25 Temmuz 2014 Cuma

Gazze'de devlet insanı yemeye devam ederken...

İsrail devleti, Hamas saldırılarını bahane ederek hastane, okul dinlemeden sivilleri öldürmeye devam ediyor. 8 Temmuz'dan bu yana devam eden hava ve kara operasyonlarında 24 Temmuz itibariyle içinde birçok çocuğun da dahil olduğu 805 Filistinli hayatını kaybetti.

Batı Şeria'da dün halk İsrail'in devlet terörüne karşı 1980'lerden beri görülmediği kadar büyük oranda ayaklandı. İsrail kuvvetleri, on binlerle ifade edilen silahsız insanlara protesto yürüyüşünde de ateş açarak en az 3 kişinin yaşamını aldı. Protestocular silahlı İsrail birliklerine taş ve havaifişekle karşılık verdi.

Masumları hedef alan kanlı saldırılara karşı İsrail dahil olduğu pek çok ülkede Yahudilerin içinde bulunduğu on binlerce insan adaletsizliğe karşı seslerini yükseltti; ancak bu durum yine de ırkçı söylemler için fırsat kollayanlara engel olamadı. "Tüm Yahudiler öldürülmeden" bu meselenin çözülmeyeceğine inananlar, örneğin İstanbul'daki Musevi komşusuna kinle bakarken, bakışlarının Gazze semalarında vuracak okul arayan İsrail askerinin bakışlarından çok da uzak olmadığını bilmek zorunda. Canlılar arasındaki nefret tohumlarının, silahla büyüyen, silahları tekeline alan ve silahı masumlaştıran otoriter-hiyerarşik kurumlar tarafından ekildiğini anlamak durumunda.

İsrail devletinin bitmek bilmeyen kan arzusundan rahatsız olan İsraillilerden birisi de yönetmen Nurit Kedar. Kedar, 2008-2009 Gazze Savaşı'nda yer almış askerlerle yapılan görüşmeleri filmleştirerek komutandan gelen emrin askeri nasıl makineleştirdiğini ve orantısız güç denenin insan zihninde nasıl "orantılı"laştırıldığını ortaya koymuş. Bu antimilitarist filmin adı Concrete, İsrail'de devlet baskısı yüzünden hiçbir TV kanalında yayınlanmamış ve yönetmene sayısız tehdit mesajı olarak geri dönmüş.


Yalnızca İsrail ordusunun katil olduğunu düşünenlerdenseniz, İsrail ordusunun diğer ordulardan bağımsız ve gizli araç ve metotları kullandığını iddia ediyor olmalısınız; oysa İsrail de Türkiye gibi ABD'den satın alınma makinelerle öldürüyor ve eğitimlerinin önemli bir kısmını Türkiye devletinin onayı ile Türkiye'de gerçekleştiriyor. Yalnızca İsrail devletinin zorba olduğunu düşünenlerdenseniz, İsrail'de medyaya uygulanan baskının benzerinin Türkiye'de Erdoğan tarafından uygulandığını hatırlatmak gerekir. Pek "medeni" ABD'de de ordunun sivilleri helikopterle taradığı görüntüleri kamuoyu ile paylaşan Chelsea Manning'e 30 yıl hapis cezası verilir. Tek başına bu ceza bile devlet ve hukuk sisteminin neyi kimden koruduğunu gösterir.

Bütün devletlerin hayata ve özgürlüğe karşı kurulduğunu anlamak bu kadar zor olmamalı.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Eskişehir'deki "KEDİ CİNAYETİ" davası görüldü

Geçtiğimiz Şubat ayında, Eskişehir'de 20 yaşındaki M.C.A. isimli üniversite öğrencisi tarafından önce bıçaklanarak, daha sonra damacana ile ezilerek öldürülen "İLETKİ" isimli kedi ile ilgili, sanık hakkında üç yıla kadar hapis istemi ile açılan kamu davasının ilk duruşması Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün saat 09:00'da görüldü.


Sanık M.C.A. hakkında şikâyetçi olan birçok vatandaşın dinlendiği duruşmada, çeşitli barolara mensup hayvan hakları komisyonu üyesi avukatlar, STK temsilcileri ve hayvan hakları savunucuları da hazır bulundu. Sanık M.C.A. ise duruşmaya katılmadı.

Talimat ile ifadesi alınan sanık M.C.A'nın, ifadesinde iddianamede kendisine yöneltilen suçu işlediğini kabul ettiği görüldü. Türkiye Baroları Hayvan Hakları Kurultayı'na mensup barolar ve Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği, Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği (HAÇİKO), Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (SEHAYDER), Yaşam Hakkına Saygı Derneği (YHS) ve Yeryüzüne Özgürlük Derneği de suçtan zarar gördükleri gerekçesi ile davaya müdahillik taleplerini mahkemeye iletti. Mahkeme, baroların ve derneklerin müdahillik taleplerini reddederken davanın müştekilerinin katılma taleplerini kabul etti.

"Bizim malımız değil canımız katledilmiştir"

Adliye önünde, Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği ve "İletki" kedinin yasal "koruyucusu" olan Cafe de Kedi adına ve Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu adına bir basın açıklaması yapıldı. Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği ve Cafe de Kedi adına yapılan basın açıklamasında "Bizim malımız değil canımız katledilmiştir ve bu olay telafi edilemez bir durumdur. Uygulanan vahşice cinayet, vicdan ve toplumun hayvanlara karşı takındığı tavırla alakalıdır. İnsanların hayvanlara karşı içlerindeki nefreti hiç çekinmeden kusabilmesinin en büyük nedeni cezai müeyyidelerin caydırıcı olmamasıdır. Sahipli ya da sahipsiz hiçbir hayvana kötü muamele edilmesi hiçbir sebeple kabul edilemez." denildi.

Adliye önünde Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Buket Ünlü Hatip, "Karşımızda masum bir canlının bağırsaklarını dışarı çıkarttığı yetmezmiş gibi saatlerce sürünerek acı çekmesini izleyen, bunu kayıt altına alan ve kendisine yaptıklarından utanmak yerine adeta övünme sebebi olarak arkadaşlarıyla paylaşan bir sanık yer almaktadır. O ve onun gibiler, insan dahil başka canlılara zarar vermeleri için sadece ceza almamalı, yaptıkları unutulmamalı, tedaviye alınmalı ve takibi yapılmalıdır." açıklamasında bulundu.

Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu'ndan Av. Mustafa Çakı ise "Hayvanların mal olarak görüldüğü, takdir verildiği bir ortamda yaşıyoruz. Ortada tartışılmayacak bir şekilde suç mevcut. Sanığın suçu sabittir. Pişmanlık ifadesi toplumda gördüğü şiddetten dolayı olduğu da açıktır" dedi.

Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği ile Yeryüzüne Özgürlük Derneği'ni temsilen, Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu'ndan Av. Burcu Yağcı tarafından mahkemeye sunulan müdahele dilekçesinde ise "Davaya konu edilen ve sanık tarafından katledilen hayvanın haklarının ihlâl edilmesi ve sonrasında gerek kendisini yasalar ve mahkeme nezdinde temsil edemiyor oluşu gerekse son derece sadist duygularla bedenine hunharca eziyet edilmesi nedeniyle hakları, varlığı yok sayan, ayrımcı muameleye tabi tutulduğuna ve sanığın savunmasız her canlıya, çocuğa, bebeğe, engelli bir bireye ya da savunmasız bir yaşlıya yönelik aynı kötü niyetli fiilini gerçekleştirebileceğine ilişkin somut olaylar göz önüne alındığında, bu toplumda yaşayan her bireyin adil ve tarafsız bir yargılamanın yürütülerek sorumluların cezalandırılmasında haklı menfaati bulunmaktadır" denildi.

"Yürürlükteki kanunda da tasarıda da hayvanlar hâlâ birer mal"

Davaya müdahillik talebinde bulunan Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği ile Yeryüzüne Özgürlük Derneği'nden açıklama yapan Burak Özgüner "Birkaç ay önce yaşanan bu olay karşısında, tüm Türkiye ayağa kalktı. Ancak her zaman olduğu gibi bu cinayet de unutulup gitti. Mahkeme ne karar verirse versin, sanık ve benzer fiillerin failleri, katiller bizlerin vicdanında zaten mahkûmdur. Son derece sadist duygularla işlenen bu cinayetin ardından gündeme gelen Hayvanları Koruma Kanunu değişikliği yasa tasarısı şu anda TBMM Genel Kurulu gündeminde. Ancak gündemde olan tasarı, bu tür suçların caydırıcı bir yaptırımla sonuçlanmasını sağlamaya dahi yetmiyor, hatta tasarıdaki son derece ucu açık maddeler nedeni ile tasarının yasalaşmasından, hayvanların korunamayacağı, kolaylıkla öldürülebileceği gerekçesi ile ciddi endişelerimiz var. Yürürlükteki kanunda da gündemdeki tasarıda da Türkiye'de hayvanlar hâlâ birer mal. Bir hayvanı öldürmek ile başka bir savunmasız insanı öldürmek arasında hiçbir fark yok. Hepsi birer yaşam hakkı ihlâli. Adı 'hayvanları koruma' olan bir kanun ve bununla ilgili tasarı dahi, hayvan haklarını değil, insan menfaatini gözetiyor. Bu zihniyet değişmediği sürece bu davadakine benzer olaylar yaşanmaya, hatta artmaya devam edecek" açıklamasında bulundu.

Duruşmaya Eskişehir, Ankara, İstanbul ve Mersin Baroları Hayvan Hakları Komisyonları adına katılan diğer avukatlar da beyanlarında sanığın üst düzeyde cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığa davetiye çıkartılmasına karar vererek bir sonraki duruşmayı 11 Kasım 2014 tarihine erteledi.

11 Temmuz 2014 Cuma

4'ü1 arada Özgürlük Buluşması (Potsdam, Almanya, 8-17 Ağustos 2014)

 TBK + Jukss + IATLG (f.k.a. IARG)* + FNBG: Birbirinden Öğren, Birlikte Büyü

Alternatif Sokak Festivaliyle Birlikte!
Uyarı: Vize için hemen iletişime geçin!

4'ü1 arada Özgürlük Buluşması'na gelmek için vizeye ihtiyacı olan katılımcılar lütfen hemen organizasyon ekibi ile iletişime geçin.

TBK, Jukss ile buluşuyor, IARG, IATLG  ve FNBG ile birarada: 
Hareketlerin Sınırları ve Kıta Sınırları Arasında Değişim


4+2 Dört Buluşma, Bir Buluşma, Bir Karavan Başlangıcı
2013'te Tier/Totalbefreiungskongress (Hayvan/topyekün Özgürlük Kongresi, kısaca TBK), Jugendumweltkongress(Gençlik Çevre Kongresi, kısaca Jukss) tarafından desteklenmişti, bu sene iki etkinlik birarada buluşma olarak planlandı – daha çok Tier/Totalbefreiungskongress (Hayvan/Topyekün Özgürlük Kongresi, TBK) 2013'ün genç katılımcıları tarafından başlatıldı ve Almanca konuşan bölgenin çeşitli kısımlarından çevre ve hayvan/topyekün aktivistleri tarafından başlatıldı.
Aynı zamanda çeşitli kıtalardan, Kuzeyden ve Güneyden, Doğudan ve Batıdan, aktivistler organizasyon için biraraya geldi, IARG(Uluslararası Hayvan Hakları Buluşması), tek-konulu hayvan hakları romantizminin yerine abolisyonist hayvan/topyekün özgürlükçü ve diğer özgürlükçü hareketlerle birlikte daha az Avrupalı-sırasıyla Kuzey-Doğu-merkezci buluşma: Kıtalararası Hayvan/Topyekün Özgürlük Buluşması (IATLG). Ardından Bombalara Karşı Sofralar  Buluşması (FNBG) tarafından desteklendi ve tematik olarak zenginleştirildi. Farklı kıtalardan aktivistler arasında Potsdam'dan başlayarak Avrupa'nın diğer kısımlarını ve yerel etkinlikleri ziyaret ederek, ve sonra ilk durağı 2015'te İstanbul'da olmak üzere, Avrupa'nın ötesinde devam ederek sürekli, eşit yaratıcı-sanatsal, eylemci, vegan anti-capitalist karavan projesi ortaya çıktı. Sonuç olarak, Potsdam'da yaratıcı-sanatsal bir açılışla birlikte alternatif, gayri-ticari vegan sokak festivali olacak.

TBK: Tier-/Totalbefreiungskongress — Tek-konulu aktivizmden Topyekün Özgürlüğe
Tierbefreiungskongresse(Hayvan Özgürlüğü Kongresi) geleneğiyle, aktivizm hareketleri-arası Topyekün Özgürlük yolunda: bu konuda TBK 2013'ten beri kendini böyle algılıyor. Diğer özgürlükçü hareketler bağlamında sosyal hayvan özgürlüğü yolunu aydınlatmak istiyoruz. Kongre abolisyonist hayvan hakları ve hayvan özgürlüğü hareketleri içinde derin işbirliğini geliştirmeye ve potansiyel partner hareketlerle birlikte köprüler kurmaya ve birbirinden öğrenmeye yardımcı olmalıdır.

Jukss: Jugendumweltkongress — 20 Yıllık Ortaklaşa Buluşmalar
Jugendumweltkongresse(Gençlik Çevre Kongresi, kısaca Jukss)'nın 20 yılı -20 yıllık yaratıcı kendiliğindenlik ve çeşitlilik- Hep vegandılar, her zaman herşeyi kucaklayan özgürlükçü, ekolojik sosyal değişimin her yönü ve projeleri hakkında eko-anarşizm hakkında, anti-ırkçılık ve mülteci refahı hakkında, tutarlı anti-militarizm hakkında, anti-cinsiyetçilik hakkında, özgür öğrenme vs. hakkında sayısız tabandan atölyelerle birliket -”sürdürülebilirlik” veya “cinsiyet anaakımcılığı” gibi pazalama amaçlı moda kelimeler trendinden uzak durarak- Jukss, özellikle yaygın katılımcı/paylaşımcı yaklaşım formunda, kongre mikrokozmozundaki özgürlükçü sosyal ütopyaların pratik testleri oldu. Şunu kavramalıyız ki: buluşmanın hazırlığı süresince, -özellikle buluşmadan hemen önceki inşa haftasında- tüm katılımcılar aktif ve hayal alemiyle birlikte orada olmaya davet ediliyor.

IATLG: Kıtalararası Hayvan/Topyekün Özgürlük Buluşması — IARG Özgürlükçülüğe* dönüşüyor
Aşırı-sağ hayvan koruma savunucularının yer alması ve Fransız anti-faşistlerin dışlanmasından (bakınız http://pantheresenragees.noblogs.org/post/2013/08/22/international-animal-rights-gathering) dolayı ayrışmaya yol açan, geçen yıl Belçika IARG (Uluslararası Hayvan Hakları Buluşması)'daki tecrübeler, çeşitli kıtalardan aktivistleri Avrupa-Kuzey-Doğu-merkezli tek-konulu hayvan hakları-yörüngeli IARG geleneğini sorgulamak ve geliştirmek için çağrı yapmaya itti. Bunu sonucu olarak, ismi baskın olarak Batı-içi “ulusal hareketlerarası buluşma” olmamayı, ancak toplumu-değiştiren hayvan ve sonra topyekün özgürlükçü temelinde, kıta sınırları ötesinde ve hareket sınırları ötesinde olmayı vurgulayan IATLG ortaya çıktı. Burada, Kuzey-Güney-Doğu-Batı işbirliği, sadece hayvan sömürüsünün küresel bağlantılarından dolayı temel mevzu değil. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Küresel bağlantılı baskıcılığa ve sömürüye ancak benzer şekilde küresel bağlantılı tavırla direniş gösterilebilir. Direniş çokrenklidir. :-)

* 2013 IARG'deki olayların sonucunda, IATLG(2014 Potsdam'da ve 2015'te muhtemelen Istanbul'da) ile birlikte (ve işbirliği yaparak), EARG(Avrasya Hayvan Hakları Buluşması) 25-27 Temmuz'da Tiflis'te (Gürcistan) gerçekleşecek ve IALG (Uluslararası Hayvan Hakları Buluşması) Nottingham'da (İngiltere) gerçekleşmesi için bir inisiyatif vardı ama iptal edildi ve gerçekleşmeyecek.

FBNG: Bombalara Karşı Sofralar Buluşması – Ulusların Kapışması yerine Antimilitarizm
Kıtalarüstü aktif (Karavan ve) IATLG'yi başlatanların antimilitarist çevrelerle yakın bağları, küresel bağlantılı Bombalara Karşı Sofralar hareketi içinden FNB Buluşması (ve FNB Karavan) ile tüm etkinliğin zenginleştirilmesi ve organizasyonla desteklenmesi fikrinin ortaya çıkmasını sağladı.

Ayrımcı Olmayan Katılım
Genç de yaşlı da olsanız, işaret dili veya braille ile iletişim kuruyor da olsanız, çocuklu, köpekli, tekerlekli sandalyeli veya özel beslenme gereksinimleriniz de olsa, kimse kendini ikinci veya üçüncü sınıf katılımcı hissetmemelidir. Mümkün olduğunca özel gereksinimler için yemek ve gerekli desteği sağlamayı istiyoruz. Böylece katılım gelir düzeyine bakmaksızın katılımın mümkün olması için katılım, barınma ve yemek bedavadır ve bağışlarla finanse edilmektedir(aşağıya bakın).

Büyük bir şeyin başlaması
4ü1arada buluşmasının, herbir etkinlik gibi, bir inisiyatif karakteri olmalıdır, oluşumları takip etmek ve var olan ve büyüyen işbirliklerini, bağlantıları, kampanyalarla, sürekli ve uzun soluklu etkinliklerle birleştirici faktörler önermek

Aktivist Karavanı: Karavan Başlıyor...
Bombalara Karşı Sofralar'la işbirliği içinde çeşitli kıtalardan aktivistlerin inisiyatifiyle, bir vegan-topyekün özgürlükçü, eşit olarakyaratıcı-sanatsal, özgürlükçü-sosyopolitik Aktivist Karavanı, bu yaz Potsdam'da ve Berlin'de başlayacak, Avrupa ve İstanbul'un öztesinde muhtemelen ilk defa Avrupa-dışı bir menzile doğru seyahat edecek. İlgili aktif gruplarla, etkinliklerle, protestolarla, skuatlarla ve benzer şeylerle karşılaşınca duracak.Bu 4ü1arada Özgürlük Buluşması, yolculuğun ilk durağı olarak, renkli, alternatif, gayri-ticari vegan sokak festivaliyle açılacak.
Aktivist Karavanı hakkında daha fazla bilgi daha sonra ayrı bir web sayfasında erişilebilir olacak.

Konu Çeşitliliği: Renkli bir Kaleydoskop?
İlgili ekolojik, hayvan hakları ve hayvan özgürlüğünden ve antimilitarist Bombalara Karşı Sofralardan yeniler ve tecrübeliler, diğer toplumu eleştiren ve baskıcılık karşıtı, özgürlükçü hareketlerden aktivistlerle karışırsa -farklı atölyeler ve etkinlikler koleksiyonu olabilir mi? Bu size bağlı, katılımcılar! Ancak, kongren,n rastgele yönlere gitmemesi için ve içerik konusunda önerilen şekilde gitmesi için, hazırlanmış atölyelerle tematik odaklı alanları olacak.

Tematik/Hareket Odaklı Günler
Birçok konu ve katılımcı hareketler olduğundan dolayı, bu yılın buluşması tematik ve hareket odaklı günler biçiminde yapılandırıldı. Böylece bütün katılımcılar bir genel fikir edinmiş olacak ve birkaç katılabilecek insanlar içerik hakkında önceden bilgilendirilmiş olacak.

Ek olarak, buluşma kabaca 9 Ağustos'ta sokak festivali, 10 ve 11 Ağustos'ta yerel/bölgesel ağ odaklı günler, ayrıca freiLand'de 12-17 Ağustos tematik yapılandırılmış kısım, genel ve bölgelerüstü konulara adandı

Geliştirilmekte Olan Tema ve Atölye Listesi
Karakteristik olarak gerçek katılımcı buluşma için, program en sonunda tamamlanmış olacak, sonradan görülecek Öncesinde, bu(alttaki) ,sizin de katılımınızla birlikte, tema ve atölye listesi sürekli artacak.
·        sosyal ekoloji/eko-anarşizm (Jukss = Jugendumweltkongress)
o   ±± yetenek paylaşımı: tırmanma & birlikte.
o   Yeşil genetik mühendisliği: toprak işgalleri …
o   Hambach Ormanı
o   anti-nükleer aktivistler, yasal konular, (azalan) baskı rikleri vb.
·        antimilitarizm
·        pratik anti-kapitalizm, gayri-ticari işbirliği ve “etik tüketim eleştiri (ve alternatifleri)
·        Kuzey-Güney diyaloğu/Güney'den sınırlarötesi ve sonra uluslarötesi işbirliği/öğrenme
·        anti-ırkçılık/eleştirel beyazlık/mülteciler/...
·        kuir feminizm
·        vücut özgürlüğü/vücut pozitifliği(olumluluğu)
·        anti-engelli-ayrımcılığı (sadece “engelliler”, ayrıca artan …)
o   ulaşabilirlik/pratik (günlük) katılım
·        ± psikiyatri/cezaevi/hayvanat bahçesi/okul eleştirisi
·        öğrenme özgürlüğü ve okul eleştirisi
·        çocuk özgürlüğü/anti-yaş-ayrımcılığı
·        ilişkide anarşi/aile özgürlüğü 
o   çocuklarla (ve köpeklerle) aktivizm
·        (hayvan) özgür topluma geçişte pratik konular 
o   insan-dışı bireylerle birlikte yaşama
o   “abolisyonist(pratik) hayvan desteği” ardından insan-dışı bireyler için abolisyonist bakım
§  hayvan refahı alanını etkilemek
§  “hayvan barınaklarını” veganlaştırma (ve tutukevi halinden çıkarma), hayvan refahı grupları & işbirliği.
·        hayvan özgürlüğü hareketi ve kampanyaları
o   Anti-kürk kampanyaları türcü, önünü göremeyen, kısmen cinsiyetçi dar kalıplardan kurtulabilir?
o   Cehenneme Giden Yol/DirikesimiDurdur: sosyal hayvan-özgürleştirmeci ve dirikesim-karşıtı (taşıma) kampanyalar
o   endüstriyel çiftlikler ve mezbahalara karşı abolisyonist ittifaklar ve kampanyalar
o   eğlence sektöründe(sirk, hayvanat bahçesi), hayvan sömürüsüne karşı organize kampanya
·        eko/hayvan/topyekün özgürlük hareketlerinin öz-yansımaları ve stratejik geliştirmesi
o   farklı başarılı özgürlük hareketleri ve metodlarının yansımaları
o   “sürdürülebilir”(uzun soluklu, az hüsran, az hayal kırıklığı) aktivizm için gizli tehlikeler ve stratejiler
o   hayvan hakları Nazilerine cevap bulmak, “insan-dışı hayvanlara öncelik” vs.
·        tahakkümün/vegan anarşizmin/anti-türcü anarko-komünizmin eleştirisi
o   kendi (“tahakküme eleştirel”) hareketimizde/sahnemizde tahakküm ve elit oluşumlar -ve çaresi
·        tahakkümün/sektler-arası/topyekün özgürlüğün birliği
o   insan özgürlüğü olarak hayvan özgürlüğü: bölünmez bir bütün olarak insan ve insan-dışı sömürüye pratik direniş

Ağ blokları
Ortak projeler, işbirliği ve kampanyalar çıkabilecek olası imkanları değerlendirerek, herkesin kongreden evlerine döndüğünden emin olmak için, çeşitli tematik ve bölgesel inisiyatifler ve buluşmalar için zaman aralıkları olacak.  Ekolojik, hayvan özgürlüğü ve Bombalara Karşı Sofralar hareketlerinin ve bütün olarak özgürlük ittifaklarının uzun soluklu gelişmesi için hayati önemi var.

Sosyokültürel İşler
Her kim bağlantı kurmak ve işbirliği yapmak isterse,birbirimizi tanımamız gerekir. Ayrıca kültürel bir çerçeve içermeyen, yoğun atölye günleri çok sıkıcı olur. ;-) Politik-tarihi şehir turlarından sokak festivaline ve akşam konserlerine, aktivistlerin tanışması, - ve tonla çeşitli şey- ve ne kadar çok kişi katılırsa, o kadar eğlenceli olur!

Yardım/Destek: Fikir ve Gayretiniz Bekleniyor!
Birarada bir kongrenin gerçekleşmesi, katılımcıların gayreti ve kendini adaması ile hayata geçirilir. Yapılacak birçok şey var ve her tür destek ve katılım önemli ve bekleniyor-hem tüm hızıyla süren hazırlıklar hem de buluşmadan önceki inşa haftası ve 4ü1arada Özgürlük Buluşmasının alanda kurulması.

Tanıtım
Öncelikle, buluşmanın iyi biliniyor ve tanıtılıyor olması gerekiyor. Arkadaşlarınızı ve tanıdıklarınızı bilgilendirin, benzer etkinliklerde, eposta listelerinde, haber bültenlerinde duyurun ve broşür dağıtın: 4in1_liberation_gathering.pdf!

Hazırlık/Organizasyon
Çeşitli alanlarda ve işlerde ellere ve zihirlere çok ihtiyacımız var. Çok vaktiniz olmasa bile, küçük bir parça bile çok yardım eder ve katkı sağlar. Buluşma organizasyon ekibini desteklemek istiyorsanız, bize yazın gathering@riseup.net. Mümkünse PGP kodu kullanın.

İnşa Haftasında Son Hazırlık
Kongreden bir önceki hafta-inşa haftası- freiLand Potsdam alanında son hazırlıklar olacak, yani gerekli kurulumlar, düzenlemeler. Yeteneği az olanlar için de yapılacak birçok iş var. Mümkünse, bu hazırlık zamanında gelin ve mümkünse aşağıdaki formu doldurun ki plan yapalım.

Buluşmaya biraz yaşam katmak
Buluşmada çeşitli işlerin yapılması gerekiyor, yani yemek/Vokü/tabakları hazırlama, lojistik, atölyelerin dokümantasyonu, koruma konsepti veya özel ihtiyacı olanların, ergenlerin, yaşlıların, köpeklerin ihtiyaçlarını karşılamak vb. Hangi konuda yardım edeceğiniz veya yaratıcı enerjinizi nerede kullanacağınız konusunda bizi ne kadar erken bilgilendirirseniz, o kadar iyi.

Parasız olmaz
Talihliyiz ki etkinlik alanlarını bedava kullanabiliyoruz. Ancak, bağışlarla karşılanabilecek bazı harcamalar hala var. Finansal düzeyden bağımsız katılım sağlamamız, cömertçe bağışlara bağlı. Kuşkusuz anonim olarak siteden bağış yapabilirsiniz. Ancak finansal olarak daha güvenli kılmak için, şimdiden bağış yapmanızı rica ediyoruz. Şu platformdan masrafsızca bağış yapabilirsiniz: Betterplace (click here) diğer fon kaynakları biliyorsanız, burdan bağlantıya geçin: gathering@riseup.net! (PGP key)

Bilgilendirme
Lütfen bizi bilgilendirin!
Ortaklaşa bir kongre kendiliğinden meydana gelse de; ihtiyaçlara göre hesap, plan ve hazırlık yapmak için, şimdiden kaç potansiyel katılımcının olduğunu ve ne kadar destek olduğunu doğru şekilde bilmemiz önemli. Bu yüzden aşağıdaki detayları ümkün olduğunca erken bize göndermenizi rica ediyoruz.

(Nerdeyse) Anonim Mikro Nüfus Sayımı
Lütfen alanda belli sayıda köpeğe yer ayırabileceğimiz konusunda anlayışlı olun. Eğer dört-ayaklı dostlarınızı birkaç günlüğüne arkadaşlarınıza veya ailenize bırakabiliyorsanız, lütfen böyle yapın.

Avrasya Hayvan Hakları Buluşması (Gürcistan, 25-27 Temmuz 2014)


EARG 2014 (Avrasya Hayvan Hakları Buluşması) 25-27 Temmuz'da Gürcistan'da
gerçekleşecek. Yeryüzüne Özgürlük aktivistleri de buluşmaya katılıyor. 

Etkinlik sayfası

Avrasya Hayvan Hakları Buluşması, Doğu Avrupa / Asya'daki ilk uluslararası etkinlik, tüm dünyadan özellikle Doğu Avrupa / Asya'dan -çünkü bu bölgedeki ülkeler hayvan hakları aktivizmi dünya ağıyla bağ kuramıyor ve az çok izole olmuş durumda- aktivistleri biraraya getirmeyi amaçlıyor. Ek olarak, -gayretlerimizi tartışma ve birleştirmeyi ana amacımız durumuna getiren- Doğu Avrupa ve Asya'daki hayvan hakları hareketini birleştiren problemler, Orta ve Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'daki yoldaşlarımızın karşılaştıklarından farklı.

Aşağıdaki metin olduğu gibi -bize bu etkinliği kıtanın doğusunda yapmak için ilham veren(umut ediyoruz ki her sene)- Uluslararası Hayvan Hakları Buluşması açıklamasından alındı: "Bir haftasonu atölyeler, konuşmalar, tartışmalar, filmler, bilgi paylaşımı, eğlence ve bağ kurma için toplanıyoruz. Buluşmanın amacı -hayvan sömürüsüyle savaşmak ve merhameti yaygınlaştırmak için küresel bir hareketi inşa etme amacıyla- farklı ülkelerdeki aktivistler arasında işbirliği ve koordinasyonu artırmak. Şunu akılda tutmak özellikle önemlidir ki hayvan sömürüsü ve sui istimalinin çoğu uluslararası sınırların ötesinde işbirliği yapan uluslararası bir ticari işletmedir, bu yüzden hareket olarak küresel düşünmeyi ve çalışmayı öğrenmek hayatidir."

EARG'den önce Tiflis merkezinde bir eylem(yürüyüş) olacak, bu yüzden erken gelirseniz mutlu oluruz. Eylemden sonra isteyenler Gürcistan deniz kıyısında hayvan barınağında gönüllü çalışmak için gidebilir. Böylece tüm etkinliklerin programı:

24 Temmuz - Tiflis'te eylem (http://www.facebook.com/events/298972403612476)
25 Temmuz - Kakhetia bölgesinde EARG'ye gidiş (takriben 2 saat seyahat)
28 Temmuz - Tiflis'e dönüş
29 Temmuz - (barınak gönüllüğü için) isteyenlerin organizatörlerle birlikte Batum'a gidişi; geri kalanlar Tiflis'ten 50 km uzakta bir evde kalıp Gürcistan'da turizm yapabilir.

Organizasyon
EARG, Gürcistan'ın harika doğasının göbeğinde, kırsal bir bölgede gerçekleşecek. Buluşma etkinlikleri açıkhavada gerçekleşecek. Katılımcılar çadırda kalacak; bir binada bir miktar barınma imkanı olacak (sıhhi veya başka nedenlerle kamp alanında kalamıyorsanız, lütfen organizatörleri şimdiden bilgilendirin.) UYARI: katılımcılar çadır, uyku tulumu ve kampta kalmak için diğer eşyalarını kendisi getirmelidir!

Katılımcılar
Güvenlik nedeniyle buluşmaya katılım için organizatörlerden veya katılımcılardan birinin davetini almanız gerekir. Buluşmaya katılmak istiyorsanız ve kimseyi tanımıyorsanız, organizatörlerle derhal bağlantıya geçin!

Harcamalar
Katılımcıların harcamalarını(yemek, ulaşım) minimum tutuyoruz ve bağış sistemini kullanıyoruz. Kişi başına üç gün için tüm harcamalar 25 lari (10 euro). Kutuya fazla para koyarsanız, organizatörler mutlu olur, çünkü biliyoruz ki bazı kişiler ödeyemecek durumda olacak. Az para verecek veya ödeyemeyecek olmanız, buluşmaya katılmanız için engel teşkil etmez.

Ulaşım
Tiflis'ten EARG alanına ulaşım ya organizatörler tarafından doğrudan sağlanacak ya da toplu ulaşım kullanılacak(bu durumda katılımcılara organizatörler eşlik edecek). EARG'yi 21 Temmuz'dan önce ziyaret etmeniz durumunda da ulaşımı sağlayabiliriz.

Yemek
Organizatörler günde üç öğün vegan yemek sağlayacak. Yemekle ilgili özel sıhhi ihtiyaçlarınız varsa şimdiden organizatörleri bilgilendirin. Lütfen tabak, kaşık ve bardak getirin!

Fotoğraf, video ekipmanları ve mobil telefonlar
Kamp alanında fotoğraf, video ekipmanları ve mobil telefonlara izin verilmiyor. Organizatörler değerli eşyaları tutmak için bir yer sağlayacak.

Güvenlik
Organizatörler kamp alanında katılımcıların güvenliği konusunda mesuliyet alıyor.

Ayrımcılık
Irkçılar, naziler(milliyetçiler), cinsiyetçiler, homofobikler ve diğer ayrımcılık/üstünlükçülük formlarının taraftarları buluşmada hoş karşılanmaz. EARG farklı tavır ve hayattarzından insanlar için barışçıl bir etkinliktir, etkinliğin 1 numaralı önceliklerinden olan güvenlik nedeniyle, ayrımcı fikirleri olan kişilerin yokluğu gözönünde tutulur.

Aktivizm
Organizatörler katılımcıların EARG öncesinde, süresince, sonrasında herhangi bir eylemden kaçınmaları konusunda nazikçe uyarıyor. Kaldığınız süre boyunca aktivizm üzerine pratik önerileriniz varsa, organizatörleri ve katılımcıları zor durumda bırakmamak için fikirlerinizi organizatörlerle tartışın.

Atölyeler
EARG'ta atölye, tartışma, film gösterimi ve eğlence hazırlamanızı şiddetle arzuluyoruz, yani soru ve önerileriniz varsa, iletişime geçmek için vakit kaybetmeyin. Tüm geribildirimleri gözönüne almak ve buluşmayı enteresan, konforlu, unutulmaz kılmak için elimizden geleni yapıyoruz. EARG'ta atölye yapmak isterseniz, lütfen 18 Temmuz'dan önce organizatörlerle iletişime geçin.

EARG'dan sonra
Buluşmadan hemen sonra Gürcistan'ı terketmek istemiyorsanız, EARG'tan sonra organizatörler enteresan, faydalı ve eğlenceli etkinlikler sağlanacak (Gürcistan deniz kıyısında hayvan barınağında gönüllülük). Burda vakit geçirmek istiyorsanız, bize yazın, duruma göre kalacak yer planı yapacağız.

EARG'ta yer almak isterseniz, organizatörlerle bağlantıya geçin: earg@riseup.net

Not: Lütfen bu bilgiyi arkadaşlarınız ve yoldaşlarınızla paylaşın!



2 Temmuz 2014 Çarşamba

5199 yasa tasarısına karşı Boğaziçi Köprüsü'nde pankartlı eylem

Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesine dair yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu'na inmek üzere iken hayvan hakları savunucuları tasarıyı protesto etmek amacıyla Boğaziçi Köprüsü’ne pankart astı.



Hayvan hakları savunucuları, bugün saat 13:00 sularında, Çevre Komisyonu’nun “Hayvanları Koruma Kanunu”nu değiştirmek için kabul ettiği ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmek üzere olan yeni yasa tasarısını protesto etmek için “5199 / Sokak Hayvanına Dokunma” yazan pankartı Boğaziçi Köprüsü'ne astı.

Protestocular, amaçlarının “hayvanlarının sokaklardan toplatılıp deney merkezlerine, ormanlara ve toplama merkezlerine gönderilmesini engellemek” olduğunu açıkladı.


Gündemde olan, Hayvanları Koruma Kanunu değişikliği yasa tasarısı kanunlaşırsa hayvanların başına gelecekler şunlar;

- Çevre Komisyonu 5199 Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki 6. maddeyi değiştirdiği için sokak hayvanlarının kent dışına belediyelerce atılması yasal hale geliyor (Tasarıdan: Sahiplendirilemeyenler; okul, hastane, ibadethane, çocuk oyun alanı gibi toplumun yoğun olarak kullandığı yerler hariç alındıkları ortama bırakılır). Bakımevlerinde, sokaklardan toplanacak hayvanların ne kadar barındırılacağı yazmıyor; istendiği takdirde hayvanlara müebbet hapis yaşatılabilecek.

- Tasarıya eklenen ve hükümleri saklı kalan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, hayvanların davranışlarından dolayı öldürülebileceğini hükme bağlıyor. Yani sokaklardan "ısırık şüphesi" nedeni ile alınan ya da bakımevlerinde saldırgan davranışları olan hayvanlar katledilebilecek.

- Sokak hayvanları, şehirlerden çok uzakta, toplama kaplarını andıran binlerce kapasitelik bakımevlerine kapatılabilecek. Bu bakımevlerinin (toplama kamplarının) inşaatı neredeyse tamamlanmak üzere; İstanbul, Kocaeli ve Trabzon, pilot iller olarak belirlendi, inşaat sürüyor.

- Mevcut 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki "koruma" maddeleri, yeni tasarıda yer almıyor.

- Petshoplarda, akvaryum balıklarının ve kuş türleri dışındaki hayvanların satılmasına yasaklama getiriliyor ancak petshoplar yerine üretim çiftlikleri teşvik ediliyor. Bu da Çevre Komisyonu'nun dediği gibi, sahipsiz hayvan artışını engellemeyecek, aksine hayvanlar "fabrikasyon" mantığı ile seri üretim makinesi haline dönüşecek.

- Yeni tasarıyla, mevcut kanunun 10. maddesi değişiyor. Bu şu demek; bakım evlerine kapatılan hayvanların satışları yasallaşacak. Satıldıktan sonra artık “sahipsiz” statüsünde olmayacakları için deneylerde ve başka tasarruflarda kullanılmalarına da engel kalmayacak.

- Hayvanlar, hammadde olarak kullanıldıkları, daha pek çok sektöre satılabilecek; acılı yöntemlerle ve işkence ile can verecekler. Tasarı, sadece "sahipsiz" diye tanımlanan hayvanlar üzerinde deney yapılamayacağını öngörüyor. Tasarıda, ev hayvanlarının ve "kontrollü hayvan" olarak tanımlanan, insanların bakımı altında olan ancak sokaklarda barınan hayvanların deneylerde ya da başka sektörlerde kullanılamayacağına ilişkin bir düzenleme yok. Geçtiğimiz senelerde çıkartılan bazı yönetmelikler de hayvanların ticaret sektörlerinden kullanımının önünü açmış durumda.

- Şu an bunların (hayvan satışı, deneyler, bazı limanlardan "köpek eti"nin yendiği ülkelerden gelen işçilere satış vb) bazılarının yasa dışı yapıldığı ihbarları ilgili kurumlara iletilmekte. Hayvanların yasa dışı olarak satışının yapıldığına ilişkin ihbarların soruşturması devam ediyor.

- 5. Maddeye bağlı olarak çıkarılacak yönetmelikle, tasarının ilk halinde belirtilmiş olduğu gibi, evlerdeki hayvanlara müdahaleler ve el koymalar yasal hale gelebilecek.

- Yasa tasarısıyla ev hayvanlarının da toplama kamplarına alınması mümkün hale gelebilecek.

- Hayvanlara karşı işlenen suçlar yine cezasız kalacak. Hayvana yapılan işkence, tecavüz ve şiddet yine cezasız kalacak. Failin tespiti halinde -ki genelde tespiti çok zor-, tasarıda bulunan cezaların üst limiti 2 yıl olduğu için, kötü niyetli kişilerin işlediği suçlara verilen cezalar, kişilerin adlî sicillerine dahi işlemeyecek. Bakımevlerinden satılan hayvanlar bazı art niyetli kişilerce alındığı takdirde bunun önüne de geçilemeyecek. Tecavüzcüye hayvan verilmesinin men edilmesi için komisyona verilen madde önergesi reddedilmişti. Hayvanlara tecavüz ve işkence edenlere hayvan verilmesinde herhangi bir sakınca yok.

- Hayvanat bahçelerinde hayvanlar doğalarına aykırı şekilde, kafesler içerisinde, yaşamaya devam edecek.

- Yunus Parkları kapatılmayacak! Ancak yeni yunus parklarının kurulmasına izin yok.



25 Haziran 2014 Çarşamba

İstanbullular Galata Meydanı'nı Beltur'dan ikinci kez geri aldı

#occupygalata İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işlettiği çay ocağı Beltur'un Galata Kulesi Meydanı'nı işgalinden bu yana ikinci 'işgale karşı işgal' eylemi 22 Haziran 2014 Pazar günü gerçekleşti. İlk işgale karşı işgal eylemi için Cumartesi gününe çağrı yapılmış ve Beltur masalarının kapladığı meydan, masaların etrafını sarıp oturarak piknik yapan yüzlerce kişi tarafından geri alınmıştı. Pazar günü bundan daha şiddetli bir meydanı geri alma eylemi düzenlendi, Beltur'un masa ve sandalyeleri darmadağın edildi; ancak eylem Trans Onur Yürüyüşü sonrası kendiliğinden ve aniden geliştiği için bu kez basına yansımadı.







5. Trans Onur Yürüyüşü'nün ardından Tünel Meydanı'nda dinlenmeye geçen yaklaşık 400 kişi, aralarından birkaç kişinin Galata Meydanı'ndaki Beltur işgalini hatırlatması üzerine Direnişin Ritimleri ile beraber Tünel'den kuleye doğru slogan ve şarkılarla yürüyüşe geçti. Meydana varıldığında Beltur'un işgal ettiği alanı saran kalabalık, meydan gaspının simgesi olan masa ve sandalyeleri darmadağın etti. Kalan masaların üzerine çıkıp göbek atıldı. Kuledibi'nde birdirbir oynandı, kuleye dayanarak uzun eşek oynandı. Seyyar bir podyum kurularak 'catwalk' yürüyüşler denendi. Hava kararınca ateşli gösteriler düzenlendi. Toplum baskısı yüzünden bir türlü sokakta yaşam bulamayan kuir eğilim ve performanslar özgürce deneyimlendi. "Baskı şiddet ahlaksa biz ahlaksızız", "Transfobik devlet yıkılacak elbet", "Meydanlar halkındır işgal edilemez", "Beyoğlu'nu sata sata kalmadı kalmadı, Misbah paraya doymadı doymadı", "Aile çay bahçesi, kimin ailesi?", "Ay ayol anarşi" gibi sloganlar atıldı.




Eylem saat 19:30 sularında başlayıp gece yarısına kadar sürdü. Cumartesi günkü Beltur-eylemci gerginliğinin aksine bu kez Beltur işletmecileri eylemcilere saldırmadı. Saatler boyu masa ve sandalyeler dağınık kaldıktan sonra bu gece iş çıkmayacağını anlayan Beltur masa ve sandalyelerini toplayarak "dükkanı kapadı." Özellikle kadınlara ve LGBTİ bireylere rahatsız edici dik bakışlar atan meydandaki bazı kişiler ise olay çıkarmayı denemedi. Çevrede eylemi seyreden bazı esnaflar ve taksiciler ise eylemcilerin bazılarını "ibne" gibi sözlerle kendilerince hakir görmekle beraber Beltur'un meydana çöreklenmesini de doğru bulmadıklarını ifade ettiler. Eylem boyunca meydan ve çevresine hiçbir resmi polis aracı ve üniformalı polisin bulunmaması da dikkat çekti. Sivil polis olduğu tahmin edilen bazı kişiler ve araçlar eylemi uzaktan takip etmekle yetindi.




Yeryüzüne Özgürlük Derneği'nin geçen sene yayınladığı iki bildiride üzerinde durduğu gibi kentler zaten insanın doğa üzerindeki iktidarının, hayvanların ve ilkellerin yaşam alanlarına vurduğu darbenin simgesidir. Özetle her şehir zaten tecavüzdür, işgaldir. Bu gerçek yanı başımızda iken yalnızca kent meydanlarını veya binalarını paylaşıp paylaşamama üzerine dönen tartışma, insanmerkezcilik tartışmasını baştan gözardı etmek suretiyle alevlenir. Yine de bu yaklaşım, kentlerde doğmuş, bir nevi ona mecbur olduğu algısıyla yetiştirilmiş uygar insanın kent mahkumiyetini daha da çekilmez kılacak ikincil gasp girişimlerinin hoş görüleceği anlamına gelmez. İnsanların meydanlar veya işgalevleri gibi alanlarda buluşarak otorite ve tahakkümden uzak yaşantılar denemesi, bu tahakkümden beslenenler tarafından her daim ilk bastırılacak şey olarak görülür. Galata Meydanı'nın Beltur çay bahçesi kılıfıyla gaspı da, aslında ilk mütecaviz yani şehrin kendisinin temsil gücünü elinde bulunduran devlet ve büyükşehir belediyesinin zaten canlıların büyük kısmından çalınan bu alanları biraz daha daraltılmış bir kitleye tahsis ederek tecavüzü yinelemesinden başka bir şey değildir. Bu kez kovulanlar şarkı söyleyenler, evlenmeden sokakta yakınlaşanlar, cinsel yönelimi farklı olanlar, alkol kullananlar, "siyasi" gençler, berduş görünenler, kışı sokakta geçirenler vs olmuştur. Aile çay bahçesi, RTÜK'le dillere pelesenk olmuş Türk Aile Yapısı'nın televizyon camından sokağa inmiş halidir; ötekileştirmenin etrafımızı daha da kuşatmasıdır.



O yüzden Galata Meydanı'nı Beltur'dan geri alma eylemlerinin sürmesi ve gerekirse şiddetlenmesi, sadece parke taşlarını almaya değil aynı zamanda kendi dinini, ahlakını, tekeşliliğini, heteronormativitesini, mimari anlayışını ve çayını herkese zorla içirenlere sınırlarını hatırlatmaya yarayacaktır. Yalnız buradan başlayan kıvılcım, her türlü ötekileştirmeyi ve sömürüyü kodlarında barındıran Batı uygarlığını eritmeye kadirdir.

22 Haziran 2014 Pazar

Kadıköy'deki Adalar İskelesi Önünde Fayton Protestosu

Bugün, Kadıköy'deki Adalar iskelesi önünde buluşan hak ve özgürlük savunucuları, faytonlara koşulan atlar ile yeryüzünün tüm bileşenleri için özgürlük talep etti. 


50'den fazla aktivist ve protestoya destek veren halk ile yüzlerce kişiyi bulan eylem sırasında Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Ermenice, Lazca ve İngilizce olarak "Faytona Binme Atlar Ölüyor!" dendi.

Eylemde basın açıklamasını okuyan Elif Narin, fayton ve faytonculuğun adaların kanayan yarası olduğunu belirtti. "Yazın 40 derece sıcağın altında, kocaman arabayı ve arabada oturanları çekmek zorunda olan, aç aç çalıştırılan, susuzluktan yollarda bayılan, kırbaçlanan, tekmelenen, dili kesilen, tüm yaz sömürüldükten sonra kışın soğuğa terk edilen atlara yaşatılan zulüm adaları kirletmektedir" diyen Narin, "Atlara ve yeryüzünün tüm bileşenlerine özgürlük ve özgür yaşam" hakkı için mücadele ettiklerini ifade etti.

İnsanların rahatı ve keyfiyi için hayvanlara zulüm edildiğini vurgulayan Narin, Adalar'daki ulaşım için hayvanların kullanılmadığı doğa ve ekolojik sisteme dost çözümler ile bulunmasını istedi.

Grup Simurg'un da ezgileriyle destek verdiği eylem sırasında dağıtılan broşürlerle "beygirlere" özgürlük istenirken, katılımcılar tarafından sergilenen tiyatral gösteriyle atlarla empati kuruldu.

Basın açıklamasında, Adalara atların kullanılmadığı ekolojik sistemle dost çözümler getirilmesi istenirken, eylem sırasında "Hayvan Hakları Tabağında Başlar", "Beygir, İsyan, Özgürlük", "Ağaca, Hayvana, Yeryüzüne Özgürlük"  sloganları ön çıktı.

BODRUM'DA ve ANTALYA'DA YUNUS PARKLARI PROTESTO EDİLDİ

Kaş Yunus Parkı’nın 2013′te kapatılmasında önemli rol oynayan Yazar Buket Uzuner’in bu kez de Bodrum Yunus Parkı’nın kapatılması ve deniz memelilerinin koruma altına alınması için Change.org sitesinde topladığı 40 bin imza, Yunuslara Özgürlük Platformu ve yerel sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği büyük bir eylemle yetkililere teslim edildi. “İçkili lokanta” ana faaliyetiyle yunus gösteri merkezine 2011 yılında ruhsat veren Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ise, aylar öncesinden randevu verdiği imza teslimine hasta olduğu gerekçesiyle gelmedi. Ancak kendisinin, görüşmenin yapılacağı saatlerde Bodrum içinde başka ziyaretlerde bulunduğu tespit edildi.


Aralık 2011′de Yunuslara Özgürlük Platformu’nun Facebook’taki Yunus Parkları Kapatılsın sayfasına gelen bir ihbarla başlayan mücadele, bugün Bodrum’da sivil toplum kuruluşlarının da sahiplendiği, uluslararası düzeye taşınan geniş bir boykota dönüştü.

Buket Uzuner’in Change.org ekibi ve Yunuslara Özgürlük Platformu’yla birlikte düzenlediği basın açıklamasına, 100′ü aşkın Bodrumlu katıldı ve halihazırda süreci takip eden Mavi Yol Girişimi, Bodrum Kent Konseyi, Bodrum Sualtı Derneği, TEMA Vakfı Bodrum Gönüllüleri, Bodrum Gezi Dayanışması ve Bodrum Çarşı taraftar grubu gibi birçok yerel sivil toplum kuruluşu ve oluşum, Bodrum Belediye Meydanı’ndaki boykotta destek için yerini aldı. “Esir Yunuslar İçin Elele”, “Kanlı ticarete dur de! Yunus esaretine destek verme!” ve “Bodrum Çarşı katliama karşı” sloganıyla gerçekleşen eyleme destek verenler arasında Tiyatrocu Kaan Çakır ve Gülbin Yeşil de vardı.

Bodrum Belediye Başkanı Kocadon imza teslimine gelmedi


40 bin imzayı Bodrum Belediye Başkan Vekili Özden Baysal’a teslim eden Buket Uzuner, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte gerekli yasal işlemlerin yapılmasını istedi ve konunun takipçisi olacaklarını dile getirdi. Belediyenin ardından Bodrum Kaymakamı Dr. Mehmet Gödekmerdan ile görüşen Uzuner, meydanda yaptığı basın açıklamasında farklı şehirlerden işlerini ve güçlerini seve seve bırakarak Bodrum’a geldiklerini belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepimiz tutsak yunuslar ve deniz memelilerinin özgürlüğü için buradayız. Geçen yıl yine aynı ekibin ve yerel hayvan haklarını koruma derneklerinin mücadelesine ek olarak 20 bin imzayla Kaş’taki yunus parkını kapattık. Bu sene de Bodrum’daki yunus parkının kapanması için yolları düştük. Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’dan bir ay önce randevu almamıza rağmen kendisinin bize vakit ayırmamasını üzüntüyle karşılıyoruz. Bizimle görüşmeyişinin yunus parklarının kapanmamasıyla ilgisi olmayacak. Çünkü bu parklar kapanacak. Önceki gün TBMM Çevre Komisyonu’ndan Genel Kurul’a çıkan Hayvanları Koruma Kanunu tasarısında yeni yunus parklarının açılmayacağı vurgulanıyor. Bu gelişmeler Türkiye için, çocuklarımız için umut verici gelişmeler. Hayvanlara eziyet eden bir ülke olarak anılmak çocuklarımız için ve gelecek için güzel haberler değil. Gençliğimden beri tabiatla ve hayvanlarla ilgili koruma çalışmalarında yer aldım. Türkiye’nin pek çok sorununun olduğu, bunların küçük önemsiz sorunlar olduğu konusunda eleştiriler alıyorum. Bir problemin küçüğü-büyüğü olmaz. Problemlerin küçük parçaları vardır. Bu da Türkiye’de yaşadığımız problemlerin parçalarından bir tanesi. Toplanan bu 40 bin imza bize dayatılana karşı çıkıyoruz tavrıdır. Mevcut olan parkların kapatılması için de gerekli düzenlemenin yapılması için mücadele edeceğiz çünkü insan tabiatın efendisi değil, bir parçasıdır” dedi.

Basın duyurusundan sonra söz alan Yaban Hayatı Eylem Grubu Başkanı Emekli Büyükelçi Süha Umar ise, “Yunuslara Özgürlük Platformu son derece doğru bir işe el atmıştır. Bodrum’da faaliyette bulunan yunus parkı Türkiye’de geçerli bütün yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bu aykırılık da resmi makamlar tarafından tescil edilmiştir. Bu yunusların ülkeye girmeleri belli ithalat koşulları altında yapılıyor. Bu ithalat koşulları ortadan kalkmıştır. Bu yunuslar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından teyit edildiği gibi Türkiye’de kaçak olarak bulunmaktadır. Yunusların yurt dışına çıkarılması için talimat verilmiştir ama bu talimat aylardır uygulanmamaktadır. Diğer bir husus da, bu yunus parkının gerekli bakanlıklardan izin almamış olmasıdır. Sadece Bodrum Belediyesi’nden usüllere aykırı bir izinle faaliyetini sürdürmektedir. Kaymakamlık’tan isteğimiz ise, yasaların bir an önce uygulanması, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın vermiş olduğu talimat çerçevesinde bu yunusların derhal Türkiye dışına çıkarılması ve korunmasıdır.”

Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı, “2011’den bu yana yetkili makamlara Bodrum Dolphin Park olarak bilinen bu tesisteki tüm hak ve hukuk ihlallerini bildirdik. Bu yıl da başta Yaban Hayatı Eylem Grubu Başkanı emekli büyükelçi Süha Umar’ın ve Bodrum sakinlerinin desteği ile mücadelemizi büyüttük. En son CITES’e (Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Ticaretine İlişkin Sözleşme) ayrıntılı bir başvuru yaparak buradaki hak ve hukuk ihlallerini uluslararası platforma taşıdık. Flipper’ın eski eğitmeni, aktivist Ric O’Barry de tüm dünyada yaptığı gibi, Bodrum yunus parkının kapatılması ve esaret endüstrisinin sonlandırılması için yetkili bakanlıklara başvuruda bulundu. Hep birlikte Bodrum’daki deniz kafeslerinin yıkılması ve yunuslarla birlikte diğer tutsak deniz memelilerinin bir daha esir olmaması için çalışıyoruz. Türkiye çapında hayvan esaretinin sonlandırılması için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ dedi.

Tiyatrocu Kaan Çakır da, basın açıklaması sırasında “Ortakent’te oğlumla yaptığım gezi sırasında 4-5 yunus yanımıza geldi, bizi selamladı ve teknemizin altından geçtiler. Bu mutlu anı oğlumla birlikte yaşama şansı yakaladık. Doğal ortamda caretta carettalara bile rastlamak mümkünken hiçbir canlıyı esaret altında görmek istemiyoruz” diyerek eyleme desteğini dile getirdi.

Mehmet Kocadon’a kınama mesajı

Yunuslara Özgürlük Platformu’nun eylem sonrası web sitesindeki duyurusu ise, “Mehmet Kocadon’un ciddiyetsizliği” başlığıyla yayınlandı: “Bodrum Yunus Parkı’na 2011′de ‘içkili lokanta’ ve ‘yunus gösteri merkezi’ ruhsatını bizzat veren ve ruhsatın altında imzası bulunan Kocadon’un, boğazlarından rahatsız olduğu için imza teslimine gelemediği söylenmişti. Oysa Kocadon, aynı gün, Hürriyet Gazetesi haberine göre arkadaşı Ali Şen’i ziyarete gitmiş, aynı zamanda Peksimet Köyü’ne uğrayarak bunu kendi Twitter hesabında duyurmuştur. Tam da bizim kendisini beklediğimiz ama ‘hasta olduğu gerekçesiyle’ bizi vekiline yönlendirdiği saatlerde… 

Yunuslara Özgürlük Platformu olarak bunu, imza atarak taleplerini dile getiren Türkiye’deki onbinlerce duyarlı vatandaşa ve Bodrumlulara yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz. 2011′den bu yana yaptığımız resmi başvurulara yasal süre içinde bile gerekli yanıtı vermeyen ve ruhsatını verdiği yunus parkıyla ilgili yüzleşmekten çekinen Mehmet Kocadon, bu tavrıyla, bu tesiste belgeleriyle açıkladığımız hak ve hukuk ihlallerine sessiz kalarak ortak olduğunu dolaylı olarak bize beyan etmiştir. Alman sivil toplum kuruluşlarına Bodrum’da yeniden yunus parkı açılmayacağını sözünü verdikten tam iki ay sonra yunus parkı için iş yeri açma ruhsatını imzalayan Kocadon, başta bölge sakinlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının tepkilerine kulak vererek, belediye başkanı olduğu Bodrum’un hayvan hakkı ihlalleriyle anılan bir ilçe olmayacağını tüm Türkiye’ye ve dünyaya göstermek için artık harekete geçmelidir. Sözünü tutmayarak açılmasına neden olduğu Bodrum Yunus Parkı, Türkiye’de kapatılan üçüncü yunus gösteri merkezi olarak diğerlerine örnek olmalıdır. Buket Uzuner, yerel stk’lar ve Yunuslara Özgürlük Platformu temsilcilerinin randevuyla makamında görüştüğü Bodrum Kaymakamı Dr. Mehmet Gödekmerdan da aynı sorumluluğu taşımaktadır.”


Antalya’da yunus parklarına karşı eylem

Bodrum eyleminden bir gün sonra, Antalya Barosu Hayvan Hakları Kurulu ile Antalya Tabip Odası tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Yunus Parklarına Hayır” eylemi gerçekleştirildi. Antalya’daki dört yunus parkı başta olmak üzere Türkiye’deki tüm yunus parklarının acilen kapatılmasını talep eden hayvan hakları aktivistleri, Hayvanları Koruma Kanunu tasarısında yer alan mevcut parkların kapatılmayacağına dair maddeyi eleştirdi ve bu madde Genel Kurul’da kabul edilene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.


Antalya Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkanı Avukat Evrim Ercan, yaptığı açıklamada, yunusların yakalama ve taşıma sırasında uygun olmayan koşullar, ağır şok ve stres gibi nedenlerle yaşamını yitirdiğini anlattı ve gösteri merkezlerine getirilen hayvanların, dört duvar arasında, beton havuzlarda, ömürleri boyunca esarete mahkum edildiklerini aktardı.

Bugünkü Trans Onur Yürüyüşü "Faili Devlet" Diyecek

Bu yıl beşincisi düzenlenen Trans Onur Haftası, bugün 17:00'de Taksim Meydanı tramvay durağından başlayacak onur yürüyüşü ile sonlanacak. Devletin transeksüellere yönelik nefret söylemini beslemesi ve cinayetlere göz yumması sebebiyle bu yılki etkinliğin ana sloganı "Faili devlet" olarak belirlendi. Nefes aldıkları her an ayrımcılıkla burun buruna olan translara "mücadeleniz mücadelemizdir" deme zamanı!



Yeryüzüne Özgürlük olarak biz de geçen yılki Gezi'de öldürülen tüm canlıları anma eylemimizde "faili devlet" ifşasını şu cümlelerle dile getirmiştik:

BASINA ve KAMUOYUNA,
28 Eylül 2013

Gezi Parkı direnişi, bundan tam dört ay önce başladı. Bizzat başbakanın onayıyla her türlü orantısız şiddeti kendinde meşru gören polis, aradan geçen zaman içerisinde birçok insanın canını aldı. Hiçbir şeyden haberi olmayan, insanla aynı havayı soluyan diğer hayvanlar da polisin gazıyla zehirlendi, ses bombası yüzünden kalp krizi geçirdi ve öldü; ancak her zamanki gibi onların can kaybı anılmaya değer bile görülmedi.

Varoluş sebeplerinden birisi, hak ve özgürlüklerin ve bunların arayışında olanların karşısına bir zulüm aracı olarak dikilmek olan devlete öfkemizi bir kez daha haykırmak için buradayız. Devlet, hayata ve onun kökenindeki özgürlüğe karşı yine direndi; pek çok insanla birlikte haddi hesabı olmayacak kadar fazla memeli, kuş, sürüngen, kemirgen ve böceğin canını aldı.

Türkiye Cumhuriyeti, Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’ne taraf olduğu gibi, kendi ulusal mevzuatında da hayvanların yaşam hakkının güvence altında olduğunu iddia ediyor. Ancak ne zaman bir hayvanın yaşamı ve de hakları gasp edilse devlet, sorumluları bulmaktan geri durur ve yeni zulümlerin önlenmesi için kapsamlı çözümler üretmez. Şunu artık çok iyi anladık: Faili meçhul, faili devlet demektir.

Cama kıyana “marjinal” diye kin kusarken, cana kıyana “kahraman” diyen devlet ve devletleşmiş kitleler, Gezi eylemlerinde atılan her ses bombasını düzenin devamı adına alkışladılar. Düzenin devamının, yani istikrarın ve ilerlemenin, ancak kuşların kalp krizi sonucu ağaçlardan patır patır düşmesi ile mümkün olabileceğini gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Her şehir, ormanların ve kumsalların üstüne kurulur. Kurulurken binlerce bitki ve hayvan türünün yok edilişi yetmez; şehirler, iktidar hırsıyla her el değiştirdiğinde de ardında sayısız insan ve hayvan cesedi bırakır. Uygarlığın en büyük kaygılarından biri, doğaya hükmetmek ve onu da militarist zihniyetiyle şekillendirmektir. Kentlerdeki parklar, aslında doğanın mahvedilmesinin yarattığı vicdan azabından kurtulmak için yaratılmış yapay alanlardan başka bir şey değildir. Yine de Gezi Parkı’nı içindeki o “üç beş” ağacın ve onlarda yaşayan “üç beş” hayvanın zarar görmemesi için savunduk, savunuyoruz. Gezi Parkı, en iyi bildiği iş, katletmek ve yok etmek olan devlete rağmen bugün hâlâ yaşıyor.

Hayvanların ulusal mevzuat nezdinde mağdur sıfatına bile layık görülmemesi bize, Yeryüzüne Özgürlük Derneği’ne bir görev yükledi. Mağdur olan hayvanların nasıl zarar gördüğü veya öldürüldüğüne dair tanıklıkları ve görselleri bir araya getirmeye çalışırken yine devletin insanlar üzerinde kurduğu baskıya tanık olduk. Gezi eylemleri boyunca hayvanların zarar gördüğüne veya öldüğüne şahit olan birçok insan, devlet şiddetiyle karşılaşmamak için tanık olmayı reddettiler. Gezi eylemleri boyunca T.C.'nin sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti, teşhiri ve bu ihlallerin sorumlularının belirlenmesi için, topladığımız tanıklık ve görsellerle pazartesi günü devletlerden bağımsız bir vicdan mahkemesi olan, Cenevre'deki Uluslararası Hayvan Hakları Mahkemesi'ne başvuruyoruz. Bunun yanı sıra devletin orantısız olarak kullanarak işkence yasağını delmesine yol açan gaz ve tazyikli kimyasal su kullanımının yasaklanması için kamuoyunu bir kez daha düşünmeye çağırıyoruz. İnsanın yerine mezar taşını, ağacın yerine de AVM’yi seçen zihniyet değişene kadar buralardayız.


YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK DERNEĞİ

19 Haziran 2014 Perşembe

Hayvanları Koruma Kanunu tasarısı, TBMM Çevre Komisyonu'nda son kez görüşüldü ve kabul edildi

Hayvanları Koruma Kanunu için Çevre Komisyonu son kez toplandı. Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkanı Çankaya, bianet'e yeni tasarıyı bianet'e değerlendirdi.


5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesine ilişkin yasa tasarısı ve teklifiyle ilgili Meclis Çevre Komisyonu toplantısı, baroların hayvan hakları kurulu temsilcileri ve Ankara Veteriner Odası’nın katılımıyla gerçekleştirildi.

Komisyon toplantısında birçok tartışma yaşandı, gerginlik nedeniyle toplantıya ara verildi ancak hayvan hakları savunucuları hayvanların lehine bazı kazanımlar elde etmeyi başardı.

* Sahipsiz hayvanlara zarar verilmesi 5199’da eklenecek bir maddeyle cezalandırılacak ve sahipsiz hayvanlar üzerinde debey yapması yasaklanacak.

* Sirkler ve yunus parkları dört sene sonra yürürlüğe girecek bir maddeyle yasaklanacak.

* Hayvanların petshoplarda sergilenmesi yasaklanacak.

“Çalışmalar bitmedi, mücadele yeni başlıyor”

bianet’e konuşan Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkanı Buğcan Çankaya, Komisyon raporunda hayvanlar lehine maddeler yer aldığını ancak bu raporun kanun metnine ne kadar yansıyacağının bilinmediğini söylerken, hayvan hakları savunucularını yasa sürecini takip etmeye çağırdı.

 “Yürürlükteki yasadan daha olumlu bir yasa olacağı düşüncesindeyiz. Hedeflediklerimizin tamamını alamadık ama yine de kazanımlar var. Şimdi Komisyon raporu Meclis Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası milletvekillerimizin ve vatandaşlarımızın oluşturacağı lobilere bağlı.

“Komisyon raporu toplantılarda konuşulanlar üzerinden şekillenecek ama Genel Kurul’a yüzde yüz etki edecek diye bir gerçek yok. Tüm hayvanseverlerin, hayvan hakları savunucularının temkinli olması lazım. Çalışmalar şimdi bitmedi, mücadele aslında bu noktada başlıyor. Çünkü bu bir torba yasa düzenlemesi ve meclisten bir gece saat 3’te de geçebilir.”

Çankaya, toplantıda görüşülmeyen maddelere de dikkat çekti; “Çok önemli iki noktada komisyon çalışma yapmadı. Hayvanların meskenden tahliyesi ve trafik kazasında yaralanması sonucu tedavi masraflarının trafik sigortasına aktarılması konusunda bir tartışma olmadı. Bu bir eksikliktir. CHP’li vekiller Genel Kurul’da bu konudaki önerge vereceklerini söyledi” dedi.

Komisyonda neler konuşuldu?

Avukat Çankaya, Çevre Komisyonu’nda konuşulanları ve alınan kararları şöyle aktardı:

* Hayvanat bahçeleri kapanmıyor. Hayvanat bahçelerinin kapatılmasını ne kadar baskın talep etsek de Komisyonu ikna edemedik, AKP’li vekiller bu konuda olumlu yaklaşmadı. Ülkede 22 tane hayvanat bahçesi olduğunu ve birçoğunun iyi durumda olduğunu, çocuklara hayvan sevgisi aşılanması için televizyon programlarının yeterli olmadığını söylediler. Ancak biliyoruz ki, hayvanat bahçelerinin ticari boyutu büyük. Belediyelerin gelir kapılarından biri olduğu için kapatmak istemiyorlar.

* Hayvanların öldürülmesi, tecavüz edilmesi, işkence edilmesi durumunda kişinin hayvan sahiplenmesinden men edilmesi yönündeki önerge reddedildi. Ancak bu konuda hakimlerin takdir yetkisi var.

* Sahipli hayvanlara zarar verilmesi suçu TCK’daki mala zarar verme suçu kapsamında değerlendirilecek.

* Sahipsiz hayvanlara zarar verilmesi suçu ise 5199 sayılı yasaya eklenen ceza maddesiyle değerlendirilecek. Öldürme eylemi 4 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. İşkenceyle öldürmede ceza arttırımı talebi var.

* Deneylerde AB’de uygulanan 3R prensibinin uygulanmasına karar verildi. Yani hayvan deneylerinin belli bir standardı olacak. Hayvanı da gözeten bir deney ortamı yaratılmaya çalışılıyor.

* Sahipsiz hayvanlara deney yapılması yasaklanıyor. Yasaya “Başıboş hayvanlar deneylerde kullanılamaz” cümlesi giriyor.

* Kara ve su sirklerinin kapanması gündemde ancak bu madde dört yıl sonra yürürlüğe girecek. Yani mevcut sirkler ve yunus parkları gibi mekanlar dört yıl sonra kapanacak. Bu dört yıl içinde yeni sirkler açılamayacak.

* Petshoplarda hayvan tutulmayacak. Yalnızca üretim çiftliklerinde bulunan hayvanlar için ilan verip, tanıtım ve pazarlama yapabilecekler. Dükkanın içinde akvaryum ve kuş harici hayvanları barındıramayacaklar.

* Hayvanların besleme odaklarına hapsedilmesinden vazgeçildi. Bir önceki toplantıda hayvanların toplanıp aşılanması, kısırlaştırılması ve mikroçiplendirilmesi sonrasında besleme odaklarına bırakılması konuşulmuştu. Bundan geri dönüldü. Artık hayvanları okul bahçeleri, camiiler, hastaneler, çocuk parkları gibi yerler haricinde, alındıkları yerlere en yakın noktaya bırakmakla yükümlü olacaklar.

Kaynak: Bianet