2 Nisan 2013 Salı

Artvin'de 4 Bin Hektarda Maden Arama

Artvin'de halk su kaynaklarının olduğu alanın madenciliğe açılmasına tepkili. Yeşil Artvin Derneği Başkanı, aynı bölgede daha önce yürütmeyi durdurma kararı veren mahkemenin şimdi bunu reddettiğine dikkat çekti.



Artvin'de yaklaşık 4150 hektarlık alanın madenciliğe açılmak istenmesine halk tepkili.

Yaklaşık çeyrek asırdır Cerattepe'de 250 hektarlık alanda maden aramasına karşı mücadele veren ve sonunda 2008'de hukuki süreci kazanıp şirketi bölgeden uzaklaştıran yöre halkı yeniden mücadeleye başladı.

2012'de Özaltın şirketine verilen ihlale sonucu Cerattepe ile beraber şehir merkezinin yukarısındaki mahalleleri, Kafkasör Yaylası'nı ve Genya Dağı'nı da kapsayan yaklaşık 4150 hektarlık alan madenciliğe açılmak isteniyor.

Bu alanda altın, bakır, çinko, gümüş madenciliği yapılmak isteniyor.


R.Ç. Davasında Arbede

Diyarbakır'da eşcinsel olduğu için öldürülen R.Ç. davasında, sanık yakınlarıyla aktivistler arasında arbede yaşandı. R.Ç.'nin annesi, amcalar hakkındaki şikayetini geri aldı, "Benim çocuğum eşcinsel değil" dedi.


Diyarbakır'da eşcinsel olduğu için 17 yaşında öldürülen R.Ç.'nin babası ve iki amcasının ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasıyla tutuklu yargılandığı davanın dördüncü celsesinde, sanık yakınları ve davayı izlemek için adliyeye giden aktivistler arasında arbede yaşandı.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada R.Ç.’nin annesi, amcalar hakkında yaptığı şikayeti geri çekti.

bianet’e konuşan avukat Fırat Söyle, duruşma öncesinde gergin bir hava olduğunu, sanık yakınlarının aktivistlere saldırdığını ve hakimin herkesi dışarıya çıkardığını aktardı. Söyle duruşmada yaşananları şöyle anlattı:

Kitap Sınırlaması Bitti, Hak İhlalleri Sürüyor

ÇHD’li avukatlar, Tekirdağ F tipi hapishanelerindeki hak ihlallerinin sürdüğünü, 10 kitap sınırlamasının da mahpusların direnme ihtimaline karşı geri çekildiğini anlattı.


Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F tipi cezaevlerindeki 10 kitap sınırlaması cezaevi idaresinden gelen açıklamayla kaldırıldı.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Cezaevi İzleme Komisyonu, bugünkü basın açıklamasında Tekirdağ 1 ve 2 Nolu cezaevlerindeki hak ihlallerini ve kitap yasağını anlattı.

Avukatlar Evrim Deniz Karatana, Halil Kocabaş ve Ekim Selimoğlu’nun söz aldığı toplantıda, “cezaevi idarelerinin, yasağın Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir yazıyla bitirildiğini tutuklu ve hükümlülere Cuma günü açıkladığı” ifade edildi.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Antalya Çıralı'da Köpek Katliamı

Çıralı'da günlerdir hayvan katliamı dehşeti yaşanıyor. Hayvanseverler, hayvan zehirlenmelerinin önüne geçilmesini istiyor.



Antalya'nın eşsiz doğasıyla ünlü turizm cenneti Çıralı'da günlerdir hayvan katliamı dehşeti yaşanıyor. Ormanlık alana bırakılan zehirli balıkları yiyen çok sayıda köpek ve tavuğun ölmesi üzerine Çıralı'ya gelen yetkililer inceleme başlattı.

Hayvan sahipleri Olimpos ve Çıralı'da sıklıkla gündeme gelen hayvan zehirlenmelerinin önüne geçilmesini isterken, Veteriner Hekim Olgun Aslan, kısır döngüye dönüşen sorunun çözümü için hayvan sahipleri ve kurumların işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.


30 Mart 2013 Cumartesi

Trans Kadına Kaplıca da Yasak

Pembe kimliği olan trans bir kadının, Balıkesir'deki kaplıcanın havuzuna girmesine izin verilmedi. Kırancı savcılığa şikayette bulundu.

Balıkesir’e Gönen’de, Dağ Ilıcası Kaplıcası’na giden biri trans, iki kadının havuza girmesi otel yönetimi tarafından engellendi.

bianet’e konuşan İstanbul LGBTT’den Ebru Kırancı, sevgilisi ile birlikte gittiği kaplıcada ayrımcılığa uğradığı için Gönen Savcılığı’na şikayette bulunduğunu belirtti.

Kırancı olayı şöyle anlattı:

“Dün gece sevgilim ile birlikte otele giriş yaptık. Kaydımızı yaptırıp kimliklerimizi verdik. Ardından kadınlar havuzuna girdik. Ancak bu sabah tekrar havuza gittiğimizde, otel müdürü ‘Hayır beyefendi, giremezsiniz’ dedi. Ben de ‘Ne beyefendisi’ dedim, dün kadınlar matinesine gittiğimizi söyledim. Dün hiçbir sorun yaşanmamış olmasına rağmen hakkımızda şikayet olduğunu iddia etti. Erkek olduğumu ve havuza giremeyeceğimi söyledi. Sevgilim de kadın olduğumu anlatmaya çalıştı. Zaten otele kayıt yaptırırken pembe kimliğimi de görmüşlerdi. Benim 15-20 yıldır pembe kimliğim var.

“Üzerimizde bornozla bizi dışarıda beklettiler. Jandarma çağırmalarını istedim, çağırmadılar. Biz de önce jandarma karakoluna, oradan savcılığa gittik. İfade verdik, şikayetçi olduk.

“Ayrımcılığa uğradım. Bu tür söylemler insanları ötekileştiriyor, hedef gösteriyor, nefret suçları böyle işleniyor.” 

Kaynak: Bianet

29 Mart 2013 Cuma

Hak Örgütleri Roboski Raporunu Protesto Etti

İHD, TİHV, MAZLUMDER ve Roboski için Adalet Girişimi, Meclis önünde yaptıkları eylemle, alt komisyonun Roboski katliamı raporunu geri çekmesini istedi.


Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na Uludere Alt Komisyonu’nun hazırladığı rapor taslağının kabul edilmesine hak örgütleri tepki gösterdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) ve Roboski için Adalet Girişimi, Roboski katliamında kasıt olmadığını öne süren ve sorumlular hakkında bilgi vermeyen raporla ilgili, Meclis’in Çankaya Kapısı önünde dün bir eylem gerçekleştirdi.

Eylemde konuşanlar, raporun geri çekilmesini ve katliam aydınlanıncaya kadar herhangi bir raporun açıklanmamasını istediler.

26 Mart 2013 Salı

Sevag “Kaza” ile Öldürülmüş

Sevag Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili görülen davada Balıkçı’nın kazayla öldürüldüğü kararı çıktı ve sanık Ağaoğlu’na 4 yıl 5 ay ceza verildi.


Ermeni soykırımının 96. yıldönümünde, 24 Nisan 2011’de zorunlu askerlik yapan Sevag Balıkçı’nın ölümüne neden olan er Kıvanç Ağaoğlu 4 yıl 5 ay ceza aldı.

Diyarbakır 2. Hava Taktik Komutanlığı’ndaki Askeri Mahkeme’de görülen davanın 12. duruşmasında mahkeme heyeti Ağaoğlu’nun Balıkçı’yı kasten öldürmediğine, ölümün kazayla gerçekleştiğine hükmetti.

Diyarbakır'da duruşmayı takip eden "Sevag İçin Adalet Girişimi"nden Ermeni okulları yöneticisi Garo Paylan, önceki duruşmada savcının Ağaoğlu’nun Balıkçı’yı kasten öldürdüğüne ilişkin emareye rastlanmadığını belirtmesi üzerine kendi mütalaalarını mahkemeye avukatlar aracılığıyla sunduklarını söyledi.


"Dövene Değil, 'Mukavemet Edene' Dava Açılıyor"

İHD ve TİHV’in 2012 hak ihlalleri raporuna göre, polis devleti uygulaması devam etse de barış süreci umutların artmasını sağladı. Raporda, işkence ve yaşam hakkı ihlallerinde cezasızlığa da dikkat çekildi.


İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) ortak hazırladığı “2012 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporu” bugün açıklandı.

Raporda önemli yer ayrılan barış süreciyle ilgili, geçmişte yaşanan hak ihlallerinin soruşturulması için hakikat komisyonları kurulmasının önemine dikkat çekildi. Ayrıca, köy koruculuğu sisteminin de kaldırılması gerektiği ifade edildi.

613 sayfalık raporda, barış süreciyle ilgili değerlendirmelerin ve hak ihlalleriyle çözüm önerilerinin yanı sıra şu ana başlıklar yer alıyor:

Yaşam hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü, sığınmacı ve göçmenlere yönelik ihlaller, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, İHD yönetici ve üyelerine yönelik baskılar, toplantı ve gösteri özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkına yönelik ihlaller, ekonomik ve sosyal haklar, eğitim ve kültürel haklar, çevre hakkı, yerleşim ve mülkiyet hakkı, sağlık hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, engelli hakları, ayrımcılık, doğal afetler.

Raporda ayrıca 2012 yılında Türkiye’de yapılan hak ihlallerinin rakamlara dökülmüş bilançosu da yer alıyor. Raporda özetle şu değerlendirmeler yer aldı:


22 Mart 2013 Cuma

SOKAKTA TECAVÜZ VAR!

Basına ve Kamuoyuna,

10 Mart sabahı saat 4 civarında, kalabalığın yoğun olduğu Taksim’in göbeğinde, herkesin gözü önünde bir kadına tecavüz girişiminde bulunuldu. Her gün binlerce kişinin kullandığı dolmuş duraklarının hemen yanında yaşanan bu şiddete etraftaki esnaf dahil olmak üzere pek çok kişi tanıklık etmesine rağmen, hiçkimse tepki göstermedi. O esnada oradan geçmekte olan bir arkadaşımız tecavüz girişiminde bulunan 6 kişiye müdahele etmek istediğinde, tüm esnaf ve gelen geçenin gözleri önünde bu kişiler tarafından darp edildi. Saldırıya uğrayan kadın ise bu kişilerce kaçırılmış ve halen durumu bilinmemektedir.

Bu şiddet olayı İstiklal Caddesi üzerindeki Mis Sokak'ın aşağısında, Tarlabaşı Bulvarı'nda 7/24 açık Muharrem Berber ve Ciğer-i İstanbul'un hemen önünde gerçekleşmiştir. Her gün bindiğimiz bu dolmuşların önünde, binlerce arabanın geçtiği işlek bir cadde üzerinde, çevreden hiçbir tepki almadan alenen tecavüz girişiminde bulunulabiliyor olması, duruma tek müdahale etmeye çalışan arkadaşımızın yine çevredekilerin gözleri önünde ağır bir şekilde darp edilmesi biz aşağıda imzası bulunanları dehşet içinde bırakmaktadır.

Bu olaydan sonra başvurulan polis merkezi, bölgedeki MOBESE kamerasının olay mahalini çekmiyor olduğunu belirtmiş ve bu nedenle kamera kayıtları aracılığıyla saldırganların eşkal tespitinin yapılamayacağını ima etmiştir. Emniyet Müdürlüğü tarafından “Polisin dijital gözü” olarak lanse edilen; “Polis uyur, MOBESE uyumaz” sloganıyla duyurulan ve üstün HD özellikleri gururla vurgulanan MOBESE'lerin de bulunduğu olay yerinde gerçekleşen böyle bir şiddetin, ne hikmetse kameralara yansımamış olması kabul edilemez. Dahası, polisin saldırıya uğrayan kadının seks işçisi olduğuna dair "şüpheleri"; tecavüz girişimine uğramış, kaçırılmış ve akıbeti bilinmeyen kadının uğradığı şiddeti normal, hatta reva görmelerine, dolayısıyla bu konuda araştırma yapmaya gerek duymamalarına neden olmaktadır. Oysa ki yasalar, cinsel saldırı suçuna maruz kalan kadın ve/veya çocuk hakkında herhangi bir ayrım yapmaksızın, suça maruz kalan kişilerin özel hayatları ile ilgili hiçbir sorgulama yapmaksızın, suçu ortaya çıkarmak, failleri tespit etmek ve failler hakkında gerekli yasal süreçleri işletmek için, derhal, özenle araştırma ve soruşturma yapmak yükümlülüğünü kolluk güçlerine, soruşturma ve kovuşturma makamlarına yüklemektedir.

Biz her gün bu sokaklardan geçenler, her gün bu duraktan dolmuşa binenler, çevredeki esnafın ve polisin kayıtsızlığını ifşa ediyoruz ve kınıyoruz. Darp edilen arkadaşımızın hukuki mücadelesinde yanında olacağımızı ve vakanın "delil yetersizliği" iddiasıyla faili meçhul kalmasına izin vermeyeceğimizi açıklıyoruz. Acilen olay gününe, olay günü öncesi ve sonrasına ait kamera görüntülerinin değiştirilmeden ve silinmeden soruşturma dosyasına getirilmesini ve olayın tanığı olan ve darp edilen arkadaşımıza bir örneğinin verilmesini talep ediyoruz. Buna ek olarak, saldırıya uğrayan kadını bulmaya yönelik her türlü etkili araştırmanın bir an önce yapılması gerektiğini hatırlatıyoruz.

İMZACILAR:

AKA-DER Kadın Faaliyeti, Anarşist Kadınlar, Bağımsız Feministler, Bilgi Gökkuşağı LGBT Kulübü, Boğaziçi luBUnya, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü, Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu, Cinsiyetçilikten Heteroseksizmden ve Eril Şiddetten Rahatsız Erkekler, DİSK'li Kadınlar, Eğitim-sen İstanbul Üniversiteler Şubesi Kadın Komisyonu, Emekçi Hareket Partili Kadınlar, Emek Partisi'nden Kadınlar, Eşitlik İzleme Grubu, Feminist Yaklaşımlar Dergisi, Gökkuşağı Kadın Derneği, Halkevci Kadınlar, İlerici Kadınlar Dayanışma Derneği, İllet, İMECE Kadın Sendikası, İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul İHD Kadın Komisyonu, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Kadın Kapısı Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kaos GL, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, MSGSÜ Flu Baykuş, ÖDP'li Kadınlar, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, SDP'li Kadınlar,Sosyalist Feminist Kolektif, Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, RADAR- İstanbul Üniversitesi Eşcinsel Biseksüel ve Transgender Topluluğu, TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu, Yeni Demokrat Kadın, Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Yeşiller ve Sol Gelecek Partili Kadınlar.

21 Mart 2013 Perşembe

Altın Madeni Atıkları İçme Suyuna Karıştı, Köylülere Ceza Verildi



Kaz Dağları'nda altın aramaya karşı çıktıkları için üç köylü, üç ay Kaz Dağlarına çıkma yasağı aldı; her biri hakkında 7 bin 200 dolardan tazminat davası açıldı.


Üç köylü, Kaz Dağları'nda altın aramaya karşı çıktıkları için üç ay dağlara çıkamadı; ayrıca her biri hakkında 7 bin 200 dolardan tazminat davası açıldı.

Kaz Dağları'nda 2007'dan beri devam eden siyanürlü altın arama çalışmalarına farklı köylerden insanlar, doğalarını ve sağlıklarını tehdit edeceği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Çanakkale'nin Bayramiç'teki Karaköy Köyü de bunlardan biri.

Köyde altın arama faaliyetini taşeron firma Spectra aracılığıyla yürüten Kuzey Biga Madencilik A.Ş., köydeki üç kişi hakkında işlerini aksattığı gerekçesiyle dava açtı.

Üç köylü, Türk Ceza Kanunu'nun tedbir hükümleri çerçevesinde üç ay Kaz Dağları'na çıkma yasağı aldı; süreleri iki gün önce doldu.

Ayrıca şirket, üç kişi hakkında her birine 7 bin 200 dolardan tazminat davası açtı; henüz duruşması görülmedi.

"Sondaj aşamasında derelerden pislik akıyor"

Hakkında dava açılanlardan bianet'e konuşan Mustafa Gönenç şöyle konuştu:

"Biz dağlarını seven insanlar olarak altın aramasına karşıyız ve onların buradan gitmesini istiyoruz. Siyanürlü altın arama işlemleri daha başlamadan sondaj aşamasında dahi derelerden pislik akmaya başladı. Kimyasalları sularımıza karıştı. İnsanlar kendi sularını içememeye başladı.

"38 yıldır bu köyde kalıyorum, birileri zengin olacak diye niye suyumdan, ormanımdan, havamdan olayım ki. Daha önceleri çok bilgi sahibi değildik ama şimdi anladık ki bu altın arama bizim köyümüzü mahvedecek."

Sondaj patladı iddiası

Geçen hafta, Karaköy Köyü ile Kızılelma Köyü arasında altın madeni araması sırasında sondaj borularının patlayıp atıkların içme suyuna karıştığı iddia edilmiş; Karaköy muhtarı suç duyurusunda bulunmuştu. Karaköy halkı kimyasal atıkların suya karışma tehlikesine karşı Spectra isimli şirkete yürümek istemişti.

34 noktada altın arama

Doğal güzellikleri ve yer altı zenginlikleriyle tanınan Kaz dağlarında, 16 yerli ve yabancı firma 400 bin ton siyanür kullanarak 34 noktada altın aramak üzere ruhsat aldı. Ruhsat alınan noktalar, Bayramiç, Çan, Lapseki, Biga, Ezine, Ayvacık ve Yenice ilçeleri sınırları içinde bulunuyor.

Bölgedeki 2 milyon insanın temiz su kaynağı da olan Kaz dağlarında yapılacak olan bu tahribat, tüm bitkisel üretim ve tarımla geçimini sağlayan 750 bin insanın yanında yüzlerce tür canlıyı ve 10 milyon zeytin, kiraz, şeftali ve elma ağacını da ciddi biçimde tehdit altına alacak.

Bölge halkı, 2007'den beri siyanürle altın arama faaliyetlerine karşı tarıma büyük ölçüde zarar vereceğini bu kazıların başta yeraltı suları olmak üzere tüm çevrede kirlilik yaratacağını ve kanser vakalarına da sebep olacağını belirterek mücadele ediyor.

Kaynak: Bianet

17 Mart 2013 Pazar

Newroz Barışa Vesile Olsun!

Van, İzmir, Mersin, Bingöl, Mardin, Dersim, Mardin, Erzincan, Adıyalan-Kahta ve Bulam, Antep, Mardin-Midyat, Urfa-Hilvan, Şırnak , Ceylanpınar, Antalya, Muğla, Manisa, Aydın, Ankara, Kırşehir, Eskişehir ve Konya 'da kutlanan Newroz'da herkes barış dedi. İstanbul'da da onbinlerin katıldığı Newroz kutlamalarında sahneden ve sahne arkasından barış sürecine destek verildi ve destek talep edildi.


Onbinlerce kişinin katıldığı Newroz Bayramı İstanbul'da "Barışa destek" mesajıyla kutlandı. 

Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) 21 Mart'ta Diyarbakır'da finalini yapacağı Newroz kutlamalarının İstanbul'daki ayağı her sene olduğu gibi yine Kazlıçeşme'de yapıldı.  

Geçen sene valilik kararıyla "yasaklı" hale getirilerek polisin en ufak kalabalığa gazla müdahale ettiği Newroz'un aksine bu sene tam bir şenlik havası vardı. 

Soğuk havaya rağmen sabah saat dokuzda binlerce kişi miting alanını doldurmaya başladı. 

Bianet haberinin devamı için tıklayın.

15 Mart 2013 Cuma

Dikmen Vadisi'nde Silahla Mahalle Baskını Var, Polis Yok

Avukat Büyükçulha, Dikmen Vadisi’nde taşeron şirketin “inşaat var” diyerek işsiz kişileri yevmiye karşılığı topladığını ve bu kişileri yöre halkıyla karşı karşıya getirdiğini ifade ediyor.


Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm amacıyla Dikmen Vadisi’nde yıkım için açtığı ihaleyi kazanan şirket, bir kepçe ve pompalı tüfekli, sopalı kişilerle birlikte Vadi’ye girmek istedi.

Yöre halkının tepkisiyle karşılaşan şirket elemanları bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Yaşananlar hakkında bianet’e bilgi veren yöre sakinlerinden Avukat Ender Büyükçulha, Büyükşehir Belediyesi’nin 2006’dan bu yana Dikmen Vadisi’nde kamu yararına değil, rant amacıyla yürütülen kentsel dönüşüm uygulamasını hayata geçirmek amacında olduğunu belirterek, buradan kaynaklı yöre sakinleriyle Belediye arasında ciddi uyuşmazlıklar olduğunu belirtti.


GÖÇ VAKFI 2012 ÇOCUK RAPORU: En Az 575 Çocuk Yaşamını Kaybetti

Göç Vakfı'nın raporuna göre, 2012'de binlerce çocuk hak ihlali yaşandı. Bu olaylardan 5285 çocuk etkilendi, en az 575 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi.

Göç Vakfı’nın 2012’deki çocuk hak ihlallerine dair hazırladığı rapora göre, geçen yıl en az 5285 çocuğun hak ihlallerinden etkilendi. Yaşam hakkına yönelik ihlallerde en az 575 çocuk yaşamını kaybetti.

Raporda yer alan verilerin bazıları şöyle:

* Yaşam hakkına yönelik ihlallerde, en az 575 çocuğun yaşamını kaybetti, 597 çocuk yaralandı.

* Çocuğun korunması hakkına yönelik ihlallerden 995 çocuğun etkilendi.

* Çocuğa özgü adalet sistemi başlığı altında yaşanan hak ihlallerinden 367 çocuk etkilendi.

* Eğitim hakkı kapsamında yaşanan hak ihlallerinden 102 çocuk etkilendi.

* İşkence ve kötü muamele görmeme hakkı kapsamında yaşanan hak ihlallerinden 14 çocuğun etkilendiği tespit edildi.

* Silahlı çatışma ortamında çocukların korunması kapsamında yaşanan hak ihlallerinden 38 çocuk etkilendi.

* Sağlık hakkı kapsamında yaşanan hak ihlallerinden, okul sütü projesinden etkilenen çocuklar da dahil toplam 2623 çocuk etkilendi.

14 Mart 2013 Perşembe

Köylülere Polis Müdahalesi: 15 Gözaltı


Antalya’da, hükümetin belirlediği rayiç bedelleri yüksek buldukları için günlerdir eylem yapan ve bu sabah da Antalya- Isparta karayolunu trafiğe kapatan 2B hak sahiplerine polis sert şekilde müdahale etti. 15 kişi gözaltına alındı.

Hükümetin belirlediği rayiç bedelleri yüksek buldukları gerekçesiyle bir aydır eylem yapan Antalya’daki 2B hak sahipleri, bu sabah yine Antalya- Alanya Karayolu üzerindeki Aksu Kavşağı’nda toplandı.

BirGün'ün haberine göre yolu kapatmaya çalışan köylüler, kendilerine izin vermeyen çevik kuvvet ekiplerinden seraların arasına girerek kurtuldu. Yola inerek kaldırım taşı, beton direk ve çöp konteynerleriyle barikat kurmaya çalışan eylemcilere polis tarafından sert müdahale edildi.

Yaklaşık 3 kilometre yürüyen köylülere, Aksu İlçesi girişinde yolu kalkanlarla kesen polisler saldırdı. Yola oturmak isteyen kadınlar, uyarıların ardından karga tulumba yoldan kaldırıldı.

Müdahaleyi sertleştiren polis, 15 kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltına alınan 15 kişinin serbest bırakılması için Aksu Belediyesi'ne kadar yürüyen köylülerin bekleyişi sürüyor.

Yandaşa bir yurttaşa dört

CHP Milletvekili Gürkut Acar Antalya’da 2B arazilerinin fiyatlandırılmasında AKP’nin yandaşlarını koruduğunu söyledi. Acar, TBMM’de 2B arazilerinin satışı ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Acar, "Fiyatların en düşük olduğu yerlerin, AKP'li bir milletvekiliyle bağlantısı olmasını tesadüfle açıklamak mümkün değildir. Siz partililere, yandaşlara 1, vatandaşa 4 derseniz vatandaş da isyan eder" diye konuştu. CHP Milletvekili Acar, AKP’li Antalya Milletvekili Hüseyin Samani'nin rayiç bedelleri düşük belirlenen 4 köyle bağlantısı olduğunu iddia ederek, "Alaylı, Kurşunlu, Güloluk ve Murtana köylerinde belirlenen metrekare başına fiyatlar, 5 ila 20 TL arasında değişiyor. Fiyatların en düşük olduğu yerlerin AKP'li bir milletvekiliyle bağlantısı olmasını tesadüfle açıklamak mümkün değildir. O zaman bu fiyat her bölgede geçerli olsun. Herkes alsın arazileri. Siz partililere, yandaşlara 1, vatandaşa 4 derseniz vatandaş da isyan eder" dedi.

Kaynak: Haberlink

13 Mart 2013 Çarşamba

"Avcılar'daki Transfobik Saldırılar Can Almaya Başladı"


LGBT Örgütleri Avcılar’da trans kadın Seda’nın darp edilmesi ve sonrasında ölmesi nedeniyle yaptıkları basın açıklamasında “Biz bu oyunu gördük! Seyirci Kalmayacağız!” dedi.

LGBT Örgütleri Avcılar’da trans kadın Seda’nın darp edilmesi ve sonrasında ölmesi nedeniyle yaptıkları basın açıklamasında “Biz bu oyunu gördük!  Seyirci Kalmayacağız!” dedi.

İstanbul Avcılar’daki Meis Sitesi yakınlarında beş gün önce darp edilmiş bir şekilde bulunup Bakırköy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan trans kadın Seda 10 Mart Cuma günü yaşamını yitirmişti.

Hebun Diyarbakır LGBTT Derneği, Kadın Kapısı, Kaos GL Derneği, Lambdaistanbul Derneği, İstanbul LGBTT Derneği, Pembe Hayat LGBTT Derneği, Siyah Pembe Üçgen Derneği ve SPoD  LGBT imzasıyla yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Nefret çığırtkanlıklarının polis tarafından ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmesi, sonrasında aynı polisin fuhuş suç olmadığı halde ve Meis Sitesinde oturan translara fuhuş yaptıkları gerekçesiyle gözaltı ve sonrasında kabahatler kanuna göre para cezaları kesilmesi, evlerinin mühürlenmesi Avcılar’daki trans kadınları açık hedef haline getirdi.  

“Meis Sitesindeki transfobik saldırılar can almaya başladı. ‘Avcılar’da travesti istemiyoruz’ diyerek başlayan süreç bir trans kadının canını aldı!

“Trans cinayetleri politik cinayetlerdir. Katilleri Biliyoruz! Katiller sadece; silahı, bıçağı tutanlar değildir. Katil, trans bireyleri temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bir şekilde yaşamaya zorlayan sistemdir. Bu sorunları çözmek için çaba göstermeyen ve bu cinayetlere sessiz kalan, yasal düzenlemeler yapmayan yetkililer de kişiler de katildir!”

Kaynak: Bianet

2012 yılında en az 279 inşaat işçisi hayatını kaybetti

Ölümle sonuçlanan kazalara neden olan işçilerin sağlıksız barınma koşulları ile hazırlanan raporda, elektrik kablolarının arasında, kalabalık konteynırlarda kalan işçilerin durumunu gözler önüne serdi.

İnşaat İşçileri Derneği, geçen sene Marmara AVM inşaatında 11 işçinin yanarak ölmesiyle gündeme gelen inşaat işçilerinin barınma koşullarıyla ilgili bir rapor yayımladı.

Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak görülen inşaat sektörü, aynı zamanda “iş kazaları”nın ve hak gasplarının en yoğun yaşandığı sektörlerin başında geliyor.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre, 2012 yılında en az 279 inşaat işçisi hayatını kaybetti. 2013'ün ilk iki ayında da bu sayı en az 29.

“İş kazası” denilen bu olaylarda işçiler, düşme/ezilme/yanma/zehirlenme/cisim çarpması/elektrik çarpması/araç kazası gibi olaylar neticesinde yaşamını yitiriyor; önemli bir bölümü de, şantiyelerdeki sağlıksız barınma koşulları nedeniyle hayatını kaybediyor.

Milli Parklar İmara Açılıyor

Meclis gündemindeki "tabiat kanunu" doğal alanlardaki korumayı kaldırıyor ve kıyılar ve ormanlar başta olmak üzere doğal alanlar ve sit alanlarını yatırımlara açıyor . Ormanlar, sulak alanlar, kıyılar "üstün kamu yararına" kurban edilecek.

Meclis gündemindeki "tabiat kanunu" doğal alanlardaki korumayı kaldırıyor ve kıyılar ve ormanlar başta olmak üzere doğal alanlar ve sit alanlarını yatırımlara açıyor . Ormanlar, sulak alanlar, kıyılar "üstün kamu yararına" kurban edilecek.

Belgrad Ormanı üzerine çok yıldızlı Rezidans kurulması, Manyas Gölü Kuş Cenneti'nin havaalanına dönüştürülmesi gibi şu anda imkansız görünen girişimler çok yakında mümkün olabilir. 2010 yılından bu yana Meclis'te bulunan ve doğal alanların talanına izin veren Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, önümüzdeki günlerde Genel Kurulu'da görüşülecek. Defalarca değişen ve her düzenlemesi büyük tartışmalara neden olan tasarı, Çevre Komisyonu'nda kabul edildiği haliyle tartışmalara yol açtı.

Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na gelmesi beklenen "Tabiat Kanunu" halen çeşitli yasalarla koruma altına alınmış olan kıyılar ve ormanlar başta olmak üzere doğal alanlar ve sit alanları gibi "doğal alanlardaki" korumayı kaldırıp, bu alanları yatırımlara açarken, koruma alanlarıyla ilgili kararlarda Orman ve Su İşleri Bakanlığı tek yetkili kılıyor.


12 Mart 2013 Salı

Gazi'de 18 Yıllık Adalet Özlemi

Gazi Katliamı'nın üzerinden tam 18 yıl geçti. Katliamda ölen 22 kişi mahallede yapılan yürüyüşle anıldı, saldırıların gerçekleştiği yerlere karanfiller bırakıldı.


18 yıl önce Gazi Katliamı’nda öldürülen 22 kişi Gazi Mahallesi’ne düzenlenen yürüyüşle anıldı.

Öldürülenlerin aileleri ilk olarak Alibeyköy Mezarlığı'nda Mümtaz Kaya ve Fevzi Tunç’un mezarlarını ziyaret etti. Ardından mahalleye gelen aileler anmaya gelenlerle birlikte Gazi Mezarlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Yol boyunca Gazi olaylarının başlatan silahlı saldırının yaşandığı  Öntaş, Dostlar ve Yavuz kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi'nin önüne karanfiller bırakıldı. 

Aileler mahallede yaptıkları açıklamada “Tam 18 yıldır adalet özlemimiz sürüyor” dedi.


“Sokakları Terk Etmeyeceğiz”

İstanbul 8 Mart Kadın Platformu, Kadıköy’de yapılan 8 Mart mitinginde Bursaspor taraftarlarının Kürt kadınlara yönelik saldırısının münferit olmadığını ve polisin saldırılara seyirci kaldığını söyledi.


İstanbul 8 Mart Kadın Platformu, dün akşam düzenlediği eylemle Pazar günü Kadıköy’de yapılan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mitinginde Kürt kadınlara yönelik saldırıyı kınadı. Açıklamada saldırının münferit bir vaka olmadığı ve polisin saldırılara seyirci kaldığı belirtildi.

“Sokakları terk etmeyeceğiz, faşizme teslim olmayacağız. Kadınlar hesap soruyor” pankartıyla Kadıköy’deki Eminönü İskelesi önünde gerçekleşen eyleme Barış ve Demokrasi Partisi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Gençlik Muhalefeti, Sürekli Devrim Hareketi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi Sosyalist Kadın Meclisi üyelerinin de aralarında olduğu kadınlar katıldı.


11 Mart 2013 Pazartesi

Samatya'daki nefret suçları: "Madem Katil Belli, Neden Dosya Gizli?"

Samatya saldırılarının şüphelisi M.N. ile görüşen avukat Eren Keskin, dosyadaki gizlilik kararının kaldırılmasını ve şüphelinin ruh sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını talep etti.

Avukat Eren Keskin, Samatya'daki saldırılarla ilgili tutuklanan Ermeni M. N.'nin dosyasındaki gizlilik kararının kaldırılması gerektiğini bu sayede kafadaki soru işaretlerinin ortadan kalkabileceğini söyledi.

Samatya'da yaşlı kadınlara yönelik biri Maritsa Küçük'ün cinayeti ile sonuçlanan saldırılarla ilgili Ermeni M. N.  geçtiğimiz hafta tutuklandı.

"M.N.'nin yanında başkaları var mıydı?"

Konuyu başından beri takip eden İnsan Hakları Derneği (İHD) binasında yapılan toplantıda M.N.'yi cezaevinde dün ziyaret eden avukat Eren Keskin söz aldı.

Keskin, M.N.'nin görüşme sırasında sürekli ağladığını "Sen mi yaptın?" sorusuna "Hiçbir şey hatırlamıyorum ancak polisler öyle diyorsa yapmışımdır" dediğini aktardı.

"Benim izlenimim, M.N.'nin hasta bir kişiliğe sahip olduğu yönünde. Bu saldırıların sorumlusu M.N. olabilir de olmayabilir de. Eğer o ise bu saldırıları tek başına yapmamış da olabilir. Çünkü fiziksel olarak tek başına yapabilecek olduğu izlenimine kapılmadım. Görgü tanıkları da arabada iki kişinin beklediğinden bahsediyordu. Ayrıca M.N. madde bağımlısı ve bir müddet tedavi görmüş. Yani kullanılmaya müsait bir kişilik yapısı var."