10 Mart 2013 Pazar

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ: Binlerce Kadın Sokağa Çıktı

Kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mitingi için Kadıköy'deydi. Binlerce kadının katıldığı mitingde barış talepleri dile getirildi, erkek şiddeti ve kadın cinayetleri protesto edildi.


8 Mart kadın Platformu'nun çağrısıyla binlerce kadın Dünya Kadınlar Günü Mitingi için Kadıköy'deydi. Haydarpaşa Numune Hastahanesi önünden başlayan yürüyüşte Feministler, sosyalist kadın örgütleri, LBGT örgütleri, Demokratik Özgür Kadın Hareketi ile sendika ve emek örgütlerinde kadınlar yer aldı. Yürüyüş Kadıköy Meydanı'na kadar sürdü.

Rengarenk pankart ve dövizlerin taşındığı mitingde en çok barış talepleri dile getirildi, erkek şiddeti, kadın cinayetleri, kadın bedeni üzerindeki politikalar ise döviz, pankart ve sloganlarla protesto edildi.

Renkli pankart ve dövizler


8 Mart Kadın Platformu'nun Kürtçe ve Türkçe yazılı "Cinsiyetçi politikalara, savaşa, yoksulluğa, kadın katliamlarına ve emeğimizin sömürülmesine karşı direnerek örgütleniyoruz" pankartının arkasında "Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, ailenizin sizin olsun", "Savaşa, yoksulluğa, kadın katliamlarına karşı örgütleniyoruz", "Savaşa, yoksulluğa, kadın katliamlarına karşı örgütleniyoruz", "Alışın her yerdeyiz", "Karar da bizim yaşam da" pankartları taşındı.

Miting boyunca "Gelsin baba gelsin koca gelsin cop inadına isyan inadına özgürlük","Savaşa hayır barış hemen şimdi", "Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa", "Erkek vuruyor devlet koruyor", "Jin jiyan azadi", "Yaşasın kadın dayanışması", "Devlet elini bedenimden çek" sloganları atıldı.


Öldürülen Kadınların Aileleri Adalet İstedi

Öldürülen kadınların aileleri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'yla 8 Mart için yürüdü, kızlarını korumayan hükümete, emniyet teşkilatına ve adil yargılamayan yargıya seslendi.


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, dün İstanbul’da Dünya Kadınlar Günü için düzenlediği eyleme öldürülen kadınların aileleriyle birlikte Tünel’den Taksim’e yürüdü.

Kadın cinayetleri durmadıkça, 8 Mart kutlaması da olamayacağı vurgulayan kadınlar öldürülülenler için “Adalet” istedi, “Kadın cinayetlerini durduracağız”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganları attı.

Sibel Üçkaç, Gülay Yaşar, Mehtap Bülbül, Kadriye Menkeş, Gülşah Sarcan, Tuba Genç, Sevda Sonay, Gönül Dilekçi, Türkan Yılmaz, Emine Yayla, Ferdane Çöl, Pınar Ünlüer, Dilber Keskin, Esin Güneş, Züleha Özer, Sevim Zarif’in anneleri, babaları ve yakınları eylemde, korumayan hükümete, emniyet teşkilatına ve adil yargılamayan yargıya seslendi.

Kaynak: Bianet

'Akkuyu Fukuşima Olmayacak'

Mersin Nükleer Karşıtı Platform aktivistleri, Nükleer santrallere dikkat çekmek için insan zinciri oluşturarak, Akkuyu'da yapılmak istenen nükleer santralden derhal vazgeçilmesi çağrısı yaptı.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform aktivistleri, Nükleer santrallere dikkat çekmek için insan zinciri oluşturarak, Akkuyu'da yapılmak istenen nükleer santralden derhal vazgeçilmesi çağrısı yaptı. Japonya'ya 11 Mart 2011 tarihinde Fukuşima nükleer felaketinin 3. yıldönümünde, Mersin Nükleer Karşıtı Platformu'nun çağrısıyla yüzlerce nükleer karşıtı aktivist, nükleer santrallere ve tehlikelerine dikkat çekmek için Balıkçı Barınağı'nda bir araya geldi.

"Akkuyu Fukuşima olmasın", "Nükleer santral istemiyoruz" pankartları açan ve sık sık "Emperyalist sermaye Türkiye'den defol", "Mersin'de nükleer santral istemiyoruz", "Nükleere inat yaşasın hayat" sloganlarını atan aktivistlere BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, CHP Mersin Milletvekilleri Vahap Seçer ile Aytuğ Atıcı da destek verdi.

8 Mart 2013 Cuma

"Hayatımız Bizim, Aileniz Sizin Olsun"

Feministler, Türkiyeli kadınların son bir seneyi “kadından önce aile, aile için kadın” perspektifinin artan baskısıyla mücadele ederek geçirdiği söyledi, "Dayatmalara karşı isyandayız" dedi.


Dünya Kadınlar Günü’nde feminist gece yürüyüşü İstiklal Caddesi’nde gerçekleşti. Yüzlerce kadın “Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim! Aileniz sizin olsun” dedi.

Direnişin Ritimleri’yle başlayan yürüyüşte Bandsista’nın “Olur Olmaz” şarkısı, Hür Doğdum Hür Yaşarım ve Kadınlar Vardır şarkıları söylendi.

Eylem boyunca “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması”, “Aile değil kadınız, feminist isyandayız”, “Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa”, “Tayyip, kaç, kaç, kaç, kadınlar geliyor”, “Erkekler eve ütü yapmaya”, “Jin, jiyad, azadi”, “Görünmeyen emek, sesini yükselt”, “Gelsin koca, gelsin devlet, gelsin baba, gelsin cop! İnadına isyan, inadına özgürlük” sloganları atıldı.

İştar ve VAKAD'a destek

Taksim Meydanı’nda İstanbul Feminist Kolektif adına yapılan basın açıklaması Türkçe ve Kürtçe okundu.

Türkiyeli kadınların son bir seneyi “kadından önce aile, aile için kadın” perspektifinin artan baskısıyla mücadele ederek geçirdiğinin belirtildiği açıklamada, iktidarın annelik, namus, üç-beş çocuk ve heteroseksüel aile dayatmalarına, kürtaj tartışmalarına, erkek şiddetine, Şiddet Önleme Merkezleri ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şirketin Önlenmesi Yasası’yla ilgili sorunlara, erkek şiddeti davalarında çıkan haksız tahrik ve iyi hal indirimlerine, militarist, milliyetçi ve cinsiyetçi politikalara değinildi.

Feministler, şiddet gören kadınlar ve Pozantı Cezaevi’nde tecavüze uğrayan çocuklarla ilgili belgelerine el koyulan ve çalışanları tutuklanan Mersin İştar Kadın Danışma Merkezi ile kapatma davası açılan VAKAD’ın yanında olduklarını belirtti.

"Barış hemen şimdi!"



Kadınların, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nde 4 Mart’taki eylemleri sırasında polis tarafından darp edildiğinin de hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’de son 30 yıldır süren savaş ve çatışma ortamının tüm kadınları ne kadar etkilediğini defalarca belirttik. Son bir yılda, özellikle Kürt kadınlar üzerindeki baskılar yoğunlaştı. 8 Mart mitinglerine katıldığı, ders verdiği, düşündüğü, ifde ettiği ya da sadece Kürt olduğu için kadınlar tutuklanmaya devam ediyor.

“Tutuklamaların durmasını ve cezaevinde olanların serbest bırakılmalarını istiyoruz. Türkiye bir süredir yeni bir müzakere sürecine tanklık ediyor. Bu süreçte savaşın ve çatışmanın sonuçlarını yaşayan, mücadele eden kadınlar olarak tarafız. ‘Barış hemen şimdi’ diyoruz.

“Bugün 8 Mart. Kadınların dayanışma günü. Kapitalizme, patriarkaya, erkeklere ve erkek egemen iktidara karşı eylemliliklerimizle, isyanımızla, direnişimizle, kadın dayanışmasıyla var ettiğimiz mücadelemiza devam ediyoruz.”

10 Mart Pazar günü de Kadıköy’de 8 mart mitingi gerçekleştirilecek.

Kaynak: Bianet

´Bir Avuç Çapulcu´dan Meclis´e Çağrı

TBMM'de görüşülmeye hazırlanan 'Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı’na yönelik tepkiler sürüyor. Korunan alanlara yönelik statülerin yeniden belirlenmesini öngören tasarıyla ilgili meclise ve kamuoyuna çağrıda bulunan DEKAP, düzenlemenin geri çekilmesini istedi.

TBMM Çevre Komisyonu’nun, 31 Mayıs 2012 tarihli toplantısında İlk 14 maddesi bir günde görüşülerek onaylanan ve kaygı verici içeriğinden dolayı kamuoyunda ‘tabiatı bozuk yasa’ söylemlerine neden olan tasarının, 1958′den bu yana edinilmiş tüm kazanımları yok edeceği öne sürülürken, kamuoyunun tepkisi de giderek artıyor.

Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Sözcüsü Ömer Şan, tasarıyla ilgili yaptığı açıklamada, meclise ve kamuoyuna seslenerek doğal yaşamın ölüm fermanı olarak nitelediği düzenlemenin geri çekilmesini istedi.

7 Mart 2013 Perşembe

16 Yılda 363 Kadın Gözaltında Cinsel Tacize Uğradı

Gözaltında Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu'nun raporuna göre, Türkiye'de son 16 yılda 83 kadın, güvenlik güçleri tarafından gözaltında tutulurken tecavüze uğradı. Bu sayı sadece 'açıklama cesareti gösterenleri' yansıtıyor.

Türkiye ’nin bir barış umuduyla yaşadığı şu günlerde, ‘savaş’a dair çarpıcı bir rapor yayınlandı. Gözaltında Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun raporuna göre, Türkiye’de son 16 yılda 83 kadın, güvenlik güçleri tarafından gözaltında tutulurken tecavüze uğradı. Büroya toplam cinsel taciz başvurusu ise 366 oldu. Vakaların çok önemli bir bölümü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden... Büro için çalışan avukatlardan Leman Yurtsever, bu sayının sadece kendilerine başvuran kadınların sayısını yansıttığını, çok sayıda kadının da toplumsal baskı, ‘utanma’, ‘töre korkusu’ gibi nedenlerle yaşadıkları taciz ve tecavüz olaylarını açıklamadıklarını söylüyor.

Gözaltında Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu, 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle kadınlara, trans bireylere yönelik devlet kaynaklı cinsel şiddet vakalarını içeren istatistiki bir rapor yayınladı.

VAKAD'a Kapatma Davası

Kapatma davası açılan VAKAD, amacın "bağımsız feminist, antimilitarist" söylemler geliştirerek kadın mücadelesi yürüten derneğin sesini kısmak olduğunu belirtti.


Kapatma davası açılan Van Kadın Derneği (VAKAD) yaptığı açıklamada, hiçbir örgüte bağlı olmadan çalıştıklarını belirterek "Bizi bir arada tutan kadınlığımız, farklılığımız, bağımsızlığımız ve şiddetsiz yaşam idealimiz" dedi.

Van'da kadın sorunlarıyla, hasta mahpuslarla, Kürt dilinin geliştirilmesiyle, faili meçhul yakınlarıyla, zorunlu göçle, öğrenci meselesiyle ilgili faaliyetler yürüten 10 derneğe PKK/KCK ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatma davası açıldı.

"Hırsız sandık, polismiş"

İddianamede, VAKAD'ın dernek konteynırında yapılan aramada elde edilen dokümanların Van deprem nedeniyle yapılan yardım kampanyaları ile ilgili olduğu, yardımların PKK/KCK adına örgütün propagandasını yapmak amacıyla insanlara dağıtıldığı, halkın örgüte olan sempatisini ve güvenini artırmanın amaçlandığı belirtiliyor.

VAKAD, dernek binasında yaptığı açıklamada, derneğin farklı politik görüşleri, dini inançları, cinsel yönelimleri, kültürü ve etnik kimliği olan kadınlardan oluştuğunu ve "bağımsız" olduğunu söyledi.

Açıklamada, konteynıra bir yıl önce gizlice girildiği, ancak kendilerinin bunun bir hırsızlık olduğunu zannettiklerini iddianameyi okuyunca polisin girdiğini anladıkları belirtildi ve "Kadınlara ait özel bilgileri davanamede ifşa edenlerden şikâyetçiyiz" denildi.


Erkekler Şubatta 11 Kadın Öldürdü, 11 Kadına Tecavüz Etti

bianet'in çetelesine göre erkekler Şubatta 11 kadın ve iki erkek öldürdü, 11 kadına tecavüz etti, 20 kadına ve iki bebeğe şiddet uyguladı. Koruma kararlarına rağmen bir kadın öldü, ikisi ağır yaralandı.

bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre erkekler Şubatta 11 kadın ve iki erkek öldürdü, 11 kadına tecavüz etti, 20 kadına ve bir bebeğe şiddet uyguladı, iki kadını taciz etti.

Bir kadın kocası hakkındaki uzaklaştırma kararına, biri karakola şikayette bulunmasına rağmen öldürüldü.

İki kadın çıkarttıkları koruma kararları sürerken, biri kocasını şikayet ettiği karakol çıkışı ağır yaralandı, biri şiddet uyguladığı için dört ay hapisten sonra tahliye olan kocasınca darp edildi.

2013’ün ilk iki ayında 29 kadın, dört erkek ve üç çocuk öldürdü; 22 kadına tecavüz etti; 40 kadına ve iki bebeğe şiddet uyguladı; 17 kadını taciz etti.

2012'de 165 kadın öldürdü; 150 kadına tecavüz etti, 210 kadını yaraladı, 137 kadını taciz etti.

Milano Kürk ve Deri Fuarı da protesto edildi

İstanbul'da iki yıldır Ocak aylarında TÜYAP'ta kürk ve deri endüstrisine karşı düzenlenen eylemlerin bir benzeri Milano'da gerçekleşti. 3-6 Mart 2013'te Milano'da düzenlenen Uluslararası Kürk ve Deri Fuarı, açılış gününde yaklaşık 30 eylemci tarafından protesto edildi.


Eylemcilerin fuar salonunun kapısına ulaşmasına müsaade etmeyen polis, barikat kurdu; eylemciler fuar alanının hemen dışında eylemlerini sürdürdü. Fuardan çıkıp metroyla alandan ayrılmak isteyen kürk-deri tutkunları ile eylemciler yüz yüze geldi; ancak olay çıkmadı. Hayvan özgürlüğü savunucuları taşıdıkları beyaz ana pankartta "Kürk: Moda Katili" (Pelliccia Moda Assassina) mesajına yer verdi. Tıpkı İstanbul'daki gibi davullarını da yanlarında getiren eylemciler iki farklı broşürle hayvanların kürk ve deri için yaşadığı zulmü halka anlatmaya çalıştı. Bazı anarşistlerin de destek verdiği eylemde dağıtılan broşürlerin bazılarında "hayvanları dahil etmeyen devrimin devrim olamayacağı" belirtiliyordu.


Milano Kürk ve Deri Fuarı, hayvanları giysi için katleden Türk endüstrisi için de büyük önem taşıyor. Her sene, İDMİB (İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği) ve DTG (Deri Tanıtım Grubu) aracılığıyla Milano'ya adeta çıkarma yapan birçok üretici ve modacı, "ötekileştirilen" ve "tahakküm uygulanan"a (bu durumda: hayvanlara) karşı her zaman olduğu gibi devlet ve sanayinin kol kola girmesi sonucu bizim vergilerimizden oluşan paraları bu fuar alanının çevresine verilecek reklamlar için harcıyor. Hayvanların canlı canlı yüzülmesi, vajinalarına veya ağızlarına elektrik verilmesi, deri için kullanılan kimyasallar yüzünden nehirlerin ve işçilerin zehirlenmesi gibi gerçekler gün gibi ortadayken hala karlılığını geçen seneye göre ne kadar arttırdığını pişkince hesaplayan egemen güçler bu dünyada olduğu sürece  "İnsana Hayvana Yeryüzüne Özgürlük" sloganı da anlam bütünlüğünü koruyacak ve ayrımcılıkları ifşa etmeyi sürdürecek.



6 Mart 2013 Çarşamba

"Vicdani Retçi Ali Işık'a Özgürlük"

Ali Faik Işık ile Dayanışma İnisiyatifi, yedi gündür açlık grevinde olan vicdani retçi Ali Fikri Işık'ı serbest bırakılması için AKP il binası önündeydi.



Ali Faik Işık ile Dayanışma İnisiyatifi, yedi gündür açlık grevinde olan vicdani retçi Ali Fikri Işık'ın serbest bırakılması için Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Sütlüce il binası önündeydi.

Taraf gazetesi yazarı Ali Fikri Işık'ın oğlu Arda Işık, "Babamın davası Türkiye için semboldür" dedi.

"60 yaşında bir insanın fiziksel nedenlerle bile askere alınmayacağı çok açıktır. Bu durum bize birilerinin 'biz burada tepenizdeyiz, sizi sindirmek istiyoruz' demek istediğinin bir göstergesidir."

"Vicdani ret zorunluluktur"

İnisiyatif adına açıklamayı yapan vicdani retçi Muhammed Serdar Delice yaptığı açıklamada, vicdani reddin Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında sadece Türkiye ve Azerbaycan’da yasalaşmadığına dikkat çekti.

5 Mart 2013 Salı

Nükleer Atıklar Toroslar´da Depolanacak

Karadeniz İsyandadır Platformu’nun düzenlediği “Forum Karadeniz” panelinde HES karşıtı mücadele deneyimleri konuşuldu. İki gün süren etkinlikte HES için verilen hukuk mücadelesi, medyanın rolü ve sanatın mücadeledeki yeri gibi konular yer aldı.

İstanbul Beşiktaş’ta bulunan TMMOB Mimarlar Odası’nda Karadeniz İsyandadır Platformu’nun ev sahipliğinde düzenlenen “Forum Karadeniz” etkinliğine yoğun katılım vardı. İki gün süren Forum Karadeniz’de HES mücadelesi deneyimleri, medya ve sanat başlıklarında yapılan atölyelerde enine boyuna tartışıldı.


"KÖPEK TECAVÜZÜ" DAVASINDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Kamuoyunda “köpek tecavüzü” davası olarak bilinen ve “kilit altındaki malın hırsızlığı ve zarara uğratılması” suçundan açılan dava, bugün saat 12:00'de İstanbul Anadolu Adliyesi’nde 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.



4. celsesi görülen davanın duruşmasına, köpeğe tecavüz eden tutuksuz yargılanan sanık Şerafettin Şenol yine katılmazken, Yeryüzüne Özgürlük Derneği suçtan zarar gördüğü gerekçesi ile davaya müdahillik talebinde bulundu. Mahkeme suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği gerekçesiyle derneğin talebini reddetti. Dava 25 Nisan 2013 tarihine ertelenirken bir sonraki duruşmada komşulardan iki tanığın da mahkemede hazır olması istendi. Hakim bir sonraki duruşmanın %95 karar duruşması olacağını söyledi.

Dünkü kadına yönelik polis şiddeti bu eylemde de protesto edildi

Dün İstanbul İl Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nde, hükûmetin kadın düşmanı politikalarını protesto eden kadınların gözaltına alınması ve akabinde kadınlara uygulanan polis şiddeti de eylem öncesinde alkışlarla, düdüklerle protesto edildi.

Tecavüzün ve ayrımcılığın her türlüsünün kabul edilemez olduğunu belirten Yeryüzüne Özgürlük Derneği’yle birlikte, hayvan hakları gruplarına üye, bağımsız ve feminist aktivistlerden yaklaşık 40 kişi, adliye önünde “Tecavüzcü, İkiyüzlü, Ayrımcı Erkek Adalet Değil, Gerçek Adalet İstiyoruz” pankartı açarak eylem yaptı.

"Mal Değil, Can"

Basın açıklamasını okuyan Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nden Neşe Akbaş, “Sanık Şerafettin Şenol, Ayşa'yı bağlayıp bedenine tecavüz ederken suçüstü yakalanmasına rağmen hakkında, bir canlıyı yaralamak, haklarını gasp etmek veya sebep olduğu hak ihlallerinden, acılardan değil; mala zarar verme ve hırsızlıktan dava açıldı. Hâlâ T.C. mevzuatı ve yargı organları, yaşayan canlılara sadece birer mal muamelesi yapmaya devam ediyor.” dedi.

Basın açıklamasından sonra Neşe Akbaş ”Bu adam 3 çocuklu evli ve şu anda elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor. Yasadaki boşluk nedeniyle devlet suçluyu gerçek suçundan yargılayamıyor. Polis tutanaklarında tecavüz anı suçüstü belgelenmiş olmasına rağmen, hayvana tecavüz ya da işkence suç değil kabahat olarak işlem görüyor. Yasa hayvanları sahipli ve sahipsiz olarak ikiye ayırıyor ve mülk haline getiriyor. Her iki durumda da hayvan canlı olarak görülmüyor, insan mağduriyeti üzerinden değerlendiriliyor. Şu anda yapılması gereken bu yasanın kabahatler kanunundan çıkartılıp hayvan mağduriyeti üzerinden TCK kapsamında düzenlenmesi gerekiyor.” dedi.

Köpeğin bazı hayvan aktivistleri ve onu sahiplenen kişiler tarafından adliye önüne getirilerek teşhir edilmesi, diğer aktivistler ve Yeryüzüne Özgürlük aktivistleri tarafından büyük tepki gördü. Asıl teşhir edilmesi gerekenin tecavüzcü olduğunu vurgulayan aktivistler, “işte bakın! buna bile tecavüz ediyorlar, buna kadar düştüler” şeklinde bağıranların, şiddeti yeniden ürettiğini ve Ayşa’nın daha fazla tacize açık hale getirildiğini söylediler. Hayvanların “aşağı” konumunun pekiştirilerek acındırmanın politik bir söylem olmadığı, bu davanın da nitelikli tecavüz davası olması gerektiği ve münferit olmadığı, erkeklerin hayvanlara tecavüzünün de, kadın ve çocuklara yönelik tecavüz gibi sistematik olduğunun altı çizildi.

Hayvana yönelik tecavüzün kadına yönelik tecavüzle aynı zihniyetin ürünü olduğunu belirten aktivistler “Hayvana tecavüz, iddia edildiği gibi "münferit" ve erkek cinselliğinin bir tezahürü değildir. Bu davada ‘kilit altında tutulan eşyanın hırsızlığı ve zarara uğratılması’ olarak tanımlanan suç, aslında bir canlıya yapılan saldırı, tecavüz ve beden dokunulmazlığı hakkının acımasızca gaspı, dolayısıyla psikolojik, sosyolojik ve daha birçok açıdan üzerinde durulması gereken bir utanç olayıdır. Türkiye'de tecavüz edilen hayvanlar arasında ineklerin, eşeklerin, koyunların, tavukların, ördeklerin, atların olduğu ve hayvana tecavüzün her gün gerçekleştiği de toplumun tüm kesimlerince bilinen ancak erkekliğin dokunulmazlığı gerekçesiyle üstü örtülen bir gerçekliktir” açıklamasında bulundu.

Basın açıklamasında dünyadaki her üç kadından birinin tecavüze, şiddet ve cinsel tacize uğradığına dikkat çekilen açıklamada “ataerkil toplumsal yapıların oluşumuna katkı sağlayan tüm bireylerin, bu sistemden muzdarip olan bireylere karşı birincil dereceden de sorumlu olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir” diyen aktivistler, herkesi tecavüze karşı tepki vermeye çağırdı.

Protestoya Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nin yanı sıra Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri, Gökkuşağı Kadın Derneği, Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu, Hayvanları Doğal Ortamda Yaşatma Derneği (HAYDOY), Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği (HYHKD), İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, İşkence ve Şiddet Mağdurları için Sosyal Yardımlaşma Rehabilitasyon ve Adaptasyon Merkezi Derneği (SOHRAM-DER), Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Yaşam Hakkına Saygı Derneği (YHS) ve Lambda İstanbul LGBT Dayanışma Derneği de destek verdi.


'Yolduğunuz saç teli kadar hesap vereceksiniz'

Üniversiteli Kadın Kolektifi üyeleri, dün arkadaşlarının işkenceye maruz kaldığı Sirkeci Polis Karakolu önünde açıklama yaptı. "Korkmuyoruz, susmuyoruz, AKP'ye meydan okuyoruz" diyen genç kadınlar, karakola ve polislere yumurta attı. Çocuklarına yapılan işkenceyi kınayan anneler, "Yolduğunuz saç teli kadar hesap vereceksiniz" dedi.


AKP'nin kadın düşmanı politikalarını protesto etmek için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nü işgal ettikleri için gözaltına alınan ve Sirkeci Polis Karakolu'nda işkenceye maruz kalan 23 Üniversiteli Kadın Kolektifi üyelerinin Çağlayan Adliyesi'nde ifade işlemleri sürüyor.

Üniversiteli Kadın Kolektifi üyeleri, arkadaşlarının işkenceye maruz kaldığı Sirkeci Polis Karakolu önünde açıklama yaptı.

Açıklama dolayısıyla karakol, çevik kuvvet polisleri ve TOMA'larla kurulan barikatla koruma altında alındı. Polis, kadınlar gelmeden, kalkan ve kasklarını takarak hazırlık yaptı.


Sirkeci Tramvay durağında toplanarak karakol önüne yürüyen genç kadınlar, "Bu karakolda işkence var. Kadınlar hesap soracak. Ayağa kalkıyoruz. AKP'ye, polisine meydan okuyoruz" pankartı açtı. Kadınlar, "Kadınlar burada işkenceler nerede", "Kadınlar susmuyor hesap soruyor", "İşkenceci polis hesap verecek", "AKP'den hesabı kadınlar soracak" sloganları ile karakol önüne yürüdü.

Burada açıklama yapan Üniversiteli Kadın Kolektifi üyesi Seren Konak, 4 Mart'ta Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nü işgal eden 23 kadının, saçlarından tutularak yerlerde sürüklendiğini, tekmelendiklerini, hakaretlerle gözaltına alındıklarını hatırlattı. Yüzlerine yakın mesafeden gaz sıkılan kadınların otobüste de şiddete maruz kaldığını söyleyen Konak, asıl işkencenin ise Sirkeci Karakolu'nda yaşandığını kaydetti.


20 Bin Yarasa Nereye Gitti?

Balıkesir’in Havran İlçesi’nde, 2009 yılında su tutmaya başlayan baraj gölü alanı içinde kalan İnboğazı Mağarası’ndaki 20 bin yarasa için yaptırılan yapay mağaraların boş olduğu, DSİ’nin 3 yıl önce yaptığı "yarasa kolonileri, yapay mağaralara sorunsuz bir şekilde taşındı" yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığı ileri sürüldü.

DSİ’nin ihale ettiği yapay mağara çalışmasının, ihaleyi alan şirket tarafından henüz tamamlanmadığı ve çalışmanın sürdüğü ortaya çıktı. 16 türden 20 bin yarasanın barajın su tutması ile doğal mağaralarından koparılıp sonradan yapılan mağaralara taşınmaya zorlanmasının hayvanları yok ettiğini savunan çevreciler, Orman ve Su İşleri Bakanlığı hakkında yeni dava açacaklarını söyledi.Yapımına 23 Haziran 1995 yılında başlanan sulama amaçlı Havran Barajı’nın inşaatı, tamamlandı. 23 Kasım 2009’da su tutmaya başlayan baraj göl alanı içerisinde kalacak İnboğazı Mağarası, yarasa topluluklarının hayatiyetinin büyük önem arz etmesi sebebiyle çevrecilerin tepkilerine yol açtı.

Devlet Su işleri (DSİ) 4’ü endemik, 16 türden 20 bin yarasanın taşınması için 3 milyon lira harcayarak, hemen eski mağaranın ve su seviyesinin üzerinde kalacak şekilde başka bir mağara yapılmasına karar verdi ve yaklaşık 2 yıl süren çalışmalar sonucu yapay mağara oluşturuldu. Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma (GÜMÇED) Edremit Körfezi Şubesi ve Doğa Derneği’nin öncülüğünde bir araya gelen çevreciler, 'yarasalar ses ve ışık kullanılarak yeni mağaraya taşınmaya zorlanıyor. Bu katliamdır' diye tepki gösterdi. Barajın su tutmasının ertelenmesini, baraj gövdesinin 50 metre gerideki boğaza yapılmasını isteyen çevreciler, bu amaçla çeşitli protesto eylemleri yaptı.


4 Mart 2013 Pazartesi

Türkiye'de Mayınlardan Üç Günde Bir, Bir Kişi Ölüyor

Diyarbakır’da düzenlenen “Mayınsız bir Dünya ve Türkiye” konferansında konuşan Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Sözcüsü Kasia Derlicka: “Bölgede bulunan mayınlı arazileri temizlemek en az 10 yılı bulur"

Diyarbakır’da düzenlenen “Mayınsız bir Dünya ve Türkiye” konferansında konuşan Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Sözcüsü Kasia Derlicka, “Bölgede bulunan mayınlı arazileri temizlemek en az 10 yılı bulur. Mayın yerleştirmek kolay ancak temizlenmesi zordur” tesbitini yaptı.

Mayınlardan en çok etkilenen ülküler arasında Türkiye’nin de bulunduğunu belirten Derlicka, “Kara mayınlardan ölenlerin sayısı son 20 yıla oranla düşüş var. 90’lı yıllarda 20 bin kişi kara mayın kurbanı ya da mağduru olurken, geçen yıl 4 bin kişi mağdur oldu. Yeterli değil ama büyük düşüş var” diye konuştu.

Türkiye’de ve dünyada artık mayın kurbanı görmek istemediklerini ifade eden Derlicka, şunları kaydetti: “Devletlerin yanı sıra bazı isyancı gruplar da kara mayın kullanıyor. En çok mayınlardan etkilenen ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.”

Mayınsız Bir Türkiye Girişimi üyelerinden Muteber Öğreten ise 12 ülkede kara mayın üretiminin yapıldığını belirterek, uluslararası sözleşmelere taraf olmayan devletlerin mayın kullandığının bilgisini verdi. Her gün 12 kişinin mayınlar nedeniyle öldüğünü açıklayan Öğreten, yüzlerce kişinin de yaralandığını kaydetti. Mayın Yasağı Anlaşması’nı 2004’te imzalayan Türkiye’de toprak altında yaklaşık 1 milyon mayının bulunduğunu bildiren Öğreten, şöyle devam etti: “Türkiye’de kara mayınlar nedeniyle üç günde bir, bir insanımız ölüyor ya da sakat kalıyor. Dünya ülkelerinin yüzde 80’i kara mayınlarını yasakladı.”

Remzi Budancir
Kaynak: Ekoloji Kolektifi

2 Mart 2013 Cumartesi

2B'ye karşı direnişler sürüyor

2B Yasası’na karşı Antalyalı köylülerin eylemleri dün de sürdü. Antalya-Kemer Karayolu’nu kesmek isteyen köylülere polis saldırdı.

Antalya’daki 2B isyanı sürüyor. Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı konusunda rayiç bedelleri yüksek bulan köylüler, bir kez daha Antalya-Kemer Karayolu’nu trafiğe kapattı. Doyran Köyü’nden yaklaşık 350 kişi, Konyaaltı Belediyesi’nin eski hizmet binası önünde bir araya geldi ve sloganlarla karayoluna doğru yürüyüşe geçti.

Köylülerin önü yolun hemen öncesinde çevik kuvvet barikatı tarafından kesildi. Köylüler yola çıkmakta diretince polisin müdahalesi oldu. Arbede sırasında bazı köylüler yola çıkarak trafiği kesmeyi başarabildi. Polisin bazı köylülere müdahalesi ise sert oldu. Arbedede bir köylü ayağından yaralanırken, bir polis de fenalık geçirdi.

Polisin müdahalesi sırasında köylülerden Emine Özcan, arazilerinin dağda bulunduğunu fakat değerliymiş gibi gösterilerek hakkından daha fazla bedel istendiğini söyledi. Özcan, bu bedelleri ödemelerine olanak olmadığını, yasanın derhal geri çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynak: Haberlink

2B Eyleminde Köylülere Biber Gazı!  

İzmir'in Kemalpaşa ve Bornova ilçelerine bağlı köylerdeki 2B arazilerinin rayiç bedelini yüksek bulup tepki göstermek isteyen yaklaşık 250 kişilik gruba, polis biber gazıyla müdahale etti.

İzmir ’in Kemalpaşa ve Bornova ilçelerine bağlı köylerdeki 2B arazilerinin rayiç bedelini yüksek bulup, tepkilerini İzmir- Ankara Karayolu’nu trafiğe kapatarak göstermek isteyen yaklaşık 250 kişilik gruba, polis biber gazıyla müdahale etti. Gruptakilerin yanı sıra bazı polisler de biber gazından etkilendi.

Kamuoyunda 2B olarak bilinen orman vasfını yitirmiş arazilerin satışında rayiç bedelini yüksek bulan Yakaköy, Çiçekliköy, Karaçam, Beşyol, Kayadibi, Sarnıç, Kurudere, Kuyucak, Ulucak ve Damlacık köyü sakinlerinden oluşan yaklaşık 250 kişilik grup, saat 11.30 sıralarında İzmir-Ankara Karayolu’nun Sarıtaş mevkiinde toplandı. ’Diyorlar burası SİT. Toprağını bırak git’, ’SİT’i kaldırın rayici düşürdün’, ’Bu topraklar dedemizden, memnun değiliz sizden', ’3 çocuk dediniz, ne yiyecek diye düşünmediniz. Tapumuzu vermediniz’ yazılı dövizler taşıyan gruba karşı 50 polis ve TOMA diye bilinen Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı ile önlem alındı. Sık sık Vali Cahit Kıraç ile görüşmek istediklerini belirten sloganlar atan grup, dertlerini Kemalpaşa Kaymakamı Yüksel Topal’a anlatmaya çalıştı. Kaymakam Topal, köylülerden sağduyulu davranmalarını isteyip, taleplerini ilgili yerlere ileteceğini söyledi.

Köylülerden Bekir Kıyak, arazilerinin 2B kapsamında olmadığını, birçoğunun tapuları olduğunu ileri sürüp, "Bu topraklar bizlere atalarımızdan, dedelerimizden kaldı. Hepsinin tapusu olmasına rağmen, bu yerleri önce ölçümle 2B’ye çevirdiler, şimdi de birinci derece doğal SİT ilan ettiler. 2B diyerek müracaat parasını da aldılar. Şu an Milli Emlak, ’Bu yerleri sizlere veremeyiz, çünkü SİT alanı’ diyor. Madem SİT alanı neden müracaat parası aldılar? Bir ay boyunca köylüye, ’Yazılın, hakkınız kaybetmeyin’ diye uyarılarda bulundular. Şimdi ise müracaat eden köylüler, ne yerlerini ne de paraların alabiliyor" dedi.

Grup daha sonra Belkahve yönüne yürümek isteyince, polis izin vermedi. Grubun ısrarcı olması üzerine polis, biber gazı kullandı. Köylülerin yanı sıra bazı polisler de biber gazından etkilendi. Bu sırada bir grup, yolu kısa süre trafiğe kapattı.

Polisin müdahalesine rağmen dağılmayan grup, basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Yakaköy Muhtar Azası Savaş Yücel Ekim, rayiç bedellerin çok yüksek olduğunu öne sürüp, "80 yıldır bu topraklarda tarım yapıyoruz. Bu yerlerin bedelsiz olarak bizlere verilmesini ve SİT’in kaldırılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Kaynak: DHA

28 Şubat 2013 Perşembe

Yeşilovacık Halkı Termik Santrale Karşı

Silifke’nin Yeşilovacık Beldesinde yapılmak istenen termik santral için düzenlenen bilgilendirme toplantısı halkın yoğun protestosu ve direnişi nedeniyle gerçekleştirilemedi. Protestoda jandarma halka saldırdı.


Tabiat Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılacak olan ve ithal kömürle çalışacak Yeşilovacık Termik Santrali 1254 MWe gücü ile Türkiye’nin en büyük termik santrallerinden biri olacak. Proje kapsamında İskele ve Kül Depolama Alanı da bulunuyor. İki hafta önce de komşu belde Akdere’de Eren Termik Santrali ÇED toplantısı yapılmış yine halkın tepkisi nedeniyle toplantı yapılamamıştı.

Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurulacağı Büyükeceli Beldesinden Silifkeye kadar olan 30 kilometrelik mesafe içinde 3 termik santral ve 2 çimento fabrikası planlanıyor. Mersin Milletvekili Vahap Seçer de bu tesislerin bölgeye getireceği kirlilik yükünü soru önergesiyle daha önce Meclis gündemine taşımıştı.

Toplantının yapılacağı düğün salonu önünde saatler öncesinden toplanan Yeşilovacık halkı ve Mersin Nükleer Karşıtı Platform üyeleri bölgede nükleer santral ile birlikte 3 termik santral ve 2 çimento fabrikası yapılacak olmasına tepki gösterdiler. Planlanan tesislerin yapılması durumunda başta tarım ve balıkçılık olmak üzere bölgenin turizm olanaklarının son bulacağını, sağlıklı bir yaşam istediklerini taşıdıkları dövizlerle ve pankartlarla dile getirdiler. Yeşilovacık Belediye Başkanı ve yöre halkı ÇED toplantısının yapılmamasını, projenin iptal edilmesini istediler.


Köylüler HES Mücadelesini Direne Direne Kazandı

Antalya'nın Akseki ilçesine bağlı Gümüşdamla (Zilan) Köyü'nde yapımı süren Hidroelektrik santrali (HES) hakkında Antalya 2.İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının acilen uygulanarak inşaatın durdurulması için köyde bir yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı.

Gümüşdamlalılar Derneği ve Akdeniz Derelerin Kardeşliği Platformu öncülüğünde Batı Toroslar'daki 1050 m rakımlı Gümüşdamla köy meydanında toplanan yüzlerce kişi yaklaşık 3 km uzaklıktaki inşaat alanına "Direne Direne Kazandık!", "HESlere Hayır", "Su haktır, satılamaz", "Gümüşdamla'da HES istemiyoruz!" sloganları atarak yürüdü.

Ali Hoca Deresi üzerinde Erenler Enerji A.Ş tarafından yapımı halen sürdürülen Değirmen Regülatörü ve HES inşaatının bir an önce kapatılmasını isteyen Gümüşdamla köylüleri ve Akdeniz Derelerin Kardeşliği Platformu üyeleri şantiye önünde bir basın açıklaması yaptı.


26 Şubat 2013 Salı

Tecavüz davasına ve basın açıklamasına katılım çağrısı

5 MART 2013 SALI, SAAT: 10.30
İSTANBUL ANADOLU ADLİYESİ 31.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ B2B-90 
Esentepe Mah. E-5 Yanyol cad. No.39 Kartal / İstanbul


Erkek egemen toplum, tıpkı kadınları olduğu gibi hayvanları da kendine mal ediyor, işkence ediyor, tecavüz ediyor, öldürüyor!

Sessiz Kalmayalım! Tecavüze uğrayan köpeğin davasına hep birlikte katılalım.

Yaşadığı sokakta uyurken, zorla arabaya bindirilerek kaçırılan ve bedenine defalarca tecavüz edilen sokak köpeği Ayşa’nın duruşması, 5 MART 2013, Salı günü İstanbul Anadolu Adliyesi 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. İnsan merkeziyetçi-türcü ve erkek egemen sisteme karşı mücadele eden aktivistler olarak, saat 10.00'dan itibaren adliye önünde olacağız.

Hayvana şiddet uygulayan, işkence ve tecavüz eden birçok kişi, suçu ispatlansa bile elini kolunu sallayarak aramızda dolaşmaya devam ediyor. 

Yeryüzüne Özgürlük Derneği olarak, duruşma öncesinde iki yüzlü adalet anlayışını teşhir etmek ve erkek egemen, türcü zihniyeti bir kez daha lanetlemek için adliye önünde, saat 10.30'da bir basın açıklaması yapacağız ve ardından saat 11.00'daki duruşmaya katılarak davaya müdahillik talebimizi mahkemeye ileteceğiz.

Haklara duyarlı tüm kesimleri basın açıklamasına katılmaya ve duruşmayı izlemeye, dayanışmaya çağırıyoruz.

YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK DERNEĞİ



NOT: Basın açıklamasına imzacı olmak isteyen kurum ve oluşumların derneğimizle irtibata geçmeleri rica olunur.

* İlk celsede ne olmuştu? (21/02/2012)

- Sabah gazetesinde çıkan habere ulaşmak için tıklayın.

24 Şubat 2013 Pazar

1500 kişi 2B'ye Karşı Yolu Kapattı


Antalya'nın Alanya ilçesinde 2B rayiç bedel fiyatlarına tepki gösteren yaklaşık bin 500 kişi, yolu trafiğe kapatarak yaklaşık 2 saat eylem yaptı.

Alanya'da 2B rayiç bedel fiyatlarına tepki gösteren yaklaşık bin 500 kişi, D-400 karayolunu trafiğe kapatarak oturma eylemi yaptı.

Jandarma, köylülere kısa süreli oturma eylemi için izin verirken, köylüler bir süre sonra Antalya Alanya D-400 Karayolu üzerinde Alanya yönüne doğru yürüyüşe geçti. Bu sırada jandarma ile köylüler arasında kısa süreli arbede yaşandı.