26 Ekim 2011 Çarşamba

Van'da 34 mahalle muhtarı istifa etti


Van'da depremin ardından 3 gün geçmesine rağmen halkın en acil ihtiyacı olan çadırların dağıtılmadığını, yetkililerin kendileri ile iletişime geçmediğini, bu nedenle halkın tepkisinin kendilerine yöneldiğini belirten 34 mahalle muhtarı istifa etti.

Van'da 23 Ekim'de meydana gelen deprem nedeniyle kentte hala enkaz kaldırma çalışmaları sürerken, dempremzedelerin çoğu kendi imkanlarıyla kurdukları branda ve naylonlardan çadırlarda kalıyor. Yetkililer tarafından yapılan, 16 bin 500 çadırın dağıtıldığı açıklamasına karşın, halk ve muhtarlar bunun gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

İl Afet Acil Kurumu, DSİ önünde ve İl Özel İdaresi önünde sık sık halkla polis arasında gerginlik yaşanıyor. Çadırların okullara götürülerek dağıtılacağı belirtilirken, halk duruma tepki gösteriyor. Birçok kişi, yiyecek veya su istemediklerini, sadece çadıra ihtiyaçları olduklarını ifade ederek, valinin halk karşısına çıkıp bir açıklama bile yapmadığını kaydetti. Yurttaşlar ayrıca özellikle televizyonlarda çıkan haberlerde yardımların yapıldığı açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını kaydetti. "Biz çadır istiyoruz. Yağmur yağıyor ve naylon çadırlarda kalıyoruz" diyen depremzedeler, "Devlet memurlarına ve polislere çadır dağıtılıyor. Vali veya diğer yetkili bize bakmıyorlar. Yandaşlarına veriyorlar yardımları. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in kendi ailesi ve köylülerine yardım gönderiyor" şeklinde tepkilerini dile getirdi.

Acil ihtiyaçları karşılanmayan ve çadır verilmeyen dempremzedeler, yetkililerin yanı sıra, taleplerini iletmedikleri gerekçesiyle mahalle muhtarlarına da tepki göstermeye başladı. Taleplere yetkililerin cevap vermediğini belirten muhtarlar ise, bundan kaynaklı tepkinin giderek kendilerine yöneldiğini kaydederek, yaptıkları açıklama ile istifa ettiler.

İl Afet Acil Kurumu önünde toplanan 25 mahalle muhtarı 34 mahalle muhtarı adına basın açıklaması yaptı. Muhtarlar adına açıklama yapan Muhtarlar Derneği Başkanı Temez Demez, halkın belli bir süreden sonra giderek gerginleştiğini ve bu nedenle kendilerine saldırılar olduğunu kaydederek, "Yardımlar geliyor muhtarlar dağıtım yapmıyor" söylentinin yayıldığını söyledi. Demez, "Dün ben, bu gün de başka bir muhtar arkadaşımız halkın saldırısına uğradı. Çünkü bu halk sadece kendilerine bir çadır istiyor. Bizim elimizde bir yetki yok. Devlet yetkilileri bizimle organize değil. Bu sebeple biz de ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bu nedenle biz de toplu olarak istifa edeceğiz. Halka bir an önce çadır verilsin ve bu gerginlikler de sona ersin" dedi.

Açıklamanın ardından 34 muhtarın istifa dilekçeleri 25 mahalle muhtarı tarafından Van Valiliği'ne sunuldu.

Kaynak: ANF

Kuzey Kıbrıs 16 Kürt Öğrenciyi Sınır Dışı Etti

Kuzey Kıbrıs'ta Bakanlar Kurulu 16 Kürt üniversite öğrencisini sınırdışı etme kararı aldı. Dört kişinin sınırdışı edildiği diğer 12'sinin ise arandığı bildirildi. Parti ve sendikalar, elçilik önünde kararı protesto etme kararı aldı.

Kuzey Kıbrıs'ın çeşitli  üniversitelerinde, 19 Ekim'de Hakkari Çukurca'da 24 askerin ölmesinin ardından çeşitli protesto eylemleri yapıldı. Cuma günkü eylemde (21 Ekim) protestocularla, Kürt öğrenciler arasında yaşanan kavgada, dört Kürt öğrenci tutuklandı.

Ertesi gün Bakanlar Kurulu bu öğrencileri de kapsayan 16 kişi hakkında sınır dışı etme kararı aldı. Tutuklu dört öğrenci sınır dışı edildi; diğer 12 öğrencinin ise arandığı bildirildi.

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, son bir haftadır yaşanan gerginliği bianet'e anlattı.

* Mağusa, Girne ve Lofkoşa'daki üniversitelerde çarşamba, perşembe ve cuma günü ülkücü gruplar, 24 askerin ölmesini protesto etmek için zaman zaman Rekötörlerin de katılımıyla çeşitli eylemler düzenledi. Bu eylemlerde, "Kıbrıs'ta katliam yapacağız" gibi provokatif, milliyetçi ve şovenist sloganlar atıldı.

* En son cuma günü, Lefkoşa'daki Yakın Doğu Üniversitesi'nde ülkücü öğrenciler, ölen askerler için mevlit yaptı. Ardından da Rektörlüğe yürümek istedi. Bu esnada Kürt öğrencilerle, ülkücü öğrenciler arasında taşlı, sopalı kavga çıktı. Kesinlikle burada provokasyon yapıldı.

* Bunun üzerine polisler ellerinde zaten var olan listelerdeki Kürt öğrencileri aramaya başladı; olaylar esnasında kütüphaneye kaçan dört öğrenciyi tutukladı. Polisler ellerinde liste olduğunu ve onları aradıklarını da bizzat söyledi.

"Okulu bitirmesine üç ay kala..."

* Ardından da cumartesi günü Bakanlar Kurulu, tutuklanan dört öğrencinin de içinde olduğu 16 öğrenciyi sınır dışı etti. Ancak bu kararın yazılı olduğu o günkü resmi gazete, polislerce toplatıldı ve biz bu gazeteye ulaşamıyoruz. Dolayısıyla bu sayı daha fazla da olabilir; elimizde kesin bir bilgi yok.

* Sınır dışı etme kararı tamamen taraflı ve siyasi. Türkiye Cumhuriyeti'nden alınan talimatla yapıldı. Bugüne kadar siyasi nedenlerle Kuzey Kıbrıs'tan sınır dışı edilen birçok kişi oldu ancak sadece kavga ettiği için ilk defa insanlar sınır dışı ediliyor.

Kanatlı, sokaklarda ülkücülerin sürekli provokatif eylemler yaptığını, sendika ve partilere de tehditkar davranışlarda bulunduğunu ekledi.

Kuzey Kıbrıs'ta okuyan bir sürü Kürt öğrenci olduğunu söyleyen Kanatlı, sınır dışı edilen öğrencilerden okulu bitirmesine üç, dört ay kalmış ya da sadece bir dersi kalmış öğrencilerin de olduğunu söyledi.

Sendika ve partiler protesto edecek

Bugün, YKP, Birkeşik Kıbrıs Partisi (BKP), Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Kıbrıs Türk Öğretmenleri Sendikası (KTÖS), Baraka Kültür Merkezi, öğrencilerin sınır dışı edilme kararını protetso etmek için Türkiye elçiliği önünde basın açıklaması yapacak.

Yeni Düzen Gazetesi'nden Didem Menteş'in haberine göre, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Bektaş,  sınır dışı edilen Kürt kökenli öğrencilerin Bakanlar Kurulu'nun konu ile ilgili kararından önce "Okuldaki huzur ve sükuneti bozdukları" gerekçesiyle üniversiteden ihraç edildiklerini belirtti.

Kaynak: Bianet

ETİ Gümüş A.Ş.'ye siyanür faciasından 5 milyon TL ceza

Kütahya'da siyanürlü atık su barajının çökmesiyle gündeme gelen ETİ Gümüş A.Ş.'ye 3.5 yılda 5 ayrı gerekçeyle toplam 5 milyon 69 bin 678 TL para cezası verildiği ortaya çıktı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın Kütahya Tavşanlı’da faaliyet gösteren Eti Gümüş A.Ş. Gümüş Üretim tesislerine ait depolama havuzlarının birinin 7 Mayıs 2011 tarihinde yıkılmasıyla ilgili yazılı soru önergesini yanıtladı. Gerekli denetimlerin yapılmadığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını savunan Bakan Bayraktar, 2004 yılında özelleştirilen tesisin çeşitli gerekçelerle 8 denetimden geçtiğini ve sonuçlarını açıkladı.

Denetim sonrasında uygulanan idari yaptırımlar sonrası verilen para cezaları ise şöyle sıralandı:

- Atık varillerle ilgili olarak 28.04.2008 tarihli ve 12 sayılı idari yaptırım kararı ile 346.683 TL idari para cezası verilmiştir.

- Tesisin Tavşanlı İlçesi Aliköy Beldesi Dulkadir Mahallesi kullanma suyu deposuna proses suyu kaçırılması nedeniyle 13.06.2011 tarihli ve 35 sıra nolu idari yaptırım kararı ile 4 milyon 273 bin 845 TL idari yaptırım cezası verilmiştir. Bu olayın 07.05.2011 tarihli ara sedde yıkılması ile ilişkisi yoktur. Bu konuyla ilgili Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

- Atık Barajı İyileştirme planı ile ilgili olarak 12.07.2011 tarihli ve 43 sayılı idari yaptırım kararı ile 8 bin 544 TL idari para cezası verilmiştir.

- Bakanlıkça ve Valilikçe 1,2,3 ve 4 numaralı atık barajlarında atık verilmemesi konusunda yasaklamaya uyulmadığı için 14.09.2011 tarihli ve 47 sayılı idari yaptırım kararı ile 427 bin 380 TL idari para cezası verilmiştir.

- Bakanlıkça 5 numaralı atık barajında inşaatı aşamasında taahhüt ihlali olarak 13 bin 226 TL idari para cezası verilmiştir.

SİYANÜR TEHLİKESİNE KARŞI ALINAN ÖNLEMLER

Bakan Erdoğan Bayraktar’ın açıklamasında tesisle ilgili alınan önlemler ise şöyle sıralandı:

- Tesisin üretim faaliyeti 7 Mayıs 2011 tarih saat 15.30 itibariyle durduruldu.

- Atık barajlarına yeni yük gelmemesi için regülatör diye ifade edilen pompa sisteminden su alınması durduruldu.

- Şirketin ana seddi olan 1 numaralı seddinin güçlendirilmesine derhal başladı. Güçlendirme işlemi DSİ uzman ekibince denetlendi.

- Yapımı süren 5 no’lu atık barajının hızlı bir şekilde tamamlanması için Avrupa standartlarına uygun proje revizyonları yapıldı, şirket talimatlandırıldı.

- Olası en büyük risk ihtimali düşünülerek ana seddin yaklaşık 100-200 metre uzağına çepeçevre güvenlik Seddi inşa ettirildi.

- Acil durum süresince tesise yakın yerleşim yerlerinden İl Sağlık Müdürlüğünce sabah ve akşam içme suyu numunesi alındı, halk bilgilendirildi. Analizlere göre değerler yönetmelikte belirtilen değerlerin altında.

- Kısmi sedde yıkılmasıyla alakalı olarak siyanür veya ağır metal kirlenmesi oluşmamıştır.

ANKA
Kaynak: Haberlink

Trans İnsan Hakları Savunucularına Hapis Cezası

Polis şiddetine suç duyurusunda bulunan Pembe Hayat üyeleri "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" ceza aldı.

Pembe Hayat Derneği üyesi Buse Kılıçkaya, Derya Tunç ve Naz Güdümlü'nün yargılandığı davada üç trans insan hakları savunucusu "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" cezalandırıldı.

Kılıçkaya, Tunç ve Güdümlü 19 Haziran 2010 gecesi araçları içerisindeyken, Ankara Esat Karakolu'na bağlı polisler tarafından gözaltına alınmış, ardından "Polise görev yaptırmamak için direnme", "hakaret" ve "kamu malına zarar verme" iddialarıyla haklarında dava açılmıştı.

Ankara Adliyesi 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava bugün karara bağlandı. Davayı, Kaos GL ve Pembe Hayat temsilcileri izledi.

Buse Kılıçkaya "Kamu malına zarar verme" suçundan beraat ederken, "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" beş ay hapis cezası aldı.

Derya Tunç "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaret"ten altı ay, Naz Güdümlü "polise görev yaptırmamak için direnme ve hakaretten" bir yıl hapis cezası aldı. Tunç ve Güdümlü'nün cezaları beş yıl ertelenirken Kılıçkaya'nın cezası ertelenmedi. Karara itiraz süresi yedi gün olarak açıklandı.

"Suçunuz travesti olmak"

bianet'e konuşan Kılıçkaya kararın "trans insan hakları savunucularına yönelik bir durdurma taktiği olduğunu", söz konusu polislerden şikayetçiyken, hapis cezası aldıklarını anlattı.

"Aslında olay şöyle başladı. Polis keyfi uygulama yaptığı ve şiddet uyguladığı için biz polisten davacıydık. Polis bunu görünce onlar da davacı oldu. Bizimki reddedildi, onlarınki kabul edildi.
"Bu karar, polisten dayak yesen de, şiddet görsen de, kabahatler kanunundan ceza yesen de, insan olduğunu bile söyleyemediğin bir ortamın göstergesi."

Kılıçkaya olayın görüntülerinin kayıtlı olduğunu, görüntülerde polisin gözaltına alma nedeni olarak "travesti olmalarını" gösterdiğini söylüyor.

"Şaşırarak izlediğimiz bir karar. Her şey kamera kayıtlarında var. Devlet malına zarar vermekten ceza aldık, kayıtlarda polis devlet malı denilen şeyi kendisi düşürdüğünü ve davacı olmadığını söylüyor. Neden gözaltına alındığımızı sorduğumuzda polis suçumuzun "travesti olmak" olduğunu söylüyor.

"Ben o karakolda yapılan ihlallere yönelik üç yıldır rapor hazırlıyorum. Şimdi bu üç yılı üç aylık cezayla telafi ettiklerini düşünüyorum."

17 Mayıs 2010'da Pembe Hayat Derneği üyesi 5 trans insan hakları savunucusu yine şiddet kullanılarak Esat Karakolu'na bağlı polisler tarafından gözaltına alınmış ve trans insan hakları savunucularına dava açılmıştı, bu olay uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmiş ve dava tek celse sürerek, trans insan hakları savunucuları beraat etmişlerdi.

Kaynak: Bianet

25 Ekim 2011 Salı

"İstiklal Marşı'nda Neden Ayağa Kalkmadın!"

İlçeye dışarıdan gelen 200 kişilik grubun "İstiklal Marşı'nda ayağa kalkmadı" diye dövdüğü öğrenciler, bugün de polis şiddetine maruz kaldı; üçü hastanelik oldu, dokuz kişi gözaltında.


Artvin'in Hopa ilçesinde 31 Mayıs'ta başlayan gerginlik hala devam ediyor, dünkü (24 Ekim) duruşma sırasında ve bugün (25 Ekim) yapılan polis müdahalesinin ardından dokuz kişi gözaltına alındı, ikisi ağır üç kişi yaralandı.

Eli kırılan Yusuf Aslan Yenigül Hopa Devlet Hastanesi'nde tedavi edilirken, iki kişi Rize Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.

bianet'e konuşan Avukat Alptekin Ocak da bugün polisin gözaltına aldıklarına aşırı şiddet kullandığını, "kötü muameleden" suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Parti Meclis Üyesi Başaran Aksu, bianet'e yaptığı açıklamada, "Herkes gergin, halk, bunu devletin kendilerine bir saldırısı olarak görüyor" dedi.

31 Mayıs'ta Hopa'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mitingi öncesi yapılan hidroelektrik santral (HES) protestoları sırasında polis müdahale etmiş, emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti.

Hopa ilçesinde 15 kişi gözaltına alındıktan sonra tutuklanmış, yedisi Terörle Mücadele Kanunu'ndan 14 Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlanmıştı. Ali Aksu, İbrahim Aksu, Görgü Demirpençe, İdris Akbıyık, Erhan Köse, Şafak Ustabaş ve Önder Öner 26 Eylül'deki duruşmada, "terör örgütü propagandası" suçundan "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraat etti.

Ankara'da da Hopa olayları sonrası yapılan basın açıklamasına katılan 22 kişi tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevi'ne yollanmıştı.

Yine gaz bombası

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet, Türk Ceza Kanunu (TCK) 265/1 "Görevi yaptırmamak için direnme" ve TCK 516/3 "Kamu malına zarar vermek" suçlamalarıyla tutuklanan 15 kişiden beşi, dün (24 Ekim) çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Ustabaş, Akbıyık, Şinasi Gümüşkaya, Cengiz Akyüz ve Şaban Kotil, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken tutuklu 10 kişi hakkında henüz iddianame hazırlanmadı.

Dünkü duruşma öncesinde kaymakam ile görüşen Hopa halkı, bu çerçevede yürüyüş yaparak, adliye önüne geldi. Savcının izin vermesine rağmen, çevik kuvvet polisleri duruşma salonuna girmelerine izin vermedi. Polis, dağılmayan halka gaz bombasıyla saldırdı, adliye önündeki karayolunu kapattı. Tahliye haberi alınınca ortam sakinleşti.

"Çukurca protestosu diye geldiler"

Aksu, 31 Mayıs'ın ardından ilçede gerginliğin hiç dinmediğini söyledi. "Burada, Hemşinli, Laz, Gürcüler bir arada yaşıyor" diyen Aksu, yaklaşık 200 kişinin Çukurca saldırısının ardından ilçeye getirildiğini, burada yürüyüş yaparak parkta İstiklal Marşı okuduklarını söyledi.

Dışarıdan gelen grubun, parktaki gençleri "Neden ayağa kalkmıyorsunuz" diyerek rahatsız ettiğini anlatan Aksu, bir üniversitelinin dövüldüğünü söyledi. Öğrenciyi döven üç kişi gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Bugün de Hopa Meslek Yüksek Okulu önünde başlayan gerginliğin ardından, polis üniversitelilere müdahale etti. Sekiz öğrenci ve bir öğrenci yakını gözaltına alındı, üç öğrenci yaralandı.

Avukat Ocak, "epilepsi hastası bir öğrencinin gözaltına alınırken yere yatırılıp başına basıldığını" söyledi. Öğrenci fenalaşarak Hopa Devlet Hastanesi'ne götürüldü, oradan Rize'ye sevk edildi. Ocak, Rize Devlet Hastanesi'ne sevk edilen diğer öğrencinin de kaburga kemiklerinin kırılmış olduğunu açıkladı.

Aksu, daha önce de tutuklanıp serbest bırakılan Hopa Halkevleri yöneticisi Kamil Ustabaş'ın darp edilerek gözaltına alındığını, sağlığından endişe ettiklerini söyledi. Gözaltına alınanlar Hopa Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

* Fotoğraf, sendika.org sitesinden alınmıştır.

Kaynak: Bianet

Kars ve Şırnak'ta İki Şüpheli Asker Ölümü

Şüpheli asker ölümlerine iki kişi daha eklendi. Mustafa Durmuş'un intihar ettiği ileri sürülürken, Turan Kargavuş'un ise doldur-boşalt istasyonunda kazayla öldüğü iddia edildi.

Kars'ta askerlik yapan Muhammet Mustafa Durmuş'un nöbet sırasında intihar ettiği, Şırnak'ta askerlik yapan Ahmet Turan Kargavuş'un ise "doldur-boşalt" sırasında silahın ateş alması sonucu hayatını kaybettiği iddia edildi.

Kars'ta "intihar"

Kars'ta 14. Mekanize Piyade Taburu'nda askerlik yapan 20 yaşındaki piyade er Muhammet Mustafa Durmuş'un, nöbet tuttuğu sırada 05.00 sıralarında tüfeği ile başına ateş ederek intihar ettiği ileri sürüldü.

Radikal'in haberine göre, silah sesi üzerine olay yerine giden askerler tarafından bulunan Durmuş'un cesedi, askeri savcılıkça yapılan incelemenin ardından Kars Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı.

Doldur-boşalt "kazası"

Şırnak'ta Akdizgin 6. Motorlu Piyade Tugayı 2. Tabur'da askerlik yapan 20 yaşındaki Ahmet Turan Kargavuş'un ise dün (24 Ekim) "doldur-boşalt" işlemi sırasında silahın ateş alması sonucu yaralandığı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği açıklandı.

Yuksekovahaber'in haberine göre, nöbet dönüşü doldur-boşalt istasyonunda silahla yaralandığı ve sonra kaldırıldığı Şırnak Askeri Hastanesi'nde öldüğü iddia edilen Kargavuş'un ölümüne neden olan kazanın ise nasıl gerçekleştiği hakkında bilgi verilmedi.

Kaynak: Bianet

Depremde Kadın Dayanışması

Van'daki kadın dernekleri, koordinasyon sağlanamadığı için yardımların ulaşmadığını, kadınların çadırkentlerde barınamadığını, hastane bahçelerinde doğum yapmak zorunda kaldığını anlatıyor.


Van'daki kadın dernekleri yardımların ulaşmadığını, dernek binalarının yıkıldığını ve telefonlar bugüne kadar çalışmadığı için kendi aralarında da koordinasyonu henüz sağlayamadıklarını söylüyor.

Çadırkentler hem çadır sayısı, hem de hijyenik açıdan yetersiz. Yağma ihtimaline karşı evlerini terk etmek istemeyen halk, çadırkentlere gitmiyor. Binaları hasar gören hastanelere yeterli yardım yapılmadığı için, kadınlar dışarıda doğum yapıyor.

Van Kadın Derneği'nden Zozan Özgökçe, "Van iyi durumda değil. Yardım malzemelerine kargolar ücretsiz deniyor ama sadece genel afet birimine göndermek üzere ücretsiz olduğunu öğrendik. Bize yardımlar doğrudan gelemiyor" diyor.

"Kadınlar olarak kendi aramızda dayanışma içindeyiz" diyen Özgökçe, valilik, kamu kurumları, belediye ve sivil toplum arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çekiyor, "hangi yardım malzemeleri geliyor, kim ne yardım dağıtacak kimse bilmiyor. Bu kurumların birlikte çalışması gerekli".

Köylerdeki ve merkezdeki kadınlarla iletişim halinde olan Özgökçe, Van'daki durumu şöyle özetliyor:

* Kızılay yardımların gidip alınması çağrısı yapıyor, ancak bu koşullarda kadınların Kızılay'a kendilerinin gidip yardım alması imkansız.

* Çadır kentler kuruldu ama yeterince çadır yok. Giden kadınlar da geri dönüyorlar çünkü kadınların ihtiyaçlarını giderebilecekleri tuvalet ve diğer hijyenik ihtiyaçlar karşılanmıyor.

* Doğumevinin durumu çok kötü. Kullanılmaz durumda. Özel hastanelere çadır verilmediği için kadınlar dışarıda doğum yapıyor, düşükler oluyor. Hastane bahçelerine çadır, hijyenik kabinler veya prefabrik yapılar kurulması gerekiyor.

* Van'daki sığınmaevi hasar görmüş, oradaki kadınları başka misafirhanelere yerleştirmişler.
Özgökçe, mevcut koşullarda "örgüt olarak elimiz kolumuz bağlı. Kendi aramızda dayanışma içerisindeyiz" diye konuşuyor.

Kadınlar yardım için örgütlenmeye başladı

Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi'nden (Yaka-Koop) Gülmay Gümüşhan da kooperatif binası yıkıldığı ve telefonlar çalışmadığı için örgütlenemediklerini söylüyor. Çadırkentlerin belirli bölgelerde kurulduğunu belirten Gümüşhan, "insanlar evlerini terk etmek istemiyor. Evlerinin önünde battaniyelere sarılı bekliyorlar. Temel ihtiyaçlarımızı Van merkezdeki marketlerden karşılayabiliyoruz ama köyler için aynı şey geçerli değil" diyor. Yaka-Koop ve İş Kadınları Derneği, bugün yapacakları toplantıda ulaşılamayan köyleri belirleyip bir yardım planı çıkaracaklar.

KAMER'den Nazmiye Acar da yardımın ulaşmadığını söylüyor. "Şu anda piknik çadırında kalıyoruz. Bugün KAMER'in gönderdiği yardım malzemeleri ulaşacak. Yarın bir kriz masası oluşturacağız. Olay sıcakken bir sağlık ocağı ve bir okul kurmak için plan yapacağız."

Mavigöl Kadın Derneği'nden Sunay Şahin, Ulupamir Köyü'nde. Oğlunun deprem sırasında yalnız olduğunu, çok etkilendiğini anlatıyor. "Arkadaşlarla bugün iletişime geçebildik, kadınlar olarak ne yapabiliriz diye konuşacağız. Ekmek, kumanya bulmakta sorun yaşıyoruz."

Kaynak: Bianet

Yardım yok gaz bombası var

300'ü aşkın kişinin yaşamını yitirdiği, 2 bini aşkın kişinin evsiz kaldığı Van'da, polis "Vali istifa" diyerek sokaklara dökülen depremzedelere gaz bombaları ile saldırdı.

7.2'lik depremin vurduğu Van'da yardımların dağıtılmaması ve çadırların yetersiz olmasına tepki gösteren halka polis gaz bombalarıyla saldırdı.

Van'da depremzedeler isyan etti. Deprem sonrası gelen yardımların hala dağıtılmaması ve barınma sorunlarının çözülmemesine tepki gösteren binlerce depremzede, DSİ Bölge Müdürlüğü önünde toplanarak İpek Yolu'nu trafiğe kapattı. Depremzedeler "Vali istifa" sloganı attı.

Olay yerine gelen polis, depremzedelere gaz bombalarıyla saldırdı. Tepkilerini dile getiren depremzedelerin sayısı artarken, olay yerine asker ve polis takviyesi yapıldı.

Maraş Caddesi üzerinde toplanan çok sayıda depremzede de yardımların dağıtılmaması ve kurtarma çalışmalarının gecikmesine tepki gösterdi. Protesto gösterisinin yapıldığı caddeye gelen polis burada da depremzedelere gaz bombalarıyla saldırdı. Depremzedeler, polise taşlarla karşılık verdi. Gerginliğin büyüdüğü caddede olaylar devam ediyor.

Erciş Yolu üzerinde kurulan Kriz Masası'nda da gerginlik yaşandı. Kriz Masası'nın önünde biriken binlerce kişi, yardımların dağıtılmamasına tepki gösterdi, "Vali istifa" sloganı attı.

Kaynak: ETHA

'Deprem değil şovenizm öldürüyor'

Ezilenlerin Sosyalist Partisi Diyarbakır İl Örgütü, Van depremine ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "Deprem değil kapitalizm ve şovenizm öldürüyor" dedi.


Ezilenlerin Sosyalist Partisi Diyarbakır İl Örgütü, AZC Plaza önünde yaptığı basın açıklamasında, Van depreminde hükümetin derhal sorumluluklarını yerine getirmesini istedi.

ESP üyeleri, "Deprem değil kapitalizm ve şovenizm öldürüyor" pankartı ile "Müge Anlı-Duygu Candaş asıl siz haddinizi bilin", "Aklı kıt vicdanı kıt kulağı sağır" yazılı dövizler taşıdı.

ESP Diyarbakır Basın Sözcüsü Mustafa Naci Toper, depremde yaşanan kayıplar nedeniyle tüm halka başsağlığı; yaralılara, göçük altında kalanlara ve ailelerine acil şifalar diledi.

Son dönemlerde artan ırkçı saldırılar ve askeri operasyonları hatırlatan Toper, "Bir yandan askeri operasyonlar 'sınırötesine' taşarken diğer yandan halkımızın etrafında ırkçı bir abluka örülüyor. Zembereğinden boşalan ırkçılık bununla yetinmiyor, halkımıza büyük acılar yaşatan Wan depremi bile şovenist histerinin dışa vurulmasına, halkımıza dönük hakaretlere vesile oluyor" dedi.

MEDYAYA TEPKİ

"İnsanlığın bittiği noktayı mı arıyorsunuz?" diye soran Toper, şöyle devam etti: "O vakit, 'Herkes haddini bilecek. Yeri geldi mi taş atacaksınız, kuş avlar gibi avlayacaksın sonra yardım isteyeceksin' diyen Müge Anlı gibi sömürgeci burjuva medyanın savaş dilini ezberlemiş spikerlerine bakın. Zaten yıkıma uğramış bir halkın depremle daha da büyüyen acılarına tuz basan savaş medyasına bakın."

Toper, her doğal afetin ardından yaşanan trajedilerin Van'da tekrar ettiğini belirterek, devletin deprem gerçeği karşısında halkı korumadığını, tedbir almadığını söyledi.

Depremin ardından devletin yardım kuruluşlarının ilk olarak askeri lojmanlar ve devlet kuruluşlarına gönderildiğini belirten Toper, şöyle konuştu: "Halkımız kendi çabalarıyla göçük altındaki yaralı ve ölülerini çıkarmaya çalışırken, devlet hala yardım için bölgeye etkin bir şekilde müdahale etmiş değildir. Bu zamana kadar Kürt halkının demokratik eylemlerine jet hızıyla müdahale eden, bütün güçlerini toplumsal eylemlerin karşısına diken devlet, aynı hızı ve gücü depreme müdahalede sergilememektedir. AKP hükümeti halka bu suçunun hesabını vermelidir. Buna da öncelikle hükümet olmanın sorumluluğunu hatırlayarak ve bütün olanaklarını hızla bölgeye seferber ederek başlamalıdır."

'EZİLENLERİN DAYANIŞMASINI ÖRELİM'

Deprem ile kapitalizmin kar anlayışının bir kez daha görüldüğünü ifade eden Toper, daha fazla kazanma hırsıyla ucuza binalar yapıldığını kaydetti. Toper, bu anlaşın yüzlerce insanının ölümüne sebep olduğuna dikkat çekti.

Mustafa Naci Toper, "Bugün Wan halkının çığlığını duymak ve depremin yaralarını sarmak için ezilenlerin dayanışmasını örme zamanıdır. Ellerimizi Wan halkına uzatalım, ezilenlerin dayanışmasını gösterelim" diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından ESP MYK üyesi Fethiye Ok ve Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Karakaya'nın da içinde bulunduğu heyet, toplanan yardımları ulaştırmak üzere Van'a hareket etti.

Kaynak: ETHA

Tecavüz sanığı müfettişin ataması durduruldu

Fethiye'deki toplu tecavüz davasında yargılanan sanıklardan Muğla İl Milli Eğitim Müfettişi Ali Niyazi Oktar'ın Muğla Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı'na yapılan ataması Muğla Valiliği tarafından durduruldu.


Fethiye'de genç bir kadına tecavüz eden kişiler arasında yargılanan Muğla İl Milli Eğitim Müfettişi Ali Niyazi Oktar'ın derecesinin yükseltilmesi Valilik tarafından durduruldu.

Ali Niyazi Oktar'ın yargılaması tamamlanmadan derecesinin yükseltilmesini ETHA, yazmıştı. Haberin ardından, Oktar'ın ataması durduruldu.

GENCEL: VALİMİZ GÖREVLENDİRMEYİ DURDURDU

Muğla Valiliği Özel Kalem Müdürü Baki Gencel, ETHA'ya yaptığı açıklamada, "Atama söz konusu olmuş ama Valimiz bu konuda aldığı bilgiler doğrultusunda görevlendirmeyi durdurdu. O konuda atama gerçekleşmemiş oldu" dedi.

Ali Niyazi Oktar, tecavüz davası devam ederken Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı'na atanmıştı. Oktar'ın ataması Muğla'da görev yapan öğretmenler arasında "Yeni tecavüzcü başkanınız hayırlı olsun" sözleri ile yankı bulmuştu.

Kaynak: ETHA

Hopa'da Beş Kişi Serbest

Hopa'da Başbakan Erdoğan'ın mitingi sırasında çıkan olaylarda tutuklanan 15 kişiden beşi çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Başbakan'ın 31 Mayıs'ta Hopa'da düzenlediği seçim mitingi sırasında düzenlenen eylemlerde 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet, Türk Ceza Kanunu (TCK) 265/1 "Görevi yaptırmamak için direnme" ve TCK 516/3 "Kamu malına zarar vermek" suçlamalarıyla tutuklanan 15 kişiden beşi, dün çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

15'i tutuklu toplam 36 kişinin yargılandığı Hopa dosyası, Hopa savcılığı tarafından bölünmüştü. Beş ay sonra, ilk kez mahkemeye çıkarılan Şafak Ustabaş, İdris Akbıyık, Şinasi Gümüşkaya, Cengiz Akyüz ve Şaban Kotil, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken tutuklu 10 kişi hakkında henüz iddianame hazırlanmadı.

Dava hakkında Etkin Haber Ajansı'na (ETHA) konuşan Hopa Davası avukatlarından Can Tombul, mahkeme tarafından verilen bu kararı emsal göstererek, tutuklu bulunan diğer 10 kişinin de serbest bırakılmasını talep edeceklerini söyledi.

Avukatlar olarak davanın bölünmesine karşı çıktıklarını ifade eden Tombul, suçlamalara ilişkin delil bulunmadığını söyledi.

Kaynak: Bianet

Adana’da Kürt askere linç, BDP binasına saldırı

26 askerin ölümünün ardından son bir haftadır Adana’da ırkçı saldırılar ve sokaklarda polis destekli şovenist gösteriler devam ediyor. Dün Adana’daki bir askeri birlikte bir Kürt asker linç edilmek istendi. Yaralı asker Adana Devlet Hastanesine kaldırıldı. Dün yine saat 13:30 sularında BDP Adana İl binası yakılmak istendi. 100 kişilik faşist bir güruh BDP il binasını yakmak istedi, taşlayarak camlarını kırdı.

BDP il yönetim kurulu toplantısı esnasında gerçekleşen saldırı bugün saat 13:30′da siyasal partilerin ve kitle örgütlerinin de destek verdiği bir basın açıklaması ile BDP il binası önünde protesto edildi. Basın açıklaması İHD Adana Şubesi tarafından gerçekleştirildi.

Basın açıklaması sırasında çok sayıda sivil polis ve çevik kuvvet polisi BDP il binası önünde konumlandı. Yolun az ilerisinde ise ırkçı bir grup “Kahrolsun PKK” sloganları atarak provokasyon yaratmak istedi. Basın açıklamasından önce BDP Adana İl Başkanı Seyfettin Aydemir kısa bir konuşma yaparak önce Van’da gerçekleşen deprem sonucunda hayatlarını kaybedenler için başsağlığı diledi. Aydemir daha sonra ”Irkçı ve faşist saldırıyı kınıyoruz. Dün olay öncesinde emniyet müdürlüğünü ve valiliği arayarak durumdan haberdar ettik. Buna rağmen sivil polis eşliğinde gelinerek binamız yakılmak istendi. Demokratik taleplerimiz için sokağa çıktığımızda tazikli suya, biber gazına biz hedef oluyoruz” dedi. Seyfettin Aydemir’in konuşmasının ardından basın açıklamasına geçildi. Aydın Sincar’ın okuduğu ve savaşın durdurulması talebinin dile getirildiği basın açıklamasının ardından topluca BDP il binasına çıkılarak geçmiş olsun dilekleri iletildi.

Kaynak: Haberlink

Deprem yardımına polis engeli!

İstanbul'da BDP'nin Van’a yardım malzemesi gönderme kampanyası polis engeline takıldı. İstanbul’da birçok vatandaş yardım malzemeleri bırak istediği BDP binalarına alınmıyor.

Van ve Erciş’te büyük felakete neden olan deprem nedeniyle Kürtler adeta seferber olurken, devlet ise yardım etmediği gibi vatandaşın yardımını da engelliyor. Bağcılar’da BDP’ye yardım malzemesi bırakmak isteyen vatandaşlar polis engeline takılıyor. Ümraniye’de Kürt kurumlarına girişlere izin verilmiyor.

Sabah saatlerinde Bağcılar İlçe Binası’na yardım malzemesi bırakmak istediğini ancak polis tarafından engellendiğini belirten Ercan Ekinci isimli vatandaş, “Elimdeki yardım dolu torbayı parti binasına ulaştırmak istedim. Ancak bina girişinde polis, yardımı parti değil devlet yapar diyerek girişe izin vermedi. Geri dönmek zorunda kaldım” dedi.

Konuya ilişkin görüştüğümüz Med Kültür Sanat Derneği yöneticileri de konuyu doğrularken, dernekleri BDP ile aynı binada olduğu için kendilerine de zorluk çıkarıldığını belirttiler. BDP Bağcılar İlçe Yöneticisi Mehmet Ali Çalış da birçok vatandaştan benzer şikayetler aldıklarını söyledi.

Yasa gereği partilerin yardım toplayamayacağını bildiklerini ve bu yüzden de dernekler aracılığıyla yardım topladıklarını ifade eden Çalış, “Yasanın kapsamını biliyoruz. Zaten bize gelen yardım malzemelerini de anında derneklere ulaştırıyoruz. Biz parti olarak koordine görevi yapıyoruz. Yardımı bizzat toplamıyoruz. Ancak birçok vatandaş partiye getiriyor malzemeleri. Burada bir sorun yok. Ama devletin uygulamaları bu yönde” diye konuştu.

Bu arada BDP’nin Ümraniye’de bulunan parti binasına da girişler polis tarafından yasaklanmış durumda. Sabah saatlerinden itibaren parti binası önünde nöbet tutan polisler, yardım getiren vatandaşları da binaya gitmeye çalışan diğer insanları da geri çeviriyor.

ANF’ye bilgi veren Bağcılar İlçe Başkanı Cemal Çalış, “Bağcılarda son üç gündür Kürt halkına resmen OHAL uygulanıyor. Göndermek istediğimiz yardımlar bile polis denetliyor’’ dedi.

Çalış, Van'a malzemeleri ulaştırmak üzere battaniye, elbise, gıda yüklü kartonları ilçeden çıkartırken polisin önlerini kestiğini belirtti ve “Kartonların içine bakmak istediler. İzin vermedik. Uzunca bir tartışma çıktı. Sonunda malzemeleri tırlarının bulunduğu depoya götüren arkadaş ise takibe alındı'' diye konuştu.

İHD YARDIMLARI VAN'A ULAŞTIRIYOR

Bu arada İstanbul’daki Kürtler ve duyarlı diğer vatandaşlar da seferber olmuş durumda. İHD’nin başlattığı kampanya çerçevesinde tonlarca giyecek ve gıda malzemesi bu akşam Van’a doğru yola çıkarılıyor. İHD’den alınan bilgilere göre toplanan eşya bu akşam bir TIR ile deprem bölgesine gönderilecek. Şu ana kadar toplanan malzeme ise bir TIR’ın yük kapasitesini aşmış durumda. Bir depoda toplanan malzeme bugün yola çıkartıldı. Önümüzdeki günlerde yeniden deprem bölgesine malzeme sevki yapılması planlanıyor.

Kaynak: ANF

Köyler hala yardım bekliyor

Van Depremi'nden etkilenen köylerin birçoğuna yardım ulaşmamış durumda. bianet'in görüşebildiği köylerde en fazla dile getirilen ihtiyaç çadır; halk çocukları soğuktan korumakta güçlük çektiğini anlatıyor.

Merkez üssü Van'ın Tabanlı köyü olan depremden etkilenen köylerde en yaygın sorun çadır eksikliği olarak gözüküyor. Köylerin çoğunluğunda halk ateş yakarak ya da yanlarındaki battaniyelere, kazaklara sarılarak kendi imkanlarıyla ısınmaya çalışıyor, özellikle çocuklar ve yaralılar soğuktan çok etkileniyor. Görüştüğümüz köylerden aktarılan bilgiye göre bazı köylere henüz hiç yardım ulaşmamış.

Alaköy yardım alamıyor

Alaköy'den Ali Akdağ'ın aktardığı bilgiler 200 hanelik köyde ayakta 20 evin kalabildiği, köy halkının çok zor durumda olduğu ve henüz hiç yardımın gelmediği yönünde. "Millet perişan durumda. Köyde ayakta kalmış 15-20 ev ya var ya yok. 10-11 kişi hayatını kaybetti. Ne çadır, ne sığınacak yer, ne gıda, hiçbir şey yok. Kalan evlere de girilemiyor. Hiçbir yardım gelmedi. Çok acil olarak çadır lazım. Hava giderek soğuyor. Kadın-erkek, çoluk çocuk, herkes perişan bekliyor. Gıda gerekli.

Aşağı yukarı 500 kişilik bir köy burası, ev olarak 200 hane vardı. 15-20 tanesi ancak ayakta kalmıştır. Topraktan kerpiçten yapılma köy evleri yıkıldı, ayakta kalanlar betonlama evler. Köyde hâlâ kargaşa var. Kimse ölüsüne bile sahip çıkamıyor, herkes can derdinde.

Evlere girilemediği için korunabilecek bir şey de çıkarılamıyor. Şu anda çoluk çocuk herkes ortada, kazağıyla montuyla sığınmaya çalışıyor. Herkes dışarıda, yaktığımız ateşle ısınmaya çalışıyoruz. Biz kendimizden geçtik, üstümüzdeki kazakları çıkarıp çocuklara giydiriyoruz.

Devletten gıda ya da çadır yardımı yok. İyi kötü haberler alıyoruz, yardımlar çıkıyor diye, ama gelenler nereye gidiyor bilmiyoruz. Yetkililerle muhatap olma şansımız sıfır. Merkezi akrabalar, arkadaşlar aracılığıyla aradık, ama faydası olmadı. İki günden beri 'yardım iki saate geliyor, kamyonlar yolda' diyorlar ama ortada hiçbir şey yok. Merkezden 30 kilometre uzaklıktayız."

Bayramlı'nın çadır ihtiyacı

Bayramlı Köyü Muhtar Yardımcısı Ali Aslan 220 hanelik köyde 100 evin yıkılmış olduğunu söyledi. "100 ev yıkıldı, diğerleri kullanılamıyor. Köyde iki kaybımız var, 20'ye yakın yaralı var."

Ali Aslan'la görüştüğümüz sırada Mardin Nusaybin'den gelen yardım kamyondan indiriliyordu. Aslan, Van merkezden ne yardım ne de kimsenin geldiğini söyledi. Nusaybin'den gelen yardımın içinde çadır yok. Acil çadır ihtiyacı sürüyor.

Karagündüz'ü soğuk vuruyor

Yaklaşık 1500 nüfuslu Karagündüz Köyü'nden Mehmet Polater iki binanın yıkıldığını, bütün binaların çatlamış ya da daha fazla hasar görmüş halde olduğunu söyledi. Konuştuğumuz sırada bir artçı deprem yaşandı. Polater şu bilgileri verdi: "Şu anda herkes dışarıda. Boş arazide battaniyeye sarılmış bekliyor herkes. Hiç yardım gelmedi. Çevre köylere de yardım yapılmadı. Sadece jandarma geliyor kontrol ediyor. Merkezle iki gündür görüşemiyorduk, bugün görüşmeye başladık.

Evler kerpiçten, hasarlı, içlerine giremiyoruz. Gıda ve çadır ihtiyacımız var. Yağmur var, devlet yok. Herkes dışarıda bekleme halinde. Yaralımız yok ama hastalar var. Çocuklar çok zor durumda. Ateş yakıp kendi imkanlarımızla ısıtmaya çalışıyoruz.

Yoldöndü'ye yardım gitmedi

Gevaş'a bağlı Yoldöndü Köyü'nden Cengiz Altun köyde can kaybı ve yaralı olmadığını ancak evler yıkıldığı ya da hasarlı olduğu için kimsenin içeride yatamadığını, herkesin dışarıda olduğunu aktardı. "Yardım hiç gelmedi. Çocuklar soğukta, çadır istiyoruz, battaniye istiyoruz. Soba gerekli. Öylece bekliyoruz."

Deprem Başkale'yi etkilemedi

Başkale Sallıdere Köyü'nde Mehmet Akkoyun depremden pek etkilenmediklerini, Başkale civarında da ölü ya da yaralı olmadığını duyduklarını belirtti.

Ulupamir naylonla çadır yapmaya çalışıyor

Ulupamir Köyü Muhtarı Kasımbek Varol 2000 nüfuslu, 400 haneli köyde yıkılan ev olmadığını ancak gece dışarıda soğuğu çok hissettiklerini ve henüz hiç yardımın ulaşmadığı bildirdi. "Sadece bizim köye değil, hiçbirine ulaşmadı. Bizim köy merkezi bir köy. Devletten kimse arayıp 'durumumuz nasıl' diye sormadı. Yollar da açık. İstense ulaşılabilir. Ama merkezdeki durum çok daha vahim.

Çoluk, çocuk dışarıda kaldıklarını belirten Varol, artçı sarsıntılar arasında evlerden erzak aldıklarını ancak ellerindeki erzağın ancak üç-dört gün yetebileceğini, sonra sıkıntı yaşayacaklarını anlattı.

"İnsanlar sokakta kalmak istemiyor. Çok fazla çocuk var, üşüyorlar. Herkes evlerine girmek istiyor, başka çaremiz yok diyorlar. Ama artçılar devam ettiği için ben böyle bir sorumluluğu alamam. Depremler devam ediyor. Çadıra ihtiyacımız var. İnsanlar kendi imkanlarıyla evlerinin önünde naylon gerip çadır yapıp dışarıda geceyi geçiriyor."

366 kişi hayatını kaybetti

Van'daki depreme ilişkin Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın son açıklamasında 366 kişini hayatını kaybettiği, 1301 yaralı olduğu, 2262 binanın yıkıldığı bildirildi.

Kaynak: Haberlink

Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi: Bayramınız Kurbansız Geçsin

2011 KATLİAM GÜNLERİNE KARŞI! (6 - 9 KASIM)

Hayvanlara uygulanan gündelik zulmün sistematik olarak sürdürüldüğü küresel bir kültürün üyeleri olarak, yaklaşan kurban bayramı vesilesiyle zulmün iyisi kötüsü olmaz diyerek bu kanıksamaya karşı tüm hayvan özgürlükçüleri ve hayvan hakları savunucularını seslerini ve eylemi yükseltmeye çağırıyoruz.

Gerek insana gerekse diğer türlere karşı zulmün ekonomik ve siyasal olarak olumlandığı bir toplumda, vicdani ve manevi inançlarla da kutsanmış olmasını kabul etmiyor, bir inanç, bir vicdan meselesidir diyerek üzerinden atlamayı ve görmezden gelmeyi reddediyoruz.

Kurban bayramında yaşanan katliamın endüstriyel hayvan katliamlarına nazaran devede kulak olduğunun da farkındayız. Ne var ki zulmün vicdanen o denli kutsandığı günlerde hayvanların feryadını seslendirmenin bir o kadar zaruri olduğunu düşündüğümüzden çağrımızı bu sene de yineliyoruz.

Sermaye sisteminin devlet kuruluşları (Diyanet) ve sivil toplum temsilcileri (yardım dernekleri ve vakıfları) iki yüzlü vicdan gösterileriyle birer rant kapısı olarak gördükleri katliam günlerini bu sene de reklam malzemesine dönüştürmüş durumdalar. Bu dernek ve vakıflar, bu sene kendi halkının açlığını ve yoksulluğunu düşünmeyip, yeni sömürü ve kemer sıkma kanunlarıyla yoksulu daha da yoksul kılan hükûmetle birlikte kurban bayramında koro halinde fakir ülkelere yardım adı altında kibir gösterilerinde bulunmaya başladılar bile.

Geçen sene olduğu gibi bu sene de hayvan kanlarına bulanmış vicdanları reklam stratejileriyle rant kapısına çeviren ve kurban bayramının endüstriyel hayvan zulmüne dahil edilmesi teşvik ve yaygınlaştırılmasına çabaladıkları için öncelikle bu kurumları hedef aldığımızı belirtmemiz gerekir.

Keza, kana bulanmış inançları ve katletmenin kutsallığına hipnotize edilmiş algıları kırmak eylemimizin en temel hedeflerinden birisidir. Bu yüzden hayvan özgürlüğünden yana tüm birey ve grupları bu sene de katliam günlerinde hakim algıları kırmaya ve eyleme geçmeye çağırıyoruz.

Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi - HÖİ

2009 yılından bazı fotoğraflar: https://picasaweb.google.com/105199337871822881168/KurbanBayramOzelEtkinlikleri2009

2010 yılının fotoğraf albümü: https://picasaweb.google.com/105199337871822881168/KurbanBayramOzelEtkinlikleri2010

Geçen sene yapılan kurbanla ilgili video: http://vimeo.com/17848093

'Tahammülümüz kalmadı, artık yeter'

KESK İstanbul Şubeler Platformu üyeleri, yaşanan ölümlere dikkat çekerek, "Bir damla kanın akmasına, bir insanımızın canının acımasına, yeni ocaklara ateş düşmesine tahammülümüz kalmadı. Artık yeter" dedi.



KESK İstanbul Şubeler Platformu üyeleri, bu akşam Taksim'de oturma eylemi yaparak, Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış istedi. Van depreminin ardından medyada ve sosyal paylaşım sitelerinde yer alan yorumlara tepki gösteren KESK üyeleri, "Bu savaşın sürmesi her geçen gün toplumdaki yarılmayı artırıyor" dedi.

KESK üyeleri, "Silahlar sussun, barış hemen şimdi", "Doğal afette ve savaşta ölüm istemiyoruz" yazılı pankartlar açtı.

SES Aksaray Şube Başkanı Ersoy Adıgüzel, Çukurca'da yaşanan ölümlerin ardından Van depreminde hayatını kaybeden insanların acısını yaşadıklarını belirtti, "Ancak bizleri asıl üzen ise hem çatışmalarda hem de depremlerde yaşanan can kayıplarının önlenebilir olması, gerekli atımlar atılıp gerekli önlemler alındığında gerek çatışmalarda gerek depremlerde insanlarımızı kaybetmenin önüne geçilebileceği gerçeğidir" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın "Barış yaşanır, konuşulmaz" sözünü anımsatan Adıgüzel, şöyle konuştu: "Eğer Başbakan sözlerinde samimi ise, niçin hala denenmiş, iflas etmiş, 40 binden fazla insanımızın canına mal olmuş politikalarda ısrar ettiğinin de cevabını vermelidir. Hamasi nutuklara değil, barış içinde kardeşçe bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Bir damla kanın akmasına, bir insanımızın canının acımasına, yeni ocaklara ateş düşmesine tahammülümüz kalmadı."

Van'da dün meydana gelen depremin ardından bazı medya organları ile sosyal paylaşım sitelerinde yapılan ırkçı yorumlara dikkat çeken Adıgüzel, "Medya ve sosyal medya da, insanlık da enkaz altında kalmıştır. Yapılan yorumlar ve söylemlerin insanlık adına kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bütün bunlar da ne duruma gelindiğinin göstergesidir. Barıştan yana tutum alanlar olarak görüyoruz ki, bu savaşın sürmesi her geçen gün toplumdaki yarılmayı artırıyor" dedi.

"Artık yeter! Akan kan dursun, kimse ölmesin" diyen Adıgüzel son olarak şunları söyledi: "Kimsenin ölmemesi, daha fazla kan ve gözyaşı dökülmemesi ve barış ortamının tesisi için acil adımlar atılmalıdır. Sorunların çözümün barış ve diyalog zemininde çözülebileceği inancıyla çatışmalarda yaşamlarını yitiren gençlerimizin ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz."

Kaynak: ETHA

Şiddet Uygulayan Kocaya Değil, Müdahale Edene Ceza

Ankara'da eşine şiddet uygulayan kocaya müdahale eden ve ondan şiddet gören iki asistanı üç ay 10 güne mahkum eden mahkeme, kocaya verdiği cezada "tahrik" indirimi yaptı.


Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi, eşine şiddet uygulayan erkeğe, ona müdahale eden iki asistana ve şiddet gören kadına ceza verdi. Ancak asistanlar üç ay 10 güne mahkum eden mahkeme, asistanlara ve eşine şiddet uygulayan erkeğe verdiği cezada "tahrik" indirimi yaptı. Kocanın ve kadının cezası ertelendi.

Radikal gazetesinin haberine göre, Ankara Cebeci'de Şubat 2011'de saat 23.00'de yürüyen iki hukuk asistanı Hakan Mertcan ve Cenk Yiğiter, bir kadının sokak ortasından dövüldüğünü, kız çocuğunun ise "yardım edin" diye  bağırdığına şahit oldu.

İki asistan, "Ne oluyor" diye seslenerek, Sedat Koç isimli kocayı engellemek istedi. Bunun üzerine Koç, "Ne karışıyorsunuz?" diyerek yumruk attı. Kısa süreli arbede sırasında, asistanlara çevredeki bazı esnafların da vurduğu anlaşıldı.

Kavga sırasında burnunda üç kırık oluşan ve yedi gün iş göremez raporu alan Yiğiter ile yaralanan Mertcan, kendilerini döven Sedat Koç'tan şikâyetçi oldu. Eşinden şiddet gören Cennet Koç da şikâyetçi oldu.

Tahrik indirimi uygulandı

Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi, Koç'u karısına şiddet uyguladığı için beş ay, asistanları darp ettiği için de 1.5 yıl hapisle cezalandırdı. Ancak Koç'un asistanları dövdüğü için verdiği 1.5 yıllık cezada bu suçu "tahrik" altında işlediği ve iyi halli olduğu gerekçesiyle altı aya indirdi ve ceza ertelendi; eşini dövdüğü gerekçesiyle verdiği beş aylık ceza da ertelendi.

Asistanlar Yiğiter ve Mertcan'a ise Koç'a yönelik "müessir fiil" suçundan dört ay hapis cezası verildi. Bu ceza sanıkların iyi hali nedeniyle  3 ay 10 güne düşürüldü. Asistanların cezasında "meşru müdafaa" indirimi ise yapılmadı.

Eşinden şiddet gören Cennet Koç'a ise amcasının oğlunu arayarak, "Burada olay çıktı yetiş" dediği gerekçesiyle "azmettirme" suçundan bir yıl hapse mahkûm edildi; bu ceza da ertelendi.

Kaynak: Bianet

24 Ekim 2011 Pazartesi

BDP Binalarına Saldırılar Beş Gündür Devam Ediyor

Hakkari'de 24 askerin PKK saldırıları sonucu ölmesinin ardından, BDP'nin Türkiye'nin çeşitli il ve ilçelerindeki binalarına beş gündür saldırı düzenleniyor.


Hakkari'nin Yüksekova ve Çukurca ilçesinde PKK'nin saldırıları sonucu 24 askerin ölmesinin ardından Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) binalarına birçok saldırı gerçekleşti.

BDP'nin hazırladığı rapora göre, Konya'dan Adana'ya, İstanbul'dan İzmir'e Türkiye'nin çeşitli yerlerinde birçok BDP il ve ilçe binalarına saldırı ya da saldırı girişimi gerçekleşti.

19 Ekim'de Konya BDP il binasına üç kez  saldırı girişimi oldu. İstanbul Maltepe BDP ilçe binası önünde ırkçı gösteri yapıldı. Aydın Nazilli ilçe binasına saldırı gerçekleşti. Binaya giren bir grup kapıyı kırarak parti binasına girdi ve binada bulunan eşyaları tahrip etti; parti binasının balkonuna Türk bayrağı asarak binadan ayrıldı.

20 Ekim'de Ankara BDP Genel Merkezi'nin önüne gelen bir grup parti binası önünde çeşitli ırkçı sloganlar attı ve binaya Türk bayrağı asma girişiminde bulundu. İstanbul Beykoz, ve İzmir Bornova BDP ilçe binasına saldırı gerçekleşti. Adıyaman, Osmaniye, Sakarya BDP il binalarına saldırı girişiminde bulunuldu.

21 Ekim'de İstanbul Sarıyer, Küçükçekmece, Avcılar, Üsküdar, Bayrampaşa, Esenyurt, Beyoğlu BDP ilçe binalarına  taşlı sopalı saldırı gerçekleşti.

22 Ekim'de Elazığ  BDP il binasına saldırı gerçekleşti.

23 Ekim'de Antalya Alanya BDP ilçe binasına taşlı sopalı saldırı gerçekleşti, ilçe eşbaşkanı tartaklandı. Adana BDP il binasına taşlı sopalı saldırı gerçekleşti, binada maddi hasar meydana geldi. İstanbul Bağcılar BDP ilçe binasına taşlı sopalı saldırı gerçekleşti. İzmir BDP il binasına taşlı sopalı saldırı gerçekleşti; polis desteği ile parti binasına Türk bayrağı asıldığı öne sürüldü.

Ankara Sincan BDP ilçe binasına saldırı gerçekleşti. Antalya il binası önünde ırkçı gösteriler gerçekleşti. Kırşehir BDP il binasına taşlı sopalı saldırı gerçekleşti, binada maddi hasar meydana geldi. Bursa BDP il binası önünde ırkçı gösteriler gerçekleşti.

Kaynak: Bianet

Erfa direnişçilerine saldırı

Bayrampaşa Kartaltepe'de kurulu bulunan atölyenin patronları, iş yeri önünde bekleyen direnişçi işçilerin ve sendika yöneticilerinin üstüne araba sürdü. İş yeri önüne asılan pankartın da indirilmek istenmesi, işçilerin kararlı duruşuyla engellendi.

Önce iş yeri güvenlik görevlileri, ardından polisin müdahalesiyle karşılaşan işçiler, direniş yerini terketmedi.

Direnişçi işçiler patron hakkında suç duyurusunda bulunacak.

Erfa Tekstil'de çalışan Tekstil Sen Yönetim Kurulu üyesi Murat Aynur, 7 Ekim'de günü işten çıkarılmıştı.

Kaynak: ETHA

"500 Bin İnsan Açıkta"

Depremin üzerinden 24 saat geçtikten sonra Van halkının ihtiyaçlarının ne denli büyük olduğu ortaya çıkıyor. Van Belediye Meclis Başkanı Sabri Abi yardımların yetersizliğini, kentte 500 bin kişinin dışarıda olduğunu söylüyor.

Van'da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin üzerinden 24 saat geçti. Van Belediyesi Acil Koordinasyon Merkezi'nde görevli Van Belediye Meclis Başkanı Vekili Sabri Abi, bianet'e yaptığı açıklamada henüz yeterli yardımın ulaşmadığını belirtti.

Sabri Abi ihtiyaçlarının öncelikli olarak çadır ve battaniye olduğunu söyledi. "Gıda dahil bütün maddelere ihtiyaç var ama çok büyük oranda çadır ihtiyacı var. Çevre illerden, belediyelerden yardım geliyor ama yetmiyor. Kızılay aşağı yukarı sekiz bin çadır olduğunu söylüyor ama 100 bin de yetmez, halkın tamamı dışarıda. Van'ın yüzde 60'ı yıkılmış durumda. Köyler de durum çok kötü, çok hasar var; 30-40 köy yerle bir olmuş. Türkiye'nin her yanından yardım etmek isteyenler var ama bize henüz ulaşan bir şey yok. Yardımlar yetmiyor. Jeneratör de önemli ihtiyaç. Van'da en az 500 bin insan dışarıda."

Abi, koordinasyonda fazla sorun olmadığını ancak malzeme eksiğinin büyük olduğunu, her mahalleye yetişilemediğini, yardımların Van Belediyesi'nin kriz merkezinde toplandığını, oradan ihtiyacı olan yerlere dağıtıldığını söyledi; caddelerde tahribatın az olduğunu, yolların açık olduğunu anlattı.

Seyyar baz istasyonu yok

Van Belediyesi Acil Koordinasyon Merkezi'nde çalışan Kazım Kurt ise bazı köylerin durumunun çok kötü olduğunu teyid ederek malzeme dağıtımının köylerin durumuna göre belirlendiğini, tümüyle yıkılan köyler olduğunu ve onlara öncelik verildiğini anlattı.

Kurt özelikle çevre köylerle iletişimin sorunlu olduğunu, telefon haberleşmesinin olmadığını, iletişimin karayoluyla sağlandığını bildirdi. Telefon haberleşmesi için seyyar baz istasyonu gönderilip gönderilmediğini sorduğumuzda da hiç gönderilmediğini söyledi.

Kurt, arama kurtarma ekipleri hariç gönüllüler ve belediye personelinden oluşan yaklaşık 300 kişinin çalıştığını belirtti ve şu ana kadar çevre illerden ellerine en fazla battaniye, gıda ve çadır ulaştığını ancak özellikle çadır ihtiyacının çok olduğunu vurguladı.

Kızılay iki çadırkent kurdu

Türk Kızılayı ise yaptığı açıklamada 96 kişilik uzman ekiple deprem bölgesine ulaştığını duyurdu. Çadır kurulumu çalışmalarının sürdüğü belirtilen açıklamada bölgeye 7496 çadır ve 22.229 battaniye gönderildiğini bildirdi.

Kızılay ilk planda sevk edilenleri şöyle sıraladı: 7496 çadır, 8 toplu barınma çadırı, 22.229 battaniye, 3812 katalitik soba, 1719 mutfak seti 1120 gıda kolisi, 2320 içme suyu, 5000 ekmek ve 500 kumanya, bir adet mobil fırın ve 21 seyyar mutfak.

Kızılay Erciş stadyum alanında ve Van-Erciş yolunda iki çadırkent oluşturdu. Van'daki aşevi de afetzedeler için yemek çıkarıyor. Ayrıca depremden etkilenenlere psikososyal destek vermek üzere uzman psikologların da bölgede görevlendirildiği duyuruldu.

Yüce Yöney/Bianet
Kaynak:
Haberlink