ve kurumun kendi bayraklarını açmadan gökkuşağı bayrağı taşıyarak destek verdiği yürüyüşe, Yoğurtçu, Maçka, Abbasağa, Kocamustafapaşa forumlarından çok sayıda kişi de toplu olarak katıldı.

ÖLDÜRÜLEN LGBT'LER, DİRENİŞÇİLER VE DEVRİMCİLER ANILDI

Öldürülen translar, eşcinsel, direnişçiler ve devrimciler için "Katil devlet hesap verecek" sloganı atan kitle Halkların Demokratik Kongresi bürosunun önünden geçerken, HDK'liler gökkuşağı bayrağı sarkıtarak ve konfeti patlatarak yürüyüşü selamladı. Kitle de buna karşılık "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganı attı.

FAŞİSTLERDEN PROVAKASYON GİRİŞİMİ

İstiklal Caddesi boyunca yürüyüşe devam eden grup Galatasaray Meydanı'na geldiğinde burada yürüyüş yapmak isteyen Alperen Ocağı üyesi faşistlerle karşı karşıya geldi.

Polis faşistlerin çevresinde koruma kalkanı oluştururken, meydandan tünele ulaşmaları iki saati aşan kitle Galatasaray Meydanı'nda "Faşizme karşı omuz omuza", "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz", "Kürdistan faşizme mezar olacak" ve "Her yer Lice, her yer direniş" sloganlarıyla faşistlere karşılık verdi. Kitlenin tamamının Galatasaray Meydanı'ndan geçmesinin ardından faşistler polis koruması eşliğinde tekbir getirerek Taksim Meydanı'na yürüdü.

'DİRENMEYE DEVAM AYOL'


Sloganlarıyla ve yaratıcı eylemleriyle özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerini yükselten LGBT'lerin yürüyüşü ise Tünel Meydanı'nda son buldu. Yürüyüşün sonunda uzunca bir süre daha meydanda eyleme devam eden grup LGBT bireylerin toplumda yaşadığı baskı, şiddet ve nefret politikalarına dikkat çekerek, 'direnmeye devam ayol' mesajını verdi.

'SINIFSIZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA'

Tünel'de okunan basın açıklamasında, "Tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı direnişi ile birlikte, homofobik, tranfsobik ve cinsiyetçi olmayan özgür bir dünya talebimizi yüksek sesle haykırdık. Bugün burada hükümetin, eşcinsel ve trans bireylerin yaşama, çalışma ve barınma hakkımıza saldırısına karşı birlikte karşı koyuyoruz" denildi.

LGBT hareketinin 21 yıllık geçmişi ve Gezi Parkı direnişinde elde edilen ortaklaşma deneyiminin sınıfsız, sömürüsüz bir dünya ve onurlu yaşam talebini hep birlikte hayata geçirileceğini gösterdiğinin kaydedildiği açıklamada, "Bizler LGBT’ler olarak hükümet ve devlet tarafından ötekileştirilerek hasta ve sapkın olarak kabul ediliyoruz. Ahmet Yıldız, R.Ç. ve daha birçok eşcinsel ve trans cinayetinde yargının tavrından da göreceğimiz gibi katiller cezalandırılmıyor, haksız tahrik indirimleriyle serbest bırakılıyor. Eşcinsel ve trans bireyler aileleri tarafından zorunlu terapiye maruz bırakılıyor, öldürülüyor. Buna karşın LGBT bireylerin aileleri biraraya geliyor, LİSTAG’lı ailelerin örgütlenmesi bize başka bir ailenin mümkün olduğunu gösteriyor" ifadeleri yer aldı.

'TRANS CİNAYETLERİ ARTIYOR'

Açıklamada yalnızca bir sene içinde 18 trans bireyin nefret cinayetlerine kurban gittiği hatırlatılarak, "Trans bireyler her gün okulda, sokakta, evde, işyerinde ayrımcılığa maruz bırakılıyor, iş bulamıyor, Ülker Sokak, Bayram Sokak, Eryaman ve Avcılar’da yaşadığımız gibi en temel yaşam haklarından mahrum bırakılıyor, evlerinden sürülüyor, tehdit ediliyor" denildi.

'BARIŞ VE DEMOKRASİ TALEBİMİZİ YİNELİYORUZ'


Devletin, polisin, hükümetin her gün artan şiddetine, sokaktaki nefreti besleyen, genel ahlakı kutsayan ideolojiye karşı halkların kardeşliği, özgürlük ve eşitlik talebinin LGBT'ler tarafından her yerde dile getirildiğinin vurgulandığı açıklamada Lice'de yaşanan asker saldırılarına ilişkin, "Barış sürecini başlattığını iddia eden hükümet, son olarak Lice’de halkın barış talebine silahlarla karşılık verdi, bir kardeşimizi daha aramızdan aldı, onlarcasını yaraladı. Biz bu topraklarda yıllardır devlet eliyle sürdürülen bu kirli savaşın gerçek barış ve demokrasiyle son bulması talebimizi de dile getiriyoruz" denildi.

Eylem bittikten sonra LGBT aktivisti ve ETHA muhabiri Yıldız Tar'ı takip eden iki faşist, Tar'ı Tarlabaşı bulvarı üzerindeki alt geçitte sıkıştırdı. Tar'a homofobik küfürler ve tehditlerle saldıran faşistlere muhabirimiz, "İbneyim ve bundan onur duyuyorum" şeklinde karşılık verdi. O sırada civarda olan kişilerin müdahale etmesiyle faşistler olay yerinden kaçarak uzaklaştı.

Kaynak: ETHA

* Fotoğraflar: Bianet, ETHA

Onur yürüyüşünde okunan basın açıklamasının tam metnine ulaşmak için tıklayın.